Venezuela lideri Maduro "yakalanmadı" “kaçırıldı”
Bir kelime bazen bir ülkenin kaderini bazen de ciddi bir suçun üzerini örter.
Bugün, Türkiye'de ana akım medyanın Venezuela lideri Nicolas Maduro ile ilgili attığı başlıklara baktığımızda bir kez daha kelimelerin ne kadar önemli olduğu gerçeğiyle yüzleşiyoruz.
"Yakalandı", "Operasyonla ele geçirildi", "ABD destekli operasyon vs."…
Oysa ortada ne hukuki bir yakalama ne de meşru bir süreç var.
Bunun adı teknik olarak tamamen "kaçırmadır."
Uluslararası hukuka göre bir devlet başkanının başka bir devlet tarafından,
o ülkenin rızası ve uluslararası bir karar olmaksızın zorla alıkonulması
açıkça egemenlik ihlali ve kaçırma suçudur.
***
Ancak birçok medya bu olayı "yakalandı" gibi polis-jandarma terminolojisiyle sundu.
Bilinçli ya da bilinçsiz biçimde ABD'nin dilini kullanmayı tercih etti.
Çünkü "yakalandı" derseniz, suçlu varsayımı oluşuyor.
"Kaçırıldı" derseniz, fail görünür oluyor.
Bu ilk değil. Irak'ta "işgal" demedik, "özgürleştirme" dedik.
Afganistan'da "saldırı" demedik, "operasyon" dedik.
Filistin'de "katliam" yerine "gerilim" dedik.
Şimdi de Venezuela'da bir devlet başkanının kaçırılmasına "yakalama" diyoruz.
Kavramlar böyle eğilip büküldükçe hakikat de sessizce kayboluor.
Daha da önemlisi bu dil sadece bugünün habercilik tercihi değil, dünden bugüne taşınan bir Amerikan siyasal geleneğinin yansıması gibi duruyor.
ABD Başkanı Trump döneminde bu dil artık örtülü değil açık bir tehdide dönüştü.
Trump'ın "Önce Amerika" söylemi, aslında "hukuk sonra" demenin başka bir yolu.
Bugün kaçırılan Maduro üzerinden verilen mesaj da aslında tam da budur.
"ABD'ye karşı duran herkes, dünyanın neresinde olursa olsun, güvende değil."

****
Trump bunu dün akşam bütün dünya ülkelerinin gözünün içine baka baka "Maduro" üzerinde
söyledi zaten.
Hiç çekinmeden "Venezuela'yı biz yöneteceğiz" ded. Sanki ABD'nin bir eyaletinden bahseder gibi.
Bu arada Trump'ın, kendi eyaletleri ile ilgili bu kadar rahat konuşabileceğini de sanmıyorum.
Ama iş başka ülke olunca onun için daha rahat olabiliyor maalesef...
Eski başkanlar "gerçeğin" üzerini başka "kendi gerçekleri" üzerinden örterek algı oluşturuyordu.
Ama Trump ise kendi gerçeği ile adeta "şov" yapıyor dünyaya.
Trump'ın dünkü mesajları yalnızca Karakas'a da değildi, Ankara'ya, Tahran'a, Pekin'e ve küresel dünyanın tamamına yönelikti.
Konuşma sonrası sırada Kolombiya mı, Küba mı, yoksa Meksika'mı var diye düşünmeyen kimse kalmadı.
Zira Trump üstü kapalı ve bazen de apaçık şekilde bu 3 ülkeyi tehdit etti!

***
Bugün Maduro için "yakalandı" diyen medya,
yarın başka bir ülkenin lideri için de aynı dili kullanabilir.
Çünkü mesele Maduro değil.
Mesele Venezuela değil.
Mesele kelimelerin ve gücün kimden yana yana olduğu.
Ve bugün medyamızın bir kısmı bu sınavdan ne yazık ki geçemedi.
Bugün başkasına yapılanı doğru anlatmazsak yarın bize anlatılanı da doğru anlayamayız.
O yüzden tekrar söylüyorum.
Maduro yakalanmadı. ABD'den Trump'ın emri ile KAÇIRILDI...