İstanbul'da "Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi" düzenlendı! Esra Albayrak'tan anne ve babalara çağrı
NUN Okulları tarafından 2018 yılında hayata geçirilen geleneksel “Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi”, bu yıl beşinci kez düzenlendi. Her yıl eğitim alanında yenilikçi bakış açılarını gündeme taşıyan zirve, bu kez “Eğitimde Dekolonizasyon” temasıyla katılımcılarını ağırladı. Ahaber.com.tr editörü Büşra Arga zirveden detayları aktardı.
Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi'nin 5'incisi 1 Kasım 2025 tarihinde "Eğitimde Dekolonizasyon" başlığıyla NUN Okulları Beykoz Kampüsü'nde gerçekleştirildi.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı'nın ev sahipliğinde düzenlenen zirve, eğitimciler başta olmak üzere eğitimin her alanından katılımcıları bir araya getirdi.
İşte Ahaber.com.tr editörü Büşra Arga'nın da katıldığı zirvede yaşananlar:
CANLI ANLATIM
EĞİTİMDE 1 ADIM ÖTESİ ZİRVESİ, BEŞİNCİ KEZ DÜZENLENDİ
NUN Eğitim ve Kültür Vakfının düzenlediği Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi’nin beşincisi, 1 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirildi. “Eğitimde Dekolonizasyon” temasını merkeze alındığı zirvede, katılımcılara uzman isimlerin rehberliğinde yeni bakış açıları sunuldu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen 700’e yakın kişinin katıldığı zirvede, sömürgeci kalıplardan arınmış, özgün ve yerli bir eğitim tahayyülünün yeniden kurulmasının gerekliliğine vurgu yapıldı.
“EĞİTİMDE SÖMÜRGESİZLEŞME EN BÜYÜK ÜMİDİMİZDİR”
NUN Okulları Beykoz kampüsünde gerçekleşen Eğitimde Bir Adım Ötesi Zirvesi, Dr. Esra Albayrak’ın hoş geldiniz konuşması ile başladı. Albayrak, günümüzde eğitim sistemlerinin, bilginin, kimliğin ve geleceğin inşasındaki rolü nedeniyle kökenlerini sorguladığını belirterek, “Bilgi hiçbir zaman nötr değildir; her zaman bir coğrafyanın, bir iktidarın, bir dilin ve bir dünya tasavvurunun izlerini taşır” sözleriyle eğitimin taşıdığı yönlendirici etkiye dikkat çekti.
Sömürgeci mirasın eğitimde yarattığı ayrıştırma, eşitsizlik ve Batı-merkezli üstünlük iddiasına değinen Albayrak, “Düşüncelerimizi başkalarının kavramlarıyla ifade etmeye zorlandıkça, iç sesimiz kısılır; dillerimiz zenginliğini, toplumlarımız özgünlüğünü, bireyler ise problemlerle baş etme kabiliyetlerini kaybeder” diyerek, eğitimin hakikati aramanın, ortak insanlık zeminini kurmanın ve zihni özgürleştirmenin aracı olması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında ayrıca, “Eğitimde dekolonizasyon, yalnızca tarihsel bir hesaplaşma değil, özgürce ve kendi köklerinden güç alarak geleceğe kendi irademizle yön verme mücadelesidir” ve “Bizler, hakikati herhangi bir topluluğun tekelinden kurtarmak; bilginin, insanın ve kültürün çok katmanlı doğasını yeniden görünür kılmak için buradayız” sözleriyle de zirvenin amacını ve vizyonunu ifade etti.
Albayrak, sözlerini “Eğitimde sömürgesizleşme tartışmasının ülkemizde ve dünyada; adaletin, merhametin ve hakikatin yeniden filizleneceği bir zemin oluşturması en büyük ümidimizdir” diyerek tamamladı.
Zirve, Filistinli büyük eğitimci ve düşünür Dr. Munir Fasheh’in "Eğitimin Dekolonizasyonu: Hayatın Merkezine Yeniden Hikmeti Koymak" başlıklı konuşması ile devam etti. Fasheh, Batı-merkezli bilgi anlayışına karşı çıkarak, yerel bilgeliğin ve yaşamla bütünleşik öğrenmenin önemini dinleyicilere aktardı. Fasheh’in ardından kürsüye gelen Prof. Dr. Mustafa Gündüz, “Zihinlerimizdeki Müfredat: Kimin Hikâyesini Öğreniyoruz?” başlıklı konuşmasıyla müfredatın dekolonizasyon sürecindeki rolünü ve yerel hikâyelerin önemini derinlemesine inceledi.
