İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

Giriş Tarihi:
ahaber.com.tr Haber Merkezi

Sultanahmet Meydanı'nın en eski tanıklarından Burmalı Sütun'un yılanbaşlarının 1700 yılında bir gecede ortadan kaybolması, üç asırdır anlatıla gelen en ilginç şehir sırlarından biriydi. Ancak 2010'da genç tarihçi Uğur Demir'in ortaya çıkardığı belgeler, gizemin merkezine sürpriz bir ismi yerleştirdi. İşte Osmanlı tarihinin en eski hırsızlık vakalarından birinin gizeminin detayları...

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

Sultanahmet Meydanı'nın en eski tanıklarından Burmalı Sütun'un yılanbaşlarının 1700 yılında bir gecede ortadan kaybolması, üç asırdır anlatıla gelen en ilginç şehir sırlarından biriydi.

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

Afyoncu'nun yazısında yer alan bilgilere göre, bugün "Burmalı Sütun" diye bildiğimiz, Osmanlı kaynaklarında ise "Ejderha Heykeli" olarak geçen anıt, Pers savaşlarının ardından Yunan kolonilerinin zafer hatırası olarak diktiği üç başlı bronz yılandan oluşuyordu. Apollon Tapınağı'nın önünde yükselen bu sembol, İmparator I. Konstantin tarafından 324 yılında İstanbul'a getirildi ve Hipodrom'un merkezine yerleştirildi. Üstündeki altın kazan ise taşınma sırasında kayboldu.

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

YÜZYILLAR BOYUNCA KIRILAN ÇENELER, ANLATILAN RİVAYETLER

Fatih Sultan Mehmed'in sütuna şeşper attığını gösteren minyatürden, II. Selim'in at üzerinde geçerken yılanbaşlarından birinin çenesini kopardığına dair Evliya Çelebi'nin satırlarına kadar pek çok rivayet, yüzyıllar boyunca bu yapıya tılsımlı bir hava kattı.

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

Evliya Çelebi, bu çenenin kırılmasıyla İstanbul'da yılanların görülmeye başladığını bile yazar.

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

1700 YAZINDAKİ GİZEMLİ GECE

18. yüzyılın başında İstanbul'da bulunan seyyah Motraye, 1700 yılının haziran ayında iki yılanbaşının hala yerinde olduğunu, ancak bir gece içinde hiçbir iz bırakmadan kaybolduklarını aktarır.

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

O dönem Osmanlı idaresi bu kaybın peşine düşmedi; Avrupa çevrelerinde ise bazı elçilik görevlileri için fısıltılar dolaşmaya başladı.

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

Olayı Osmanlı tarihçisi Silahdar Mehmed Ağa, Nusretnâme'sine şu şekilde kaydeder:

"21 Ekim 1700 Perşembe gecesi akşam namazı vaktinde At Meydanı'nda 1500 yıldan beri ayakta duran tunç ejderlerin üçü de birlikte boyunlarından kırılıp yere düştü. Bırakın kırmayı yanında bu sırada insan bile yoktu ama sanki kuvvetli bir adamın ağaç kırması gibi büyük bir gürültüyle kırılıp düştüğünü duyanlar anlatırlar."

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

POLONYA ELÇİLİĞİ ŞÜPHELERİN TAM GÖBEĞİNDE

Tam da bu dönemde İstanbul'da, Kont Rafal Leszczynski başkanlığında kalabalık bir Polonya elçilik heyeti bulunuyordu. Viyana bozgununda ele geçirilen zırh ve sancakları yanlarında taşıyan bu gösterişli heyet, sipahilerde rahatsızlık yaratmıştı.

1700'lerin hemen başında İstanbul'a gelen Edmund Chishull ise "Türkiye Gezisi ve İngiltere'ye Dönüş" adlı seyahatnamesinde yılanbaşlarının nasıl ortadan kaybolduğuna açıklık getirir:

"İkincisi, 3.5-4 metreden daha yüksek olmayan burma tunç anıt sütundu. Burma anıtın tepesinde son zamanlara kadar üç yılanın baş motifleri yükseliyormuş ve yılanların boyun ve başları güzel bir üçgen teşkil etmekteymişler. Anıtın karşısında ikamet etmekte olan Polonya elçisinin maiyetindeki bazı kişiler, başları vahşice koparmışlar."

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

KOPAN BAŞLARIN AKIBETİ

Bugün üç baştan biri İngiltere'de, bir diğeri İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunuyor. Üçüncü başın nerede olduğu ise hala bilinmiyor; kayıp olan bu son parçanın izi hiçbir müzede ya da arşivde çıkmadı.

İstanbul'un en eski hırsızlık vakası: 325 yıl önce çalındı

EVLİYA ÇELEBİ'NİN SÜTUNA YÜKLEDİĞİ TILSIM

Evliya Çelebi, Burmalı Sütun'u "tünçten ejderha heykeli" olarak tanımlar ve ona şehrin zehirli hayvanlardan korunmasını sağlayan bir tılsım atfeder. Hatta Sultanahmet Camii'nin inşasında sütunun bir bölümünün toprak altında kalmasıyla tılsımın zayıfladığını bile öne sürer.

Mobil uygulamalarımızı indirin