Numan Kurtulmuş: Suriyeli dostlarımız için en önemli katkı demokratik rehberliktir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’teki Tören Salonu'nda büyükelçilerle iftarda bir araya geldi. Tören sonrasında bir konuşma yapan Kurtulmuş, dünyada ciddi sorunların kriz ve kaos boyutuna ulaştığını belirterek, bu sorunlarla mücadelede insani değerlere dayanan bir müzakere ortamının zorunlu olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, bu kapsamda Suriyelilere yapılabilecek en büyük katkının, demokratik tecrübeye sahip bir ülke olarak, onlara demokratik rehberlik sunmak olduğunu söyledi.
Meclis Tören Salonu'nda gerçekleştirilen büyükelçilerle iftar programında dünya gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, insanlığın birçok yerde ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ve bu sorunların kriz ile kaos boyutlarına ulaştığını dile getirdi. Suriye'de yaşanan karışıklığa da değinen Kurtulmuş, bölgeye verilebilecek en büyük katkının demokratik rehberlik olduğunu ifade etti.
"DİYALOG ZEMİNİNE İHTİYAÇ VAR"
Kurtulmuş, söz konusu sorunların ortadan kaldırılabilmesi için ortak bir bakış açısına sahip olunması gerektiğine dikkat çekerek, "İnsani değerler etrafında müzakere edebilecek, konularımızı tartışabilecek, farklılıklarımızı en aza indirebilecek bir diyalog zeminine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Onun için sorunlar ve krizler, ne kadar yüksek ve büyük olursa olsun bunları aşmanın yolunun da; diyalog, müzakere ve karşılıklı rızaya dayalı, anlayışa dayanarak sorunları çözebilme becerisi olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede farklı kültürlerden insanların, burada bu ölçekte de olsa bir araya gelmemiz, aslında dünyanın meselelerine ilişkin farklı yaklaşımları gündeme getirebilme imkanını sunan bir fırsattır. Bu anlamda hepimizin ortak sorunların çözümün noktasında, insani yaklaşımlar üzerinde görüşlerimizi olgunlaştırmamız ve dünyayı daha iyi ve daha adil bir gezegen haline getirmek için gayretle mücadele etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
"ADALET VE BARIŞ SADECE SAYFALARA DÖKÜLECEK ŞEYLER DEĞİLDİR"
Kurtulmuş, dünyada yaşanan kriz ve kaosların ortaya çıkmadan önce çözülmesi gerektiğini ve bu bağlamda hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, sorunlardan bahsedilirken adalet ve barış kavramlarının sıklıkla dile getirildiğini kaydederek, "Adalet ve barış kavramlarından bu kadar sık bahsedilmesine rağmen en çok ihtiyacımız olan iki şeyin de barış ve adalet olduğu aşikar. Dolayısıyla burada üzerinde durulması gereken konular, niye bu kadar çok karşımıza çıkıyor? Bunun üzerine fikirlerimizi yoğunlaştırmak zorundayız. Zannederim, adalet ve barış sadece kelimeler ile sadece sayfalara dökülen cümleler ile sadece ortak mutabakat metinleriyle ortaya çıkarılabilecek şeyler değildir. Adalet ve barışın sağlanması sözden daha çok eylemi gerektirir. Bunu söyleyenlerin, adaletin tesis edilmesi için elini taşın altına koyması zorunludur. Sadece, 'Adalet istiyoruz' demekle olmaz. Adaletin temin edilebilmesi için neler yapılabileceğini, önceliklerini sıralayarak uluslararası camianın harekete geçmesi gerekir. Aksi takdirde bugün konuştuğumuz kriz ve kaosların hemen hemen tamamının önümüzdeki dönemde de konuşulmaya devam edecek. Hatta korkarım ki daha da yoğun ve daha ağır krizler haline döneceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çerçevede Türkiye olarak hem bölgemizdeki olaylara hem küresel ölçekteki olaylara temel bazı ilkeler ve prensipler çerçevesinde bakarız. Her şeyden evvel insani temel değerleri sadece kağıt üzerinde; yazılı değerler olmanın ötesinde Türkiye'nin dış politika kurgusunun en temel umdelerden birisi olarak kabul ederiz. Onun için nerede mazlum varsa, nerede zulme uğrayanlar varsa; arkasında kim olursa olsun mutlaka yardım elimizi uzatmaya çalışır, mutlaka mazlumun yanında durmayı tercih ederiz" diye konuştu.