Sonrasında, zihinsel tahakkümün günümüzde en hızlı ve en görünmez yayıldığı alanın dijital dünya olduğunu vurgulayan Millî Eğitim Eski Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, “Dijital Bağların Dekolonizasyonu” başlıklı konuşmasını yaptı. Selçuk, dijital çağda bilginin kaynağını ve mahiyetini sorgulatırken, zihinsel kolonizasyonun dijital dünyada en hızlı ve görünmez yayıldığına dikkat çekti. Selçuk’un ardından Dr. Nihal Fırat Özdemir, “Dekolonizasyon Perspektifinden Bilim Tarihini Yeniden Düşünmek” başlıklı konuşmasıyla, bilim tarihinin sömürgeci bir hiyerarşi yaratma aracı olarak kullanılmasına karşı, bilim köklerini sadece Batı’ya indirgeyen anlatının dekolonizasyonun en önemli savaş alanlarından biri olduğunu belirtti.
Foto: ahaber.com.tr
EĞİTİMDE BİLGİ ANLAYIŞINI YENİDEN SORGULANDI!
Geleneksel ve modern ilerlemeci yaklaşımlar arasında sıkışan eğitim sisteminin özgün sentezini anlatmak üzere, Prof. Dr. Recep Şentürk “Multiplex Eğitim: Geleneksel ve İlerlemeci Yaklaşımların Ötesinde Eğitimi Yeniden Düşünmek” başlıklı konuşmasında kolonyal eğitimin etkilerine değinerek “Kolonyal eğitim bize ne yaptı? Kısaca kolonyal eğitim bizim çok katmanlı varlık, bilgi, hakikat, insan anlayışımızı; tek katmanlı varlık, bilgi, hakikat anlayışına çevirdi” sözleriyle klasik eğitimdeki çok boyutlu vizyonun modern sistemde nasıl daraltıldığını vurguladı. Bu bağlamda, klasik İslami eğitimin temel amacı “insan-ı kâmil” yetiştirmekken kolonyal ve modern eğitim anlayışının önceliğinin “vatandaş” veya bürokrasi ve ekonomi için eleman yetiştirmek olarak değiştiğine dikkat çekti. Şentürk, ideal insan profilini açıklarken “Kâmil insan, nefsi mutmain olan insan, hevânın tahakkümünden, hevânın kontrolünden kurtulmuş, aklı kendisine hâkim kılmış olan bir insandır” sözleriyle bu vizyonu özetledi.
Türk eğitiminin uluslararası alandaki yüzlerinden olan Mahmut M. Özdil ise, “Anadolu'dan Farklı Coğrafyalara: Maarif Hikâyeleri” ile Türkiye’nin köklü eğitim tecrübesinin uluslararası alandaki izlerini aktardı.
Zirvenin ikinci bölümünde, değerli tarihçi ve düşünür Prof. Dr. Halil Berktay, “Gecikmiş/Yetişmeci Modernleşme Mecralarında, Öğretimin Kurumlaşma, İçerik ve Metot Sorunları” başlıklı konuşmasıyla modernleşme tecrübesinin eğitim sistemlerimiz üzerindeki etkilerini analiz etti. Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, “Zihnin Dekolonizasyonu: Düşüncenin Haritasını Yeniden Çizmek” konuşmasıyla, kendi düşünme biçimimizi, kendi kavramlarımızla yeniden inşa etmeden gerçek bir dekolonizasyondan bahsedilemeyeceğini vurguladı. Yazar Halil İbrahim İzgi ise, “Bir Kahraman Arıyorsan, Kendi Hikâyene Bak” başlığıyla, kendi hikâyelerimizi onurlandırmanın öz güvenli nesiller yetiştirmenin temel şartı olduğunu söyledi. Son olarak, Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu, “Çocuklarımızı Kim Kodluyor?” başlıklı konuşmasıyla dijital çağda çocukların zihinlerinin görünmez algoritmalar tarafından kodlanmasına dikkat çekti.
Zirvenin sonrasında eş zamanlı olarak gerçekleştirilen 12 çalıştaya katılımcılar yoğun ilgi gösterdi.
