"HALİÇ YİNE ZAMAN ZAMAN KOKMAYA BAŞLADI"
Erdoğan, Haliç'ten çıkan çamuru pompaj sistemiyle 9 kilometre mesafedeki taş ocağına naklettiklerini anlatarak, şöyle devam etti:
"650 dönüm, millet bahçesi gibi bir yer kazandık. Şu anda orada Vialand var, onu yaptık. Haliç'i temizledik, Haliç'te şimdi balık tutuyorlar. Fakat Haliç yine zaman zaman kokmaya başladı. Çünkü dedim ya çöp, çukur, çamur, bunlarda bu var. Haliç daim temiz olsun diye İstanbul Boğazı'ndan Haliç'e tüneller açtık ki oradan gelen suyla Haliç daima temiz bir su imkanına kavuşsun dedik, bunu da başardık ama şimdiki Beyefendinin (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu) böyle bir derdi yok. Haliç her an tehdit altında. İzmir Körfezi'nde de şu anda sıkıntı söz konusu. Şu anda bütün bu sıkıntılı yerlerle ilgili çalışmalarımızı yapıyoruz, yürütüyoruz ve aynı şekilde bunları yapmaya yine devam edeceğiz. Çünkü benim milletim 'Ah' diyorum, 'Şu CHP'yi bir anlasa da buna 2023'te öyle bir ders versin ki bu gençlik, bir daha bunlar belini doğrultamasın."
ERDOĞAN İLE 8 YAŞINDA ÇEKTİRDİĞİ FOTOĞRAFI GÖSTERDİ
Programa İzmir'den katılan Gülşen Taşol'un 8 yaşındayken İzmir'de Evka 4 Spor Kompleksi'nin açılışı sırasında Başkan Erdoğan ile çektirdiği fotoğraf gösterildi.
Erdoğan, "Gülşen, çocukluğunla şu andaki halin hiç birbirine benzemiyor. Ben yanlış mı söylüyorum? Benziyor mu?" dediği Taşol, "Belki biraz gamzeler, dişler, o benziyor olabilir." ifadesini kullandı.
Taşol, o gün tek isteğinin Erdoğan ile fotoğraf çektirmek ve bir gün öncesinde annesine yazdırdığı mektubu vermek olduğunu anlatarak, "O gün hem fotoğraf çekilip hem de mektubu size ulaştırabildim. Mektubun içeriğinde de sizden bir bilgisayar rica etmiştim ve aradan bir hafta geçtikten sonra o bilgisayar bana geldi. Ben 25 yaşındayım şu anda, bilgisayar programlama son sınıf öğrencisiyim." diye konuştu.

"CUMHURBAŞKANI HÜKÜMET SİSTEMİ" SORUSU
Başkan Erdoğan, bir gencin "Cumhurbaşkanı Hükümet Sisteminde Meclis çoğunluğunun nasıl bir önemi var?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Tabii belli oranlar, belli sayılar parlamento içinde sizi özellikle yasal düzenlemelerden öte, fırsat olsa anayasal düzenlemeyi getirmesi bakımından çok önemli. Mesela 400 rakamını yakalamak ciddi manada ne yapar? Parlamentonun gücünü çok artırır ve anayasal düzenleme, değişiklik gerektiği zaman da siz o gücünüzle anayasal değişikliği de yaparsınız. Mesela bizim şu anda yasal düzenlemeler noktasında sıkıntımız yok. Cumhur İttifakı olarak yasal düzenlemeleri yapabiliyoruz. Herhangi bir sıkıntı yok. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile ilgili zaman zaman bazı sıkıntıları farklı kurumlar sebebiyle yaşıyoruz. Yani her şey parlamentoda bitmiyor. Parlamentonun dışında da bazı kurumlar sebebiyle takılmalar olabiliyor. Ama bütün bunlara rağmen biz yolumuza kararlı bir şekilde yürüyoruz, yürüyeceğiz. İşte bu seçim o bakımdan çok çok önemli. Ben gençliğe bu bakımdan çok güveniyorum. Gençlik eğer bu sandıkları inşallah şöyle patlatacak olursa, hele hele bize bir de anayasal noktada bir değişim gücü verecek olursa o zaman bizim ülkemizi yönetme noktasındaki gücümüz çok daha farklı olacaktır.
