Tarihi bir zaman diliminden geçiyoruz. Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolü, yakın tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar etkili olmadı. Sadece Karabağ'da, Libya'da ve en son Suriye'de küresel güçlerin attığı kördüğümü çözmesi bile gözlerin Türkiye'ye çevrilmesine yetti. Afrika'dan Pasifik'e, Balkanlar'dan Kafkaslar'a uzanan etki alanını saymıyorum bile...
İşte bu Türkiye, bugünlerde "yolsuzluk" iddialarını perdelemeye çalışan CHP tarafından, tıpkı MHP lideri Devlet Bahçeli'nin dediği gibi bir noktaya taşınmak isteniyor:
"Türkiye'yi sokaklara sıkıştırmak ve nefes alamaz hale getirmek amacıyla dışarıdan tazyikli faşizan bir kalkışma yaşanmıştır."
Oysa tam da bugünlerde ülke, 50 yıllık terör prangasını tarihin çöp sepetine gönderme çabası içinde. Herhâlde dikkatinizi çekmiştir, CHP ve destekçilerinin gündeminde terörü bitirme gibi bir konu yok. Böyle bir mesele umurlarında bile değil. Yolsuzluk iddialarının üstünü örtmek için verdikleri çabanın onda birini bile "terörü" bitirmek için vermiş değiller. Bu da hiç şaşırmadı. Ne zaman Türkiye, CHP'nin soruna dönüştürdüğü Kürt meselesini çözmeye kalksa veya terörü bitirme noktasına getirse CHP mutlaka bir bahane buldu ve engel oldu.
Hatırlayın Gezi kalkışması da böyleydi. Bu yüzden bugünkü yolsuzluk bahanesiyle sokakların yangın yerine çevrilmesinin PKK'nın silah bırakmasıyla aynı zamana denk düşmesi tesadüf değil. Hatta CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, İngiltere'ye yalvarmasıyla, CNN demeciyle, FETÖ'cü Enes Kanter'in hatta tescilli bir Türkiye düşmanı olan Michael Rubin'in aynı zehirli dili aynı kanallarda kullanmaları da tesadüf değil.
Türkiye karşıtı cephede böyle bir tablo varken, Başkan Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli, bırakın ellerini gövdelerini taşın altına koyarak 50 yıllık PKK terörünü bitirmek için "terörsüz Türkiye" projesini hayata geçirme derdinde. CHP lideri Özel ne yapıyor? Sokağı ateşlemek için gençleri kışkırtıyor. Siyonist İsrail'i destekleyen markalara karşı susarken, yerli markaları karşı boykot çağrısı yapıyor. Ucuz ve marjina l bir siyasetçi örneği veriyor. Umarız bu kışkırtıcı di l Kobanivari bir vandalizme yol açmaz.
CHP'nin bu kirli operasyonu sadece yolsuzluk iddialarının üstünü örtmedi aynı zamanda MHP lideri Bahçeli'nin Nevruz Bayramı'ndan bir gün önce 20 Mart'ta yaptığı tarihi açıklamayı da gölgede bıraktı: "Bizim tasavvur ve teklifimiz Hıdırellez'in arifesinde, mesela 4 Mayıs 2025 Pazar günü Muş'un Malazgirt ilçesinde DEM Partili belediye başkanının destek, katkı ve yardımıyla PKK'nın kongresini toplayarak fesih tartışmalarına son noktayı koyması ve bu işi bitirmesidir."
Başkan Erdoğan da aynı gün Bahçeli'nin açıklamasına, "Şimdi sıra, örgütün kurucusunun çağrısına harfiyen uyarak feshini ilan edip silahlarını teslim etmeye gelmiştir" diyerek destek veriyor ama ne yazık ki "Yerli Zelenski"ler ve fondaş medyaları oralı bile olmuyordu. Görünen o ki aşırı sağcılar ile marjinal solcular arasına sıkışan CHP, çareyi sokağa ateşlemekte, ülkeyi yabancılara şikâyet etmekte bulsa da buradan topluma umut veren bir siyaset çıkmayacak ve sonuç Gezi kalkışmasından farklı olmayacak.
Çünkü sokak siyasetini iyi bilen ve çıkmaz yol olduğunu gören DEM Parti bile gelgitler yaşamasına rağmen bu kirli tuzağa düşmedi. Hatta Eşbaşkan Tuncer Bakırhan, soğukkanlı açıklamasıyla CHP'lilerin ezberini bozdu: "Biz CHP'nin eylemci kitlesi değiliz."
***
'YUH YUH SOYANLARA...'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i ve Maltepe mitingini televizyondan da olsa izledim. Demokrasinin arkasına sığınarak İBB'deki büyük yolsuzluk iddialarının üstü örtülemeyeceği gibi bu tür mitingler yapmak da gerçeği değiştirmeyecek. Yine de meydan siyaseti yapmak, sokakları ateşe vermeye tercih edilir. Ancak ortada güçlü bir siyasi vizyon varsa. Çünkü benzer mitingleri Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu da yaptı ama işe yaramadı.
Özel, şimdi de yolsuzluk iddiasıyla tutuklanan İmamoğlu üzerinden yeni bir "siyaset" yolculuğuna çıkmak istiyor. Ortada yine topluma umut veren, Türkiye'nin bölgede ve dünyadaki yerini anlatan bir siyasi önerme yok. Yolsuzluk iddialarının kirlettiği, bizzat CHP'lilerin "yolsuzluk var" diye feryat ettiği bir siyasi zemin temizlenmeden umut veren bir siyaset çıkmaz.
Bu yüzden mitingde hazin sahnelerin yaşanması da kaçınılmazdı. Siyonist Netanyahu'ya destek veren küresel markalara karşı suspus olan Özel, ucuz mafya babaları gibi yerli markalara "saldırı" talimatı veriyordu. Yarın öbür gün cam çerçeve indirilirse hiç şaşırmam. Maltepe mitinginde tebessüm ettiren bir de ironi vardı. Yolsuzluk iddiasıyla tutuklanan İmamoğlu için yapılan mitingde belki de en sahici şey Selda Bağcan'ın sözleriydi: "Yuh yuh soyanlara/ Soyup kaçıp doyanlara/İnsana kıyanlara/Yuh nefsine uyanlara, yuh."
Ramazan Bayramı'nızı kutluyor, ülkemize ve tüm insanlığa huzur ve barış getirmesini diliyorum.