Doç. Dr. Turgay Öntaş, Dr. Abdullah Uğur, Dr. Sümeyra Uzun, Doç. Dr. Zeynep Yıldız, Dr. Oğuz Köklü, Refika Angkasa, Münibe Yılmaz, Güllü Buzunoğlu, Bekir Cantemir, Sümeyye Öztürk Ulu, Mehmet Büyükçorak, Yüce Gümüş ve Volkan Levent Akgünlü tarafından gerçekleştirilen çalıştaylar, eğitim bilimlerinden sanata, matematikten psikolojiye kadar geniş bir yelpazede "Dekolonizasyon" temasını merkeze aldı.
Uzman isimler, geleneksel eğitim paradigmalarını sorgulayarak, “Ölçme ve Değerlendirme Sistemlerindeki Sömürgeci Paradigmalar”, “Dilin Dekolonizasyonu”, “Matematik Eğitiminde Dekolonizasyon” ve “Psikolojik Danışmanlıkta Dekolonizasyon” gibi kritik konularda derinlemesine analizler ve uygulamalı atölyeler sundu.
Zirve Kapsamında Düzenlenen İlhami Atalay Sergisi, Sanatın Yerli ve Özgün Duruşunu Yansıttı!
Katılımcılar, “Eğitimde Dekolonizasyon” teması kapsamında, sanatı bir kimlik beyanı ve varoluş mücadelesi olarak gören usta sanatçı İlhami Atalay'ın eserlerinden oluşan özel bir sergiyle buluştu.
1960’lardan bu yana Batı merkezli sanat dayatmalarına karşı duruş sergileyen ve “Yerel olmadan evrensel olunmaz” ilkesiyle bu toprakların kimliğini taşıyan Atalay'ın eserleri, sanatın bir direniş biçimi olabileceğini ve zihinsel özgürleşmenin görsel dil aracılığıyla nasıl mümkün olduğunu göstermeyi amaçladı.
Sergi, ziyaretçilere unutturulmak istenen estetik bilincini, yerli ve hakiki olanı yeniden hatırlatan güçlü bir görsel dil sundu.
Foto: ahaber.com.tr
Eğitimde 1 Adım Ötesi Kurum, Eser ve Dijital İçerik Ödülleri İlk Kez Takdim Edildi!
Zirve kapsamında bu yıl ilk kez “Eğitimde 1 Adım Ötesi Kurum, Eser ve Dijital İçerik Ödülleri” de takdim edildi. Bu ödüllerle, toplumsal farkındalığı artırmak ve dekolonizasyon vizyonunu ulusal ve uluslararası ölçekte somutlaştıran öncü çalışmalar görünür kılındı. Eğitimde 1 Adım Ötesi 2025 Dijital İçerik Ödülü, dijital çağın yüzeyselleştirici bilgi akışına karşı düşünceyi kökleriyle buluşturan çalışmalarıyla Klasik Düşünce Okulu'na verildi ve ödülü temsilen, Klasik Düşünce Okulu Genel Koordinatörü Halit Çelikyön aldı.
En İyi Kurumsal Girişim Ödülü ise İslam medeniyetinin bilimsel mirasını sistematik biçimde ortaya koyan ve bilginin sömürgeleştirilmiş anlatılarını dönüştüren İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'ne takdim edildi ve ödülü Müze Müdürü Sayın Tuğba Gül kabul etti. En İyi Eser Ödülü ise kültürel üretim ve temsillerdeki iktidar hiyerarşilerini cesurca ele alan "Bias in Popular Culture" adlı kitabıyla Anas Al-Sheikh-Ali’ye verildi.
Zirvenin en anlamlı anlarından biri, araştırmalarını tarihin adaletine ve insanlığın ortak mirasına adamış büyük bilim tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin'e takdim edilen Onur Ödülü oldu. Yüzyıllardır tek yönlü anlatılan bilim tarihinin tahakkümünü sarsan, İslam bilim mirasını gün yüzüne çıkaran ve kurduğu müze ile bu mirası gelecek nesillere aktaran merhum Sezgin, törende saygı ve rahmetle anıldı.
Zirve’de, Eğitimde 1 Adım Ötesi Öğretmen Ödülleri Sahiplerini Buldu!
Türkiye genelinde öğretmenlerin yenilikçi projelerini ödüllendiren Eğitimde 1 Adım Ötesi Öğretmen Ödülleri, bu yıl ikinci kez sahiplerini buldu. Eğitimdeki geleceği şekillendiren projelerle, öğretmenlerin topluma ve öğrencilere kattığı değerler ödüllendirildi. Ödül töreni, geçen yıl olduğu gibi Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi'nde gerçekleştirildi.
