Kumpas öncesi kirli yakınlaşma! 17 Aralık darbe girişimi önce CHP ile FETÖ kol kola

7 Şubat 2012'deki MİT kumpası planında başarısız olan FETÖ, 17 Aralık 2013'te bu kez farklı bir kumpas için düğmeye bastı. FETÖ, hükümeti hedef alan 17-25 Aralık operasyonlarında, yargı ve medyayı silah olarak kullandı. O dönem CHP lideri olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ ile temasları ise örgütün siyasi ayağını güçlendirdi. 17-25 Aralık, bu tehlikeli planın en somut göstergesi olarak hafızalara kazındı.
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), devleti ele geçirmek ve hükümeti devirmek amacıyla yürüttüğü operasyonlarda, siyaset, yargı ve medyayı birer araç olarak kullandı. 17-25 Aralık sürecine giden yolda, örgütün medya manipülasyonları ve yargı kumpaslarının yanı sıra, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile kurduğu temaslar dikkat çekti.
Bu üçgenin siyasetteki etkisi, Kılıçdaroğlu'nun FETÖ'nün kritik isimleriyle gerçekleştirdiği görüşmelerle daha belirgin hale geldi. Medya üzerinden yürütülen algı operasyonları ise toplum nezdinde kutuplaşmayı artırarak FETÖ'nün sinsi planlarını destekledi.
FETÖ'nün ABD imamı Faruk Taban CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti (AHABER ARŞİV)
ABD İMAMINDAN ZİYARET
26 Ocak 2012'de FETÖ'nün ABD imamı Faruk Taban ve beraberindeki heyet, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP Genel Merkezi'nde ziyaret etti. Bu ziyaretten sadece 12 gün sonra, 7 Şubat 2012'de, FETÖ'cü savcı Sadrettin Sarıkaya, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve ekibini ifadeye çağırarak kritik bir operasyona imza attı.
YARGI DARBESİNDEN 14 GÜN ÖNCE ABD TEMASI
2 Aralık 2013'te CHP, 37 yıl sonra genel başkan seviyesinde ABD'ye bir ziyarette bulundu. Kılıçdaroğlu, FETÖ'nün ABD imamı Faruk Taban tarafından düzenlenen bir kahvaltı programına katıldı. Bu temasın ardından, 17 Aralık 2013'te, firari savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın başlattığı yargısal darbe girişimi ülke gündemine oturdu.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ’nün yayın organı Samanyolu TV’de açıklamalarda bulundu (AHABER ARŞİV)
KILIÇDAROĞLU YASADIŞI KAYITLARI DİNLETTİ
17-25 Aralık sürecinde başarısız olan FETÖ, medya üzerindeki etkisini artırarak manipülasyonlarını sürdürdü. 9 Şubat 2014'te kurulan Karşı Gazetesi üzerinden yasa dışı ses kayıtları yayımlandı. Gazetenin Ankara Temsilcisi İlhan Taşçı, Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti. Ardından Kılıçdaroğlu, 25 Şubat'ta bu kayıtları Meclis Grubu'nda dinleterek gündem oluşturdu.
SÜLEYMAN ŞAH GÖRÜŞMELERİ SIZDIRILDI
19 Mart 2014'te Kılıçdaroğlu, Samanyolu TV'de yaptığı bir açıklamada Süleyman Şah Türbesi'ne saldırılar olacağını ileri sürdü. 9 gün sonra, FETÖ tarafından kaydedilen ve türbeye ilişkin stratejik görüşmelerin yer aldığı bir ses kaydı sızdırıldı.
FETÖ'nün ʺMİT tırları kumpasıʺ (AHABER ARŞİV)
MİT TIR'LARI PROVOKASYONU
17 Mayıs 2015'te, Kılıçdaroğlu FETÖ'nün medya imamı firari Ekrem Dumanlı ile bir araya geldi. Bu buluşmadan sadece 12 gün sonra, Can Dündar'ın Cumhuriyet gazetesinde yayımladığı MİT TIR'ları görüntüleri üzerinden FETÖ yeni bir operasyonun fitilini ateşledi.
EĞER KAYBEDİLSEYDİ...
Ferhat Ünlü (Sabah Gazetesi): 17-25 Aralık 2013 operasyonu, Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) AK Parti iktidarına yönelik, ekonomi temelli bir yargı darbesi girişimiydi. Hedef, hükümeti alaşağı ederek devleti ele geçirmekti. Operasyonun temelleri, Mart 2013'ten itibaren izleme, dinleme ve takiplerle atıldı. Ancak FETÖ'cü savcılar, operasyonu UYAP sistemine kaydetmeden, yargı bürokrasisindeki amirlerinden gizli bir şekilde yürüttü. 2013 yaz aylarında, FETÖ'nün insan kaynağı olan dershanelerin kapatılması gündeme geldi.
