AK Parti: Tatil mi kısa izin mi?
Salı günü gerçekleşen AK Parti Grubu'nda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, uyarı yüklü bir cümlesi dikkatli gözlerden kaçmadı. "Teşkilatlar, belediyeler eğer 'bizim dava' idrakiyle hareket etmiyorsa bize zarar veriyor demektir. Biz uyarmadan kendileri adımı atsın!" Bu sözleri, Cumhurbaşkanı'nın bugün AK Parti'de yapacağı, kimilerine göre sürpriz karşılanan değerlendirme toplantısı ile birlikte düşünmek gerekiyor.
Cumhurbaşkanı, siyasetle gelinen makamları değil, siyasetin makamlara getirme gücünü önemsiyor. Bunun anlamı, "ben merkezli olmayan", "dava esaslı", "mutlak olarak millete yaslanan" siyaset üretme yeteneği. Yani, parti teşkilatının gücü, inancı, samimiyeti ve çalışma azmi.
TBMM'nin, ağustos itibariyle çalışmalarına ara vereceği dikkate alındığında, AK Parti'li siyasetçilerin, makul izin ihtiyaçlarının ardından, klasik tatil moduna girmeden, kapı kapı dolaşmaları ve 2019 için hazırlıklara başlaması her şeyin ötesinde mühim.
Ayrıca, geçtiğimiz hafta Ordu'da yaşanan olay, AK Parti geleneğine ve sorun çözme tarzına hiç ama hiç uymuyor. Bu da demek oluyor ki, "Önce ülkem, sonra partim ve ben" anlayışından uzaklaşanların AK Parti'den bütünüyle uzaklaşması çok yakın.
*************
ABD: Konjonktürel ortaklık
"Terörle mücadelede, son noktaya bu kadar yaklaşmamıştık!" Bu sözler, cephede canı pahasına mücadele eden komutana ait. Biliyorum, bu ve benzeri ifadeleri daha önce de duyduk.
Peki, bugünü farklı kılan ne?
Öncelikle şunu belirteyim. Milli Güvenlik Kurulu'nun son toplantısı hakikaten tarihi nitelikteydi.
Neden?
Çünkü ABD'nin, terör örgütü PKK'nın Suriye türevi ile sürdürdüğü Rakka operasyonu bitmeden, Türkiye'nin kendi sınırları içindeki terörle mücadeleyi somut bir aşamaya taşıması gerekiyor. Bir başka ifade ile Ankara, terör örgütü PKK'nın farklı adlar altında bu coğrafyayı şekillendirme aracı olarak kullanıldığını görüyor ve önlemini alıyor.
Bunun anlamı, stratejik ortaklık düzeyinden, stratejik işbirliği aşamasına inen Türk-ABD ilişkilerinin, giderek "konjonktürel ortaklık" noktasına kadar gerilemesi, yani ciddi "güven açığı!" Ankara'daki devlet aklı, Suriye'nin kuzeyindeki enerji ve su hatlarını YPG ile kontrol altına alan ABD'nin, Türkiye'yi daha fazla zorlayacak hamlelerine karşı teyakkuzda olunmasını emrediyor.
Kaldı ki bölgesel fırsatçılık adına küresel güçlerin oyuncağı rolünü üstlenen Kürt unsurlar, bir süre sonra yine kaybeden tarafta kalacak!
Biz, Türkiye'nin terörle mücadelesine dönersek... Tam saha mücadele hız kesmeyecek. Örgütün, silahlı, siyasi ve sözde sivil ayaklarına yönelik tedbirler dizisi devam edecek. Sınır içinde kış yapılanması da dahil olmak üzere, kör noktalarda teröristlerin konumlanmasına fırsat verilmeyecek.
Terör örgütüne yardım yataklık eden, yerliyabancı ajanların deşifresinden vazgeçilmeyecek.
Diplomatik kriz riski de göze alınacak.
Sınırlarımız boyunca, PKK'lı teröristleri (YPG / SDG dahil) Akdeniz'e taşıyacak her oluşuma anında müdahale edilecek. Örgütün; uyuşturucu, sigara ve insan kaçakçılığı ile sağladığı finansman kanalları her yönüyle kesilecek. Ve en önemlisi, aileleri merkeze alan ikna çabaları sonuç alınıncaya kadar tekrarlanacak.
Özetle... "Türkiye'ye rağmen değil, Türkiye ile birlikte" formülü tavizsiz uygulanacak.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- DEM-İmralı... Devlet aklı... İhtiyat! (28.11.2024)
- Bakan Fidan... Ve satır arası okumaları (26.11.2024)
- Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Nükleer savaş riski var, şaka değil (24.11.2024)
- Pandemi sonrası toplumun ruh sağlığı! (23.11.2024)
- Ekonomiye dair kısa Notlar... (21.11.2024)
- Küresel zirveleri etkileme kabiliyeti... (20.11.2024)
- G20 Zirvesi... Erdoğan, Rio’da Biden’ı uğurlarken... (19.11.2024)
- AK Parti... Değişim, Değişiklik, İhtiyat! (16.11.2024)
- Etki ajanlığı mı, yeni nesil casusluk mu? (14.11.2024)
- Geleceğe hazırlanmak… (12.11.2024)