Bu yılın ana temasını oluşturan dekolonizasyon odaklı projeler arasında, birincilik ödülünü Abdulsamet Ağdaş, Eğitim Kuramları ve Pedagojik Yaklaşımlarda Dekolonizasyon kategorisindeki "Kavramsal Analiz Atölyesi" projesiyle; ikincilik ödülünü Ahmet Göktuğ Kılıç ve Merve Bakır, Kültür ve Sanat Eğitiminde Dekolonizasyon kategorisindeki "Zihin Atölyesi: Dijital Estetik" projesiyle; üçüncülük ödülünü Mustafa Ali Kaya, Eğitsel İçerikler ve Ders Kitaplarında Dekolonizasyon kategorisindeki "Altın Çağın Mirası" projesiyle kazandı.
Öğretmen Ödülleri, eğitimde inovasyonu destekleyerek öğretmenleri onurlandırmayı ve yeni fikirlerin yayılmasını sağlamak amacıyla her yıl düzenlenecek.
Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi, Sorgulamaya ve Sorgulatmaya Devam Edecek!
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tayfun Kındap zirve için, “Bizler için hakikati arama ve ortak bir insanlık zemini kurma potansiyeline sahip olan eğitim, sömürgeci düşüncenin dayattığı ayrıştırmanın değil; zihni özgürleştirmenin yegâne aracı olmalıdır. Bu zirveyle birlikte kendi kültürel zenginliğimizden ve yerel hikmetimizden beslenerek, çocuklarımızı hakikatle barışık, vicdanı diri bireyler olarak yetiştirmenin yollarını aradık.” dedi.
Bildiklerini ve tecrübelerini cömertçe paylaşan değerli konuşmacılar sayesinde bilginin, gerçekliğin ve en önemlisi eğitimin amaçlarının ve araçlarının sorgulandığını söyleyen Kındap konuşmasını, “Sürekli olarak geliştirdiğimiz ve dönüştürdüğümüz Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvemizi, daha da büyüterek eğitimcilerin ve eğitime gönül veren herkesin ilham alacağı, öğreneceği ve ezberlerini yeniden sorgulayacağı bir platform hâline getirmeye devam edeceğiz.” diyerek sonlandırdı.
KURUM, ESER VE DİJİTAL İÇERİK ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU
“Eğitimin gerçek gayesi nedir?” sorusu ile yola çıkan, gerçek insana temas eden, insanın kendisiyle, tabiatla, yaratıcısıyla ilişkisini derinden düşünmeye davet eden, eğitimin amaç ve araçlarının sorgulanması gerektiğini savunan, böylece ezberleri yeniden sorgulamaya imkân sağlayan Eğitimde 1 Adım Ötesi Zirvesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da eğitim dünyasında derinlikli bir düşünme alanı açtı.
Bu yıl zirve kapsamında ilk kez “Eğitimde 1 Adım Ötesi Kurum, Eser ve Dijital İçerik Ödülleri” takdim edildi. Eğitimde yenilikçi düşünceleri, köklü bilgi mirasına sahip çıkmayı ve insanı merkeze alan çalışmaları görünür kılmayı amaçlayan ödüller, “Kurum Ödülü”, “Eser Ödülü” ve “Dijital İçerik Ödülü” olmak üzere üç kategoride verildi.
Eğitimde 1 Adım Ötesi Dijital İçerik Ödülü'ne, dijital çağın yüzeyselleştirici bilgi akışına karşı, düşünceyi kökleriyle yeniden buluşturan ve geçmişimizdeki bilgeliği yeniden açığa çıkaran çabalarıyla Klasik Düşünce Okulu layık görüldü. Kurumu temsilen ödülü, Klasik Düşünce Okulu Genel Koordinatörü Halit Çelikyön aldı.
Fotoğraf: ahaber.com.tr
Eğitimde 1 Adım Ötesi Kurumsal Girişim Ödülü, İslam medeniyetinin bilimsel mirasını sistematik biçimde ortaya koyan, bilgi tarihine hakkını teslim eden ve bilginin sömürgeleştirilmiş anlatılarını dönüştüren kıymetli bir kurum olan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ne verildi. Bu kıymetli müzenin kurucusu, ömrünü İslam bilim ve teknoloji tarihini tanıtmaya adayan büyük bilim tarihçisi merhum Prof. Dr. Fuat Sezgin’in rahmetle anıldığı törende, ödülü temsilen Müze Müdürü Tuğba Gül teslim aldı.
