FETÖ tipi sızma taktiği sahnede! Yargıdan akademiye, medyadan STK'lara
2020 yılında aktif siyaseti bırakan eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın fon soruşturması bahanesiyle yeniden hedef tahtasına oturtulmak istenmesi ve CHP ile Yeni Parti cephesinden yöneltilen organize iddialar A Haber ekranlarında masaya yatırıldı. Muhalefetin içindeki tehlikeli organizasyona ilişkin konuşan Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar'ın Yeni Parti yapılanmasını doğrudan FETÖ modeline benzettiği çarpıcı açıklamaları gündeme damga vurdu. Olçar, yargıdan Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kadar sızan FETÖ hücreleri gibi muhalefet cephesinin de bürokrasi, akademi, medya ve sivil toplum kuruluşlarında organize bir ağ kurduğunu belirtirken programda fon kumpası, Özgür Özel'in sokak çağrıları ve perde arkasındaki kirli ittifakların kodları tek tek deşifre edildi.
Berat Albayrak'ın fon soruşturması üzerinden yeniden gündeme getirilmesi, A Haber ekranlarında uzman isimlerce masaya yatırıldı. Gazeteci Bercan Tutar, Gazeteci Murat Özer ve Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, CHP ve Yeni Parti cephesinden yöneltilen iddialara sert tepki göstererek perde arkasındaki ilişkiler ağına ve olası organizasyonlara dikkat çekti. Uzman isimler, tartışmaların arka planını FETÖ yapılanması üzerinden değerlendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"FETÖ BENZERİ BİR YAPILANMA İLE HAREKET EDİYORLAR"
Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, yürütülen stratejinin arka planına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Bu muhalefet, yani Yeni Parti için bunu söyleyebiliyorum. CHP şu anda biraz arınmış gibi gözüküyor. Mesela FETÖ nasıldı? Yargıda hâkimler ve savcılar, barolarda avukatlar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde generaller, subaylar ve astsubaylar, emniyette ise amirler vardı. Dışarıdan bakıldığında bunların hepsi memur, asker, polis ya da hâkimdi. Kimse onları doğrudan bir terör yapılanması olarak görmüyordu.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
Şimdi Yeni Parti grubunun da gazetecileri nemalandırdığı, maaşlar bağladığı bir düzen mevcut. Nitekim FETÖ de benzer şekilde himmet toplayıp aktarıyordu. Yeni Parti özelinde medya ve etki ajanları tek bir odak için çalışıyor. İş dünyasında, akademide, medyada ve sivil toplum kuruluşlarında organize bir şekilde çöreklenmiş durumdalar.
Geçmişte FETÖ mensuplarını fark etmeden nasıl birer memur olarak gördüysek bugün de Yeni Parti odağına yakın olan bu yapıları benzer bir iltisak üzerinden değerlendirmek gerekir. Nitekim Yeni Parti'nin başındaki Özgür Özel Beyefendi'nin insanları sokağa ve şiddete davet etmesi, ardından medya mensuplarıyla temas kurarak 'karşı medya' olarak yaftaladığı grupları tehdit etmesi de bu örgütlü refleksin bir göstergesidir."
(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
"ARKASINDA EMPERYALİST AKIL VAR"
Gazeteci Bercan Tutar ise algı operasyonlarının arkasındaki dış dinamiklere ve tutuklanan eski Beyoğlu Belediye Başkan Yardımcısı üzerinden gündeme gelen ilişki ağına dikkat çekti.
Tutar, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Böyle bir operasyonu tek başlarına yapmaları mümkün değil. Amerika gezisinde bizzat dikkatimi çekmişti. Böylesine çok merkezli bir organizasyonu ancak Amerika gibi emperyal bir güç sahneye koyabilir. Orada görüyorsunuz; Türkiye'deki ressamlardan sendika üyelerine ve öğrencilere kadar her kesimle doğrudan temas hâlindeler. Kurumlar üzerinden etki oluşturmak için koordineli şekilde çalışıyorlar.
Nitekim Beyoğlu Belediyesi dönemindeki bazı organizasyonlarla gündeme gelen ve Esenyurt'ta tutuklanan eski belediye başkan yardımcısının danışmanının bizzat anlattığı bir durum var. Paralar ödendiği hâlde CHP'ye yakın fondaş gazetecilerin o gezilere katılmadığı, 'Neden AK Partili isimleri davet etmiyorsunuz?' sorusuna ise 'Bizimkiler zaten çantada keklik.' cevabının verildiği biliniyor.