Hükümet, bu kararı alarak örgütün elinde ne tür operasyon araçları ve silahlar olduğunu test etmeyi amaçladı. Daha önce, 7 Şubat 2012 MİT krizi, FETÖ'nün neler yapabileceğine dair devletin ilk önemli uyarısı olmuştu. Ancak o dönemde milletin geniş bir kesimi bu yapının gerçek yüzünü henüz tanımamıştı. Bu süreçte üç merhale dikkat çeker: 7 Şubat 2012 MİT Krizi, FETÖ'nün bir terör örgütü olarak devlet tarafından ilk kez net bir şekilde anlaşılmasını sağladı.
Bu olay, bilenler için bir teyit niteliğindeydi. 17-25 Aralık 2013, örgütün gerçek yüzünü görenlerin sayısını artırdı, ancak bu hâlâ geniş kesimler için yeterli değildi. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, milletin büyük çoğunluğu için FETÖ'nün gerçek yüzünün tamamen anlaşılmasını sağladı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu üç büyük sınavdan galip çıktı. Eğer bu mücadelelerden biri bile kaybedilseydi, bugün var olan Türkiye'den söz etmek mümkün olmazdı.
DÖNÜM NOKTASI
Cemil Barlas (A Haber): 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi, FETÖ'nün kendini deşifre ettiği ilk önemli eylem olarak tarihe geçmiştir. Bu süreç, 2013 yılında Türkiye'de başlayan ve hükümeti hedef alan sözde yolsuzluk soruşturmalarıyla başladı. Ancak FETÖ, bu girişimle polis ve yargı içindeki gizli yapılanmasını deşifre etmiş oldu 17/25 aralık bu açıdan çok önemlidir. Ayrıca bu kalkışma ile, FETÖ'nün sadece dini bir cemaat olmadığını, aynı zamanda siyasi hedefleri olan bir terör örgütü olduğunu açıkça ortaya çıktı.
17-25, "cemaat" algısının "paralel yapı" ve "FETÖ" dönüşmesine sağlayarak, devletin örgütle mücadele sürecini başlatmasına zemin hazırladı. Sonuç olarak, 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi, FETÖ'nün gerçek yüzünü ortaya çıkaran kritik bir dönüm noktası oldu. Bu olaylar, Türkiye'de demokrasiye ve hukuk devletine yönelik tehditleri gözler önüne sererek, gelecekteki benzer girişimlere karşı uyanık olunması gerektiğini hatırlattı. Belki de bu sebeple arkasından gelen birçok darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.
HAKİKATİ HAYKIRMAKAN KORKMADIK
Hilal Kaplan (Sabah Gazetesi): Herkesin sustuğu zamanlardı. Kimisi yayın için açılan telefonlara çıkmazdı, kimisi çıktığı yayınlarda FETÖ'den hâlâ "cemaat" diye bahsederek orta yolu bulmaya çalışırdı. Önemli bir kısmı Turkuvaz grubu bünyesinde olmak üzere bir avuç yazar ise 7 Şubat MİT krizinden başlayarak dershanelerin kapatılması tartışmasına uzanan süreçte devlete meydan okunduğunu görebiliyor ve bunu cesaretle dile getiriyorduk.
Derken önce 17 Aralık, sonra 25 Aralık hamlesi geldi. Artık devlete sinsice değil, kılıç çekerek meydan okuyorlardı. Namussuzluklarını daha da aşikar edense, halkın seçilmiş iradesine çektikleri kılıçları da onlara yine bu halk vermişti. 17 Aralık sabahı, ilk hamileliğimin üçüncü ayındaydım. Buna rağmen doğumuma bir hafta kalana dek ekranlarda ve köşemde hakkı haykırmaya gayret ettim.
O dönemde A Haber'in yayın davet telefonlarına cevap vermeye bile korkanlar olduğu için bazen haftada iki, bazen üç kere televizyonun yolunu tuttuğumu hatırlıyorum. Tehdit mesajları da aldım, şu anda firari olan Mustafa Yeşil gibi azılı FETÖcülerden tehdit telefonları da.. Tek bildiğim, her şey bir yana sadece karnımdaki masumun istikbali için bile olsa bu ülkeyi sömürge artığı asalaklara bırakmamak için elimizden geleni yapmamız gerektiğiydi.
AYLARCA SÜREN DARBE GİRİŞİMİ
Melih Altınok (Sabah Gazetesi): 17-25 Aralık 2013'de şahit olduğumuz yolsuzluk ve rüşvet susturucusu takılmış bir darbe girişimiydi. Hukuk dışına çıkan emniyet ve yargı unsurları hızlıca durduruldu. Ama FETÖ yanına aldığı muhalefet ve medyası ile birlikte uzun süre siyaseti meşgul etmeyi, gündemi zehirlemeyi başardı. Aylarca süren bir darbe girişimi desek yanılmayız.
SABAH, bu hukuk dışı girişim karşısında en hızlı ve kararlı refleks gösteren gazeteydi. Bu değerli bir tavırdı. Zira bugün herkes 17-25 Aralık'a lanet okusa da o dönemde FETÖ'nün oluşturduğu baskı atmosferi, iktidar çevrelerinde bile teslimiyet rüzgarları estiriyordu.