Eğitimde 1 Adım Ötesi Eser Ödülü, kültürel üretim ve temsillerin uzun süredir görünmez iktidar, bilgi ve kimlik hiyerarşileri tarafından nasıl şekillendirildiğini cesurca ortaya koyan çalışması “Bias in Popular Culture” adlı kitabıyla Dr. Anas Al-Sheikh-Ali’ye verildi.
Zirvenin en anlamlı anlarından biri, araştırmalarını tarihin adaletine ve insanlığın ortak mirasına adamış büyük bilim tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin'e takdim edilen Onur Ödülü oldu. Yüzyıllardır tek yönlü anlatılan bilim tarihinin tahakkümünü sarsan, İslam bilim mirasını gün yüzüne çıkaran ve kurduğu müze ile bu mirası gelecek nesillere aktaran merhum Sezgin, törende saygı ve rahmetle anıldı.
EĞİTİMDE 1 ADIM ÖTESİ
Türkiye genelinde öğretmenlerin özgün, fark yaratan ve eğitime değer katan projelerini ödüllendiren Eğitimde 1 Adım Ötesi Öğretmen Ödülleri, Enstitü Sosyal’in katkılarıyla ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından bu yıl ikinci kez sahiplerini buldu. Eğitimin geleceğine yön veren projeler ile öğretmenlerin topluma ve öğrencilerine dokunan çalışmaları ödüllendirildi.
Birincilik ödülü, Kavramsal Analiz Atölyesi projesiyle Abdulsamet Ağdaş’a verildi. Proje, Eğitim Kuramları ve Pedagojik Yaklaşımlarda Dekolonizasyon kategorisinde, epistemik adalet ilkesini pedagojik bir yaklaşıma dönüştürmeyi ve öğrencilerin düşünce üretiminde Avrupa merkezli kolonyal içeriklerden bağımsızlık kazanmasını hedefliyor. Ağdaş’a ödülünü İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür takdim etti.
İkincilik ödülü, Zihin Atölyesi: Dijital Estetik projesiyle Ahmet Göktuğ Kılıç ve Merve Bakır’a verildi. Proje, Kültür ve Sanat Eğitiminde Dekolonizasyon kategorisinde, eğitim pratiklerinde hâlâ etkisini sürdüren sömürgeci düşünce kalıntılarını eleştirel bir bakışla görünür kılmayı ve bu kalıntıların etkisiyle gölgelenen yerel bilgi birikimini, Türkiye’nin zengin kültürel mirasını ve Anadolu merkezli estetik değerleri yeniden merkezileştirmeyi amaçlıyor. Kılıç ve Bakır’a ödüllerini, Prof. Dr. Tamer Yılmaz takdim etti.
Üçüncülük ödülü, Altın Çağın Mirası projesiyle Mustafa Ali Kaya’ya verildi. Proje, Eğitsel İçerikler ve Ders Kitaplarında Dekolonizasyon kategorisinde, İslam medeniyetinin bilim tarihinde oynadığı merkezi rolü ve “Orta Çağ’ın Karanlık Çağ” olduğu yönündeki yaygın ve yanlış algıyı değiştirmeyi ve Batı-merkezli bilim anlatısını kırmayı hedefliyor. Kaya’ya ödülünü, NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tayfun Kındap takdim etti.
Eğitimde 1 Adım Ötesi Öğretmen Ödülleri, ülkemizin ve dünyamızın geleceğine katkıda bulunacak, ahlaklı ve bilinçli, sorumluluk hissi taşıyan, entelektüel ve estetik bakış açısına sahip, vizyon sahibi genç nesiller yetiştirmek amacıyla kurulan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından her yıl düzenlenerek geleneğe dönüşmeyi hedefliyor.
Eğitimin geleceğine dair ilham kaynağı olmayı hedefleyen, projeleri ile fark yaratan tüm öğretmenleri onurlandırarak diğer eğitimcilere de yol gösteren Öğretmen Ödülleri, eğitimde inovasyonu desteklemeye ve eğitim dünyasına ilham veren projeler için paylaşma platformu olmaya devam edecek.
