Balıkesir'de artçıların yönü şaşırttı: Asıl deprem gizli faydan mı geldi?
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem, “Daha büyük bir depremin habercisi mi?” sorusunu gündeme getirdi. A Haber canlı yayınına katılan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Türkiye’nin tamamının deprem kuşağında yer aldığını vurguladı. Ersoy, 6.1’lik depremin yüzeylenmemiş bir fay zonunda gerçekleşmiş olabileceğine dikkat çekti.
Türkiye, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yer alırken, Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki sarsıntı bir kez daha deprem gerçeğini gündeme getirdi. Uzmanlar, depremin ardından artçıların dağılımı ve fay yapısına dikkat çekerken, bu tür olayların ülkenin her bölgesinde ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulundu.
SINDIRGI DEPREMİ VE ARTÇILARIN SEYRİ
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Sındırgı'da meydana gelen deprem ve artçı sarsıntılar hakkında değerlendirmelerde bulunarak şöyle konuştu:
"Elimizde iki harita var; biri 3'ten büyük artçıları, diğeri ise 4'ten büyük artçıları gösteriyor. Sındırgı depremi, 15 kilometrelik bir fay hattı üzerinde oldu. Sındırgı'nın içinde bulunduğu, Gediz'e kadar uzanan Simav Fayı dediğimiz fayda tarihsel olarak büyük depremler var. Ancak fay uzunluğuna baktığımızda, Sındırgı depreminde fay uzunluğu daha küçük. Normal şartlarda bu fay üzerinde 6.1 büyüklüğünden daha büyük bir deprem beklenmez.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
ARTÇILARIN DAĞILIMI ŞAŞIRTTI
Sındırgı depreminin ardından yaşanan artçı sarsıntılara ilişkin konuşan Prof. Dr. Ersoy, "Dünden beri beni şaşırtan bir durum var. Normalde meydana gelen artçıların Sındırgı'daki ana fay üzerinde olmasını beklerdim. Ancak güneye doğru bir uzanım var. Dolayısıyla bütün artçı depremler sadece Sındırgı'da değil, güneye doğru yayılmış durumda.
Bu durum bana, asıl depremin yüzeylenmemiş bir fay zonunda meydana gelmiş olabileceğini düşündürüyor. Bu kesin bir yargı değil, ancak olasılık dahilinde. Yüzeylenmeyen fay zonları, büyük depremlerde yüzeyde yarıklar yaratmaz; haritalanamazlar. 1992 Erzincan depreminde de benzer bir durum görmüştüm. Saha çalışmalarında fayı yansıtacak hiçbir iz bulamamıştık, yalnızca birçok kayma ve yarılma vardı; fakat hiçbiri doğrudan faya karşılık gelmiyordu." ifadelerini kullandı.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
TÜRKİYE'NİN DEPREM GERÇEĞİ
Türkiye'nin yüzde 92'nin deprem bölgesi olduğunu söylenmesinin doğru olmadığını belirten Ersoy, haritayı örnek göstererek "Türkiye'nin yüzde yüzü deprem bölgesi" dedi. Ersoy, konuya ilişkin konuşmasına devam ederek şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin yüzde yüzü deprem bölgesi. 'Yüzde 92'si deprem bölgesi' ifadesi doğru değil. Bir yerleşim yerinin depremden etkilenmesi için altından fay geçmesi gerekmiyor. Zemin kötüyse, çok uzaktaki bir deprem bile yapılarınızda hasara yol açabilir.
Bunu aklımızdan çıkarmamalıyız; çünkü biz bir deprem kuşağında yaşıyoruz. Zaman zaman bu depremler olacak. Kimi zaman şiddetli, kimi zaman hafif. Dünkü deprem şiddetli değildi, bu nedenle binalara ciddi zarar vermesi beklenmez.
YIKILAN BİNALAR VE İNSAN FAKTÖRÜ
"6.1 büyüklüğündeki bir depremde binaların zarar görmesi beklenmez. Dünkü depremde 10 bina yıkıldı, ancak bunlar metruk binalardı. Asıl sorulması gereken, bu metruk binaların neden hâlâ ayakta olduğu. Yıkılması gereken binalar, zamanında kaldırılmalıydı. Depremi bundan sorumlu tutmak yanlış; asıl sorumluluk insana aittir.
Bir binanın yıkılması kolay değildir. Biraz mühendislik görmüş binalarda, hasar olsa bile içeriden çıkabilirsiniz; üzerinize çökmez. Köy evi bile olsa belirli kriterlere uymalı. Dolayısıyla bu büyüklükteki bir depremde 'Deprem oldu, ev yıkıldı' demek doğru değildir. Bunlar insani hatalar. Biz, en az 6.5 büyüklüğündeki depremlere kadar hasar görmeyecek yapılar inşa etmek zorundayız."