'SURİYE'YE UYGULANAN AMBARGOLAR SONA ERDİRİLMELİDİR'
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kurtulmuş, iki ülkenin İstanbul'da bir araya geldiğini hatırlattı. Kurtulmuş, Suriye'deki gelişmelerle ilgili de Türkiye'nin Suriye Devleti'nden beklentilerini anlattı ve şöyle devam etti:
"Çok güçlü bir demokratik tecrübeye sahip olan bir ülke olarak, Suriyeli dostlarımıza yapabileceğimiz en önemli katkının demokratik rehberlik olduğu kanaatindeyiz. Ümit ediyorum, en kısa süre içerisinde yeni Suriye yönetimi; bu kapsayıcı yönetimi ortaya koyar ve bütünüyle herkesin içerisinde yer aldığı Suriye ayağa kalkmış olur. Bu çerçevede siz değerli uluslararası camianın Ankara'daki diplomatik misyon temsilcileri ile bir aradayken görüşümüzü daha paylaşmak isterim. Uluslararası camiadan Suriye'nin beklediği, Suriye'nin devlet kurumlarının kurumsal kapasitelerinin artırılması ve özellikle yakılmış, yıkılmış tahrif olan alt yapısının yeniden canlandırılması ve Suriye'nin ekonomik olarak ayağa kalkması için de Suriye'ye uygulanan ambargoların bir an evvel sona erdirilmesidir. Böylece, çok zaman kaybetmiş olan Suriye 61 yıllık Baas rejiminden kurtulmasından, 13 yıllık iç savaşı geride bıraktıktan sonra yeniden uluslararası camianın eşit ve özgür bir devleti olarak egemen bir devleti olarak uluslararası camianın içinde yer alacaktır. Ümit ediyoruz, bu ve benzeri sorunların süratle çözüldüğü, diplomasinin tek anahtar çıkar olarak kullanıldığı, gücün değil haklı olmanın esas alındığı bir döneme doğru hızla gireriz."
"FİLİSTİN MESELESİ KÜRESEL İKİYÜZLÜLÜĞÜ ORTAYA KOYDU"
Kurtulmuş, Filistin meselesinin bir turnusol kağıdı olduğunu ve küresel ölçekte iki yüzlülüğün ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş, "Gazze topraklarında yeni yazlık mekanlar yapmak gibi aklı hayale gelmeyen, uluslararası hukukla, uluslararası vicdanla da bağdaşmayan birtakım fikirlerin bırakın masaya gelmesi, insanların duyacağı şekilde söylenmesi bile kabul edilemeyecek bir şey. Onun için diyoruz ki; nasıl Filistin meselesi küresel vicdanı harekete geçirdiyse, ne yazık ki küresel ölçekte ikiyüzlülüğü de ortaya koymuş oldu. Bunu ortadan kaldırmanın yolu, bütün insanların eşit, bütün devletlerin de egemenlikte eşit olduğu yeni bir anlayışla dünyanın yeni bir sistemi kurmasıdır. Bu er ya da geç olacaktır çünkü bu kadar adaletsizlikleri, bu kadar hukuksuzlukları, bu kadar büyük çelişkileri artık günlük olaylar haline geldiği bir dünya, kim isterse istesin yaşanılır bir dünya değildir. Şunu da ifade etmek isterim ki; önümüzdeki dönem dünyanın hem siyasal yapılanması hem de ekonomik yapılanması için yeni bir dönemin başlangıcıdır. Artık hiçbir ülke ya da bölge tek başına dünyayı yönetemeyecektir. Bundan sonraki dönem çok kutupluluğun ortaya çıkacağı yani çok merkezli yeni bir dünya dengesinin ortaya çıkacağı bir dönemdir. Bu anlamda dünyanın farklı yerlerinde, 'Adalet ve barış isteyenlerin' seslerinin daha büyük çıkacağı bir döneme giriyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