"KENDİ HİKAYEMİZİ YAZIYORUZ"
Akademisyen yazar Dr. Nihal Fırat Özdemir, Ahaber.com.tr editörü Büşra Arga’nın sorularını yanıtladı.
Özdemir, “Eğitimde dekolonizasyon diyoruz. Eğitimde dekolonizasyonun amacı ne? Bizim asıl amacımız Batı sömürgeciliğinden kurtulmak mı yoksa milli eğitim modelimizi köklerimize, kültürel değerlerimize uygun bir şekilde entegre ederek hayata karıştırmak mı?” sorusuna “Bu soruya hepsini birden içine alacak bir şekilde cevap vereyim. Aslında dekolonizasyonla yapmak istediğimiz, özgüvenimizi inşa etmek, önce özgüvenli olmak ve kolonyal fısıltılara, yani "biz yapamayız", "zaten yapamadık", "bizden ne olur ki" gibi küçümsemeyi içselleştirilmiş bu tür fısıltılara kulakları tıkamak, kendine güvenerek ve bu güvenin kaynaklarını da öğrenerek, bunu bilgiyle yücelterek, çünkü bunun için gerekli bütün kaynaklara da sahibiz, bunun için gerekli bir bilgi coğrafyası üzerinde yaşıyoruz, büyük bir kültürler geçişinin yaşandığı bir coğrafya üzerinde yaşıyoruz. Yeter ki ilgi gösterelim. İlgi gösterdiğimizde bu bilgi de birlikte gelecek. Yani ne yapacağız? Önce fark edeceğiz, sonra bu fark ettikten sonra sahipleneceğiz ve sahiplendikten sonra da birlikte inşa edeceğiz. Yani özgüvenle bir özgeçmiş yazacağız ama bilgiye dayalı. Batı merkezli bir hikayede biz figüran değiliz. Aslında biz kurucu kadrodayız. O halde bu hikayeyi biraz da kendi gözümüzden, kendi dilimizden anlatmaya çalışacağız. Yani oryantalistleri dinlemiyoruz, oksidentalist bir söylemle biz de kendi hikayemizi yazıyoruz.” yanıtını verdi.

"GAZZE BİZİM İÇİN MAALESEF HEPİMİZ İÇİN KANAYAN BİR YARA"
Akademisyen yazar Dr. Nihal Fırat Özdemir, Ahaber.com.tr editörü Arga'nın "Peki bizim sömürgeciliği yaşadığımız ve hemen hemen iki yıldır da gözler önünde olan bir Gazze meselemiz var. Gazze'de çocuklarımız şehit ediliyor. İçler yani görüntüleri izlemeye içimiz kaldırmıyor. Asıl oradaki çocukların eğitim hakları ellerinden alındı. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?" sorusunu da yanıtladı.
Özdemir, "Ben ayrı görmüyorum, hepimiz bu coğrafyanın çocuklarıyız. Orada olan bize de olmuş sayılır ve gerçekten dediğiniz gibi üzerine konuşma, konuşamıyoruz bile yani çünkü bir şey de yapamadığımız için aynı zamanda üzülüyoruz. Elimizden geleni yapmaya çalışsak da Gazze bizim için, maalesef hepimiz için kanayan bir yara. Belki şöyle düşünülebilir, tabii ben kendi alanım üzerinden ve daha inşa edici bir konuşma yapacak olursam şöyle düşünüyorum Gazze ile ilgili. Aslında burası Bereketli Hilal sınırları içerisinde, Mezopotamya toprakları içerisinde ve ilk alfabenin, Ugaritik alfabenin oluştuğu bir coğrafya, medeniyetin aslında oluştuğu bir coğrafya ve bizim hep birlikte kendimizin ne olduğunu tekrar hatırlayıp ve birbirimizle olan o çatışmaları asla yani kenara bırakıp, birbirimize güvenerek yine tek bir vücut olarak bu coğrafyayı birlikte ayağa kaldırmamız gerekiyor. Çünkü aslında bu sömürülerle, savaşlarla, saldırılarla sürekli yıpratılıyoruz ve bu arada birbirimizle de bir birlik kuramıyoruz. Oysa İslam medeniyetinin ilk kuruluş dönemi aslında adalet, himaye ve hoşgörü üzerine yükselmiş bir medeniyet. Bu birliği o coğrafyada oluşturmuş bir medeniyetin çocuklarıyız. Tekrar o birliğe ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.