TANRI dağlarının eteklerinde yolculuk yaptık bir dönem. Ural Altay bölgesinde, Tuva Cumhuriyeti'nde gezdik, dağlara tepelere çıktık. O dönem komünizm vardı her yerde. Sovyetler henüz dağılmamıştı.
O dağlarda, en ıssız bir bölgede tek başına yaşayan yaşlı bir kadın ağaç evinde bizi ağırladı.
Yemeğini ikram etti.
"Kızılderiliyiz. Don Juan Türk'üyüz yani" dedi.
Kızılderililer gibi çubuğunu tüttürdük arkadaşlarla sırayla. Bir köye indik. Yine ihtiyar bir kadın bizi zorla evine götürdü. Sofralar kurup bize gözyaşlarıyla ve sevinçle hizmet etti. Bir kutuyu açtı, yıllardır sakladığı kağıt bir lirayı bize uzatıp verdi.
"Bunu devler başkanınıza iletin.
Birgün buralara Türkiye'den gelen olursa diye saklıyorum yıllardır" dedi ağlayarak.
Onlar gibi benliğini kaybetmeyen çok azdı.
Sovyetler döneminde esaret hayatı yaşayan Türk Cumhuriyetlerine yıllarca asimile programları uygulandı. Hem dinlerinden hem de soylarından koparılmak için büyük çabalar harcandı. Büyük ölçüde başarılı da olundu.
Ortak soy unutturuldu.
"Türk" kavramı kafalardan silindi. Sovyetler döneminde gezdiğim o coğrafyada gururla "Türkiye'den geliyoruz" dediğimde yüzümüze ters ters bakan çok kişiye rastladık. "E ne yapalım oradan geliyorsanız" der gibi baktılar. "Gardaşız" dedim, reddettiler. "Biz Özbek'iz, Kazak'ız ne alaka Türklük" diye tersleyenler çok oldu. Halbuki biz "Ben" onlar "Men" diyordu.
Kelimelerimizde sadece birer harf farkı vardı çoğunlukla.
Aradan yıllar geçti. Şimdi bütün o coğrafyada herkes "Gardaşız" diyor.
"Biz Türk'üz" diyerek Anadolu'dan gelenleri bağrına basıyor. Milli bir şuur oluşuyor. Türkiye ile büyük çapta ekonomik ve askeri anlaşmalar imzalanıyor. Daha da ötesi ortak alfabeye geçiliyor.
Türk Birleşik Devletleri adı altında teşkilatlanmaya gidiliyor. Aksakallılar konseyi kuruluyor. Tüm bu muazzam gelişmeleri hayata döken Türkiye'ye binlerce kilometre uzaktaki soydaşlarımız artık "Türkiye bizim ağabeyimiz" diyerek bakıyor. Türkiye bir başka gardaş ülke Azerbaycan ile birlikte Ermenistan'ı hizaya getirip koridor açıyor. Orta Asya'daki gardaşlarının enerji rezervlerini yüklenip Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyor. Gaz ihraç eden ülkeler forumu bir rapor yayınlayarak Türkiye'ye övgüler yağdırdı.
"Boru hatları, LNG tesisleri ile Avrupa, Ortadoğu ve Rusya arasında kritik bir transit merkezi ve bölgesel güç oldu" diye yazdı.
25 yıl içinde Türkiye'nin, bugün ürettiği gazın 10 katını çıkaracağını ilan etti.
Türkiye'nin gardaşlarıyla girdiği enerji operasyonları da eklenince dünya medyasında "Ankara'nın önlenemez yükselişi.
Enerji merkezi oluyorlar.
Avrupa'yı kendilerine bağımlı hale getiriyorlar" yorumları ayyuka çıktı.
Afrika'da da sessiz ve derinden yürüttüğümüz operasyonlarla özellikle Fransız sömürgelerinde başlayan başkaldırı tavan yaptı. Fransa o ülkelerden birer birer kovuldu. Paris yıllarca 16 Afrika ülkesini benliğinden koparmak için Fransızca'yı resmi dil yaptı. Dayatma ile dilleri değiştirilen ve bun karşı çıkanların öldürüldüğü bir kıtada, milyonlarca insan rüyalarını bile Fransızca görmeye zorlandı. Dinlerini öğretecek Fransızca kitap bile bulmakta zorlandılar.
Fransa hem dini hem de dil anlamında büyük tahribat ve zulüm gerçekleştirdi bu ülkelerde. Şimdi hepsi "Türkler bizim gardaşımız" diyor.
Türkiye'den Fransızca dini kitaplar gittiğini dahi öğrendiğimde çok sevindim.
Türkiye'nin Gardaş coğrafyası büyüyor. Bu tablonun korkudan titrettiği ülkelerden biri de İsrail.
Nitekim İsrail merkezli sağcı gazete Jarusselam Post Siyonist Strateji Enstitüsü üyesi Lande tarafından yazılan makaleyi yayınladı.
O makalede Siyonist kalem "Suriye artık Suriye değil, yükselen Osmanlı İmparatorluğu'nun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir" diyerek feryat ediyor.
"Erdoğan sadece askeri ve ekonomik alanda değil, enerji merkezi olma anlamında da bir GÜÇ MERKEZİ inşa ediyor" diyerek dövünüyor. Daha çok ağlayacaklar. Amerikalı bir stratejist bana facebook'taki bir paylaşımı gönderdi. O paylaşımda Suriye Dışişleri bakanı Hasan Şeybani'nin açıklamaları var. Şeybani bakın ne diyor;
"Türklerle tek halkız. Suriye'de artık Arapça'nın yanında Türkçe de eğitim verilecek. Zaten nüfusumuzun yüzde 65'i Türkçe biliyor.
Türk parası ile alışveriş yapıyoruz. Türkiye'den ayrımız yok." Paylaşımı gönderen Amerikalı "Sizin insanlarınız ne kadar farkında ama Suriye artık sizin. Yumuşak gücünüzün nerelere kadar uzandığının farkında mısınız?" diye soruyor. "Diploması gerçek olanlar farkında tabii" diye cevap verdim.
Diğerlerinin zaten tek gündemi var. O da sahte diploma. Bilmemeleri, farkında olmamaları çok normal.