Ben şu anda gençliğin bize olan ilgi alakasında bunu görüyorum, meydanlarda bunu görüyorum. İşte bugün Muğla'yı gördük, Fethiye'yi gördük. Şu anda siz gençlerle bu arada birlikteyiz. Gittiğimiz her yerde hamdolsun milletin ilgi alakası, Volkswagen Arena'daki o toplantı, o da çok çok güzeldi. Bundan sonraki yapacağımız toplantılarda önümüzde Denizli filan var, orada bunları yapacağız."
"BU HALİYLE MECLİSE BU İŞİ GÖTÜRECEĞİZ"
Başka bir gencin başörtüsüne yönelik Anayasa değişiklik teklifine karşı muhalefetin tutumuyla ilgili sorusu üzerine Başkan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Maalesef bunlar akşam başka, sabah başka. Bunlarda yalan leblebi çekirdek gibi. Dürüstlük diye bir şey yok. Bunlar zaten yasal düzenlemeyi teklif ettikleri zaman böyle bir şeye zaten ihtiyaç yok ki. Bu teklifi yaptığın zaman benim ülkemde başörtülü olarak vali, asker, subay var mı? Var. Yargıda var mı? Var. Nereden çıktı bu iş? Dert başka. Ne yapacak? İstismar. Bunun adı siyasi istismar. Yanına da birkaç tane başörtülü bayanı alıyor. Bak diyor 'Biz bu konularda samimiyiz.' Dürüst ol dürüst. Hiçbir zaman siz samimi olmadınız, dürüst olmadınız. Bizim başörtülü kızlarımızı senin genel başkan yardımcın ikna odalarında başlarını açtırtmak suretiyle onlara zulmetti. Niye yalan söylüyorsun? Dürüst ol. Biz dedik ki eşeği sağlam kazığa bağlayalım. Gel o zaman dürüstsen, samimiysen Anayasa değişikliği yapalım ki ikide bir önümüze çıkarma, bak hemen, randevu bile vermediler. Size bu ziyareti yaparak konuşalım. Beğenirsiniz beğenmezsiniz biz size bir Anayasa değişiklik metni teklif edeceğiz. Beğenirseniz eyvallah. Beğenmezseniz olması gereken neyse siz bize teklif edin. Ona göre de bu Anayasa değişikliğini yapalım. Ama ne yaptılar? Arkadaşlarımıza randevuyu vermediler. Arkadaşlarımız da mecburen sadece Cumhur İttifakı olarak bir araya geldiler, konuştular. Biz şimdi bu haliyle Meclise bu işi götüreceğiz. Mecliste de komisyonlarda çalışmalarımızı yapacağız. Hiç olmazsa alınacak neticeyi kim görsün? Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, millet görsün."
Başkan Erdoğan, Antalya'nın Kumluca ilçesinde sel mağduru Zülfiye Ceylan'ı ziyaret ettiği görüntülerin gösterilmesi üzerine, şunları söyledi:
"Zülfiye Teyze gerçekten etli ekmeği çok güzel yapmış. Evinin altında pideci dükkanı var. O Kumluca sel afetinde biraz darbe yemişti. Fakat çok candan bir insan, hoş bir insan. Biz de daha sonra ziyaretine geç de olsa gittik. Konyalıların meşhur etli ekmeği var ya orada Zülfiye Teyzemizden onu yedik."
