Kalp hastalığında yeni gerçek: Erkekler için risk yaşı kadınlardan 7 yıl daha erken
Erkeklerin kalp ve damar hastalıkları açısından riskli döneme kadınlardan yıllar önce girdiğini ortaya koyan yeni bilimsel araştırma, risk sürecinin yaklaşık 35 yaş civarında başladığını gösterdi. Journal of the American Heart Association'da yayımlanan çalışma, erkeklerin kalp sağlığında kritik eşiklere kadınlara göre ortalama yedi yıl daha erken ulaştığını ortaya koyarak, risk değerlendirmesinde yaş sınırının daha erkene çekilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Yeni yayımlanan kapsamlı bir araştırma, erkeklerin kardiyovasküler hastalık riskine kadınlara kıyasla daha erken yaşlarda girmeye başladığını ortaya koydu. Journal of the American Heart Association'da yayımlanan çalışmaya göre erkekler, kalp sağlığı açısından kritik risk seviyelerine kadınlardan ortalama yedi yıl daha önce ulaşıyor.
Uzmanlar, kalp hastalıklarının ani gelişmediğini; 30'lu yaşlardan itibaren başlayan ve yıllar içinde ilerleyen bir süreç olduğunu vurguluyor. Northwestern Üniversitesi'nden Dr. Sadiya Khan, bu yaşlarda henüz klinik bir hastalık tanısı konulmasa bile risk oluşumunun başladığını belirtiyor.
RİSK FARKI 35 YAŞ CİVARINDA BELİRGİNLEŞİYOR
Araştırma kapsamında 5 binden fazla yetişkin, 34 yıl boyunca takip edildi. Elde edilen veriler, risk farkının orta yaş öncesinde açıldığını gösterdi.
Buna göre erkeklerin yaklaşık yüzde 5'i 50 yaş civarında kardiyovasküler hastalık geliştirirken, kadınlar aynı risk oranına ortalama 57 yaşında ulaşıyor.
Belirli hastalık türlerinde fark daha da belirgin hale geliyor. Erkekler ortalama 48 yaşında risk sınırına ulaşırken, kadınlarda bu yaş ortalama 58 olarak hesaplandı.
50 yaşındaki bireyler değerlendirildiğinde, önümüzdeki 10 yıl içinde kalp hastalığına yakalanma ihtimali erkeklerde yüzde 6 seviyesinde ölçülürken, kadınlarda bu oran yaklaşık yüzde 3 olarak kaydedildi.
Araştırmacılar, ortaya çıkan farkın yalnızca tansiyon, kolesterol veya sigara kullanımı gibi klasik risk faktörleriyle açıklanamayacağını belirtiyor.
Biyolojik farklılıkların yanı sıra, kadınların daha fazla stres altında kalması veya farklı meslek gruplarında yoğunlaşması gibi sosyal faktörlerin de etkili olabileceği değerlendiriliyor.