Karşı kesim, ceplerine para konulduğu hâlde yüzlerine bakmazken kendi içimizde de maalesef bu derece kompleksli yaklaşımlar sergileyen tipler bulunuyor. Bunlar da zamanla gün yüzüne çıkıyor."
"ÖZGÜR ÖZEL SİYASET DEĞİL STAND-UP YAPIYOR"
Program sunucusunun Özgür Özel'in sokak çıkışını ve gazetecilere yönelik sözlerini hatırlatması üzerine değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Bercan Tutar, "Özgür Özel'i dinlerken son zamanlarda hep stand-upçılar aklıma geliyor. Yani stand-up gösterisi yapıyor, siyaset yapmıyor. Meclis'teki konuşmalarında da burada da... Onun için mesela bir kanaat, fikir ileri süremiyor. Erdoğan'ın şikâyet ettiği muhalefette işte proje yok, plan yok, düzen yok. Siyasetçi stand-upçılara özenince, kanaat önderliğini de fenomenler veya yurt dışındaki medya programı yapan tipler üstleniyor. Muhalefet adına çok acıklı bir çıkmazdayız" ifadelerini kullandı.
"BU BİR TEHDİTTİR: BİNAYI MI BASACAKSINIZ, POLİSE Mİ SALDIRACAKSINIZ?"
Özgür Özel'in sokak çağrısı üzerinden doğrudan gazetecileri hedef almasına sert tepki gösteren Gazeteci Murat Özer, "Ben tehdit ettiğini düşünüyorum, yani gazetecileri tehdit ediyor. Başından beri de gazetecilere hep tehdit dilini kullandı. Gerçekten mesela nasıl haber yapamayacağız? A Haber stüdyosunda biz, siz meydanlara çıkarsanız bize ne yapacaksınız? Daha önce bastığınız gibi A Haber'in önüne gelerek saldırıya mı geçeceksiniz? Militanlarınızı buraya mı göndereceksiniz? Saraçhane Meydanı'nda yaptığınız gibi polislere kazmayla, satırla, kürekle mi saldırtacaksınız? Hangi terör eylemini özendiriyorsunuz Özgür Özel? Gezi teröründe yüzlerce polis arabasını ve ambulansı yaktılar. Yeniden onları mı yapmak istiyorsunuz? Kimi tehdit ediyorsunuz?" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
"HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA SEVK ETMEK SUÇTUR"
Sokak çağrılarının hukuki ve toplumsal boyutunu analiz eden Doç. Dr. Kemal Olçar, "Özgür Özel'in mücadele etmek istediği ulusal ve çok güçlü bir medya var. Burada rasyonel, aklıselim ve millet çıkarının ön planda olduğu yayınlar yapılıyor. Biz burada temele devleti ve milleti oturtuyoruz. İnsanları sokağa çağırabilirsiniz ancak sivil toplumun yöntemleri bellidir; yasama, yürütme ve yargıya başvurursunuz. Buradaki tek kriter halkı kin ve düşmanlığa sevk etmemektir. Sokağa döküp şiddeti körüklemek suçtur" değerlendirmesinde bulundu.
"HODRİ MEYDAN! TEK BİR KURUŞ BULAMAZSINIZ"
Muhalefetin fonladığı medya düzenine ve ikiyüzlülüğüne dikkat çeken Gazeteci Murat Özer, "Açık ve net söylüyorum, herkes araştırabilir ve iddia ediyorum: Yandaş dediğiniz gazetecilerin hepsi için söylüyorum; AK Parti teşkilatlarından tek bir kuruş bir gazeteciye geldiyse hodri meydan! Ama Eren Erdem çıktı, açık açık 'Biz şu şu gazetecileri CHP Genel Merkezi'nden maaşa bağladık, bu da dekontu' dedi. Siz ne gazeteciliğinden bahsediyorsunuz? Parti bütçesinden gazetecilere maaş bağlayan bir anlayıştan bahsediyoruz" şeklinde konuştu.
CHP zihniyetinin basını dizayn etme çabasının yeni olmadığını hatırlatan Gazeteci Bercan Tutar ise, "Eski İSKİ skandallarından Nurettin Sözen dönemine kadar bu zihniyet hep vardı. Yıllardır gazetecileri maaşa bağlama geleneğini sürdürüyorlar" diyerek tepkisini sürdürdü.