"HİZMETİMİZE DEVAM EDECEĞİZ"
Diğer bir gencin, Ege ve Akdeniz'deki orman yangınlarının ardından muhalefetin yanan yerlerin otel yapılacağı yönünde iddialarda bulunduğunu anımsatıp, bu iddialarla ilgili düşüncelerini sorması üzerine Başkan Erdoğan, şunları söyledi:
"Maalesef bu muhalefetin her zamanki yalan politikası. Şimdi senin hemen arkanda Tarım ve Orman Bakanım var. Biz müteaddit defalar hep bunları söyledik. Bizim bütün derdimiz süratle bütün buralarda hemen köy evleriyse köy evlerini yapmak, normal konutlarsa bu konutları yapmak ve bir diğer taraftan da bire bin ağaçlandırmaya gitmek. Geçen hafta Manavgat'taydık. Kumluca'dan Manavgat'a geçtik. 450 kadar köy evini bitirdik. Bir 450 daha yapılıyor. Bunları sahiplerine teslim ettik. Hatta oradaki kardeşlerimizden bir tanesi 'Ben inanmıyordum ama siz bu kadar kısa zamanda bu konutları yaptınız ve bize teslim ettiniz' dedi. Adeta villa gibi, bunlara köy konutları yaptık. Bir vatandaşımızın evinde de o akşam konakladık. Türkiye'de maalesef muhalefetin siyasetle hiçbir zaman dürüst ilişkisi olmamıştır. Hep yalan. Bizi dünyaya şikayet edecek kadar Türkiye'deki muhalefetin kalibresi maalesef kayıptır. Bizi Batı çok iyi anlıyor, gelip gördükleri zaman 'Bu kadar kısa zamanda siz bunları nasıl yaptınız?' deyip şaşırıyor. Onlar istedikleri kadar yalan söylesinler, biz hizmetimize devam edeceğiz."

"BU SEÇİM BUNLARIN TASFİYE SEÇİMİ OLACAK"
Başkan Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'nin bölünmüş yol uzunluğunun 6 bin 100 kilometreyken, şimdi 28 bin 500 kilometre olduğunu aktardı. Bunların bir kısmının otoyol olduğunu bildiren Erdoğan, "Şu anda viyadükleri ve köprüleriyle Türkiye'yi düşünün. İstanbul'u İzmir'e bağlarken daha önce burası 7 saatte alınıyordu ama şimdi 3 saat, 3 saat 15 dakikada İstanbul'dan İzmir'e ulaşıyoruz. Bunun içinde Osmangazi Köprüsü ayrı bir güzellik. Manisa-İzmir arasında Sabuncubeli Tüneli ayrı bir güzellik." diye konuştu.
Başkan Erdoğan, "Bay Kemal İzmir milletvekili, İzmir'de belediye onlarda. En ufak bir yağmurda filan İzmir Körfezi felaket. İnşallah bu seçim bunların tasfiye seçimi olacak. Bunları tasfiye etmek suretiyle de milletimiz bunlara en güzel dersi verecek." dedi.
"BEN BÖYLE BİR SİYASETÇİYE MİLLETİMİZİN TENEZZÜL EDECEĞİNİ ZANNETMİYORUM"
Burada gençlerin sorularını yanıtlayan Başkan Erdoğan, bir gencin "Geçtiğimiz günlerde altılı masadan biri bir televizyon programında 'Hepimiz cumhurbaşkanı yardımcısı olacağız. Cumhurbaşkanı da biz ne dersek onu yapacak' dedi. Spiker de 'Peki seçilen Cumhurbaşkanı sizin dediklerinizi yapmazsa ne olacak? diye sorduğunda 'Kriz çıkar, yeniden seçime gidilir' diye bir cevap verildi. İlk defa bir siyasetçi krizi vadederek oy istiyor. Açıkçası ben böyle bir siyasetçiye milletimizin tenezzül edeceğini zannetmiyorum." sözleri üzerine, "Bir şey söyleyeceğim sana. Öyle deme. Profesör. Profesörler her şeyi bilir." dedi.
Böyle bir şeyin kararının Meclis'ten çıkması gerektiğini belirten Başkan Erdoğan, "Meclis'te bu çoğunluğa sahip olduğunu neye göre konuşuyor? Maalesef bunlar sevgili kardeşim siyaseti bilmiyorlar. Ama öğrenecekler. Ne zaman? Şu seçimde. Bunlar yanımızda bu kadar kaldılar ama hiçbir şey öğrenememişler. Çünkü üst üste bunca seçimler kazanmış bir AK Parti var. Bunlar da güya işte bizimle beraber bu yolda yürüdüler ama bir şey öğrenememişler." diye konuştu.
Bir gencin, "Tersine yürümüşler Başkanım" sözü üzerine Erdoğan, "Maalesef. Ama çok güzel bir yere dokundun. Aynen hani o yürüyen merdivende birileri de tersine yürüyordu ya şimdi de bunlar tersine yürüyen merdivenlerde beraber yürüyorlar. Hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan, "HDP geçen hafta kendisi aday çıkaracağını açıkladı. Sizin bu konu hakkında yorumunuz nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Zaten bunlar komplo içinde komplo. Bunlara hiç kafayı takma. Az önce söyledim ya yalan üstüne yalan. Şimdi hepsi bu konuda birbirinden çok daha maharetli, yalanda yarışıyorlar. Ama biz dürüstlükte yarışıyoruz. Farkımız bu. Onların kim hangisi aday çıkaracak, çıkarmayacak bunlara hiç kafayı takmayın. Biz işimize bakalım. Cumhur İttifakı olarak biz ne yapacağız? Biz ona bakalım. Cumhur İttifakı olarak Cumhuriyet'in 100. kuruluş yıl dönümünde bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız."
Başkan Erdoğan, yakın zamanda açıklanan tarımsal KOBİ kredisi sayesinde gıda enflasyonunda bir azalma olup olmayacağına ilişkin soru üzerine "Ben futbol oynadım ya şu anda pası Tarım Bakanıma atayım." dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci de 2002'de AK Parti iktidara geldiğinde 1,8 milyar lira olan üreticiye verilen destek miktarının, 2022'de 40,4 milyar olduğunu belirterek, "Bu çerçevede de 2002'de sadece 98 milyon ton olan üretimimiz inşallah tüm zamanların rekoru olacak. Resmi rakam açıklanmadı ama bizim beklentimiz 128,6 milyon ton olması yönünde." bilgisini verdi.
Su ürünleri alanında da 62 bin ton olan üretimi, 525 bin tona çıkardıklarını dile getiren Bakan Kirişci, şöyle devam etti:
"1,5 milyar dolarlık sadece su ürünlerinden ihracat gerçekleştiriyoruz. 2002'de 65 milyondu nüfusumuz, bugün 85 milyon. 2002'de Muğla da bir turizm beldesi, önemli bir turizm destinasyonu, burası da dahil tüm ülkemize gelen turist sayısı 15 milyondu, şu anda 52 milyonu bulduk. 85 milyon kendi vatandaşı, 4,5 milyon, burası bir sığınak olabilir deyip bize gelmiş, sığınmış olanlarla beraber 90 milyon, 52 milyon turist. Bu da yetmez 30 milyar dolar da Sayın Cumhurbaşkanım ihracat gerçekleştirdik. Malum 2002'de bizim ihracatımız sadece tüm Türkiye için bütün ürünler için 36 milyar dolardı, 30 milyar doları tek başına tarım ve gıda ürünlerinde gerçekleştirdik. Allah izin verirse bu yılın sonu itibarıyla inşallah 36 milyar doları, 2002'deki o rakamı tek başına tarım sektörü karşılamış olacak. Biz bütün üreticilerimize müteşekkiriz. Üreticilerimizin yanındayız."
Kirişci, tarımın her zamankinden çok daha fazla destek ve ilgi gördüğünü, üreticinin de bunun karşılığını verdiğini, son açıklanan kredilerle ve kredi limitlerindeki artışlarla da hem KOBİ düzeyinde hem de üretici düzeyinde çok daha güzel hizmetler olacağını dile getirdi.
BAŞKAN ERDOĞAN'DAN İSVEÇ'TEKİ PKK REZALETİNE SERT TEPKİ
Başkan Erdoğan, "Geçen günlerde İsveç'te hain teröristler hadsizce bir eylem gerçekleştirdi. Bu aşırı eylemler PKK, PYD'nin orada sıkışmasından dolayı mı kaynaklanıyor? Yoksa İsveç makamları bu eylemlere göz mü yumuyor?" sorusuna, şu yanıtı verdi:
"Maalesef İsveç ve Finlandiya NATO'ya girme noktasında bizden ricada bulundular. Başta Stoltenberg (NATO Genel Sekreteri) iyi bir dostumuz, iyi bir insan. Biz de peki dedik, kendileriyle bir araya geldik, konuştuk, ettik ve orada bazı sözleşmeler de imzalandı. Ama biz kendilerine bir şey söyledik. Bak dedik, yani bize eğer sizdeki teröristleri teslim etmeyecek olursanız biz bunu zaten Meclis'ten geçiremeyiz. Meclis'ten bunun geçmesi için her şeyden önce 100'ü aşkın 130 civarında, listeleri de verip, bu teröristleri bize vermeniz lazım. Bunlar maalesef bunu yapamadılar. Sonra başbakanları fena bir insan değil bize bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette de biz kendisine basın toplantısı yaparken sizde Bülent Keneş diye birisi var FETÖ'cü, bu Bülent Keneş'i bize deport edin, verin dedik. İlginçtir onların yargısı Bülent Keneş'in bize deport edilmesini reddetti. Bunların caddelerinde sık sık zaten PKK'nın gösterilerini izliyoruz ve kendilerini de uyarıyoruz. Ama bütün bu uyarılara rağmen ne yazık ki PKK'nın PYD'nin bu gösterilerde durdurulması filan falan diye bir şey söz konusu olmadı. Şu anda Meclis başkanlarının bize bir ziyareti söz konusuydu. Meclis Başkanımız da bu ziyareti reddetti. Çünkü bunlar hala Türkiye'yi eski Türkiye zannediyorlar. Şu an itibarıyla da bu ziyaret gerçekleşmeyeceği gibi onların İsveç'te bu duruma karşı eğer bir el koymazlarsa İsveç ile münasebetlerimizi çok daha gerebilir."
"BUNUN BEDELİNİ BİRE YÜZ, BİRE BİN ÖDETİYORUZ, ÖDETECEĞİZ"
Başkan Erdoğan, sadece İsveç ve Finlandiya'da değil Almanya'da, Fransa'da ve İngiltere'de terör örgütlerinin boy göstermeye devam ettiğini belirterek, "Türkiye olarak bunlara karşı tavrımızı buna göre belirleyeceğiz. Attıkları bütün adımlar, Türkiye'de bunlar istediklerini gerçekleştiremedikleri için güya dışarıdan bizi kuşatacaklar. Ya böyle bir şeyi yapamazsınız. Türkiye'de şu anda onuru, gururu dört dörtlük sağlam olan bir iktidar var. Onun için de bundan sonraki süreçte de Allah'ın izniyle terörle mücadelede Türkiye'yi dışarıdan kuşatamazlar. Çünkü Türkiye kendi içinde çok kavi, çok sağlam. Bunlara da bunun bedelini bire yüz, bire bin ödetiyoruz, ödeteceğiz." ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan'a minnettarlığını dile getiren bir genç de "Bayrağımızı ilelebet, sonsuza kadar göklerde dalgalandıracağız. Şu anki olduğu gibi her zaman başka ülkenin gölgesinde var olmadan dalgalanacak bayrağımız." diyerek açtığı Türk bayrağını öptü.