Gazze masasının merkezinde Başkan Erdoğan! Türkiye'nin olmadığı denklem kurulamaz

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
Fatih Murat Erdoğan | ahaber.com.tr Haber Merkezi
Gazze masasının merkezinde Başkan Erdoğan! Türkiye'nin olmadığı denklem kurulamaz

ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde düzenlenen ve Gazze konusunun ele alındığı kritik toplantıda Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın konumunu ve toplantının sonuçlarını A Haber canlı yayınına katılan terör ve güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ değerlendirdi. Başbuğ Başkan Erdoğan'ın masada Trump'ın hemen yanında yer almasını, "İslam dünyasının lideri" yorumlarını destekler nitelikte bulduğunu ve bu konumu "çoktan hak ettiğini" belirtti.

A Haber spikeri Cansın Helvacı'nın sunduğu Sabah Ajansı programına katılan terör ve güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ toplantının önemine dikkat çekti.

Başbuğ Donald Trump'ın 30'u aşkın görüşme yaptığını ve bunlar arasında en önemlisinin bu toplantı olduğunu üç kez tekrarladığını hatırlattı. Coşkun Başbuğ göre Trump, bu oturuş düzeniyle "Ben bu meseleyi çözeceksem, işte Türkiye'nin önderliğinde ancak çözebilirim." mesajını verdi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

TÜRKİYE'SİZ ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL

Amerika'nın Suriye, Ukrayna ve Gazze gibi bölgesel sorunları "Türkiye'siz çözemeyeceğini çok iyi bildiğini" ifade eden Başbuğ masadaki diğer ülkelerin de bu durumu kabullendiğini dile getirdi.

Trump'ın toplantıda "Savaşı da bitireceğiz" dediği aktarılırken bu ifadenin Erdoğan'ın yanında verilmesinin önemine vurgu yapıldı. Coşkun Başbuğ, ABD Başkanı Trump'ın meseleleri çözerken Türkiye olmadan bir denklem kuramayacağını çok iyi bildiğini söyledi. Başbuğ, Erdoğan'ın masanın "dolaylı olarak da patronu" olduğunu söyledi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

MASADAKİ DİĞER ÜLKELER VE PAKİSTAN VURGUSU

Toplantıda Türkiye'nin yanı sıra Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürdün, Pakistan ve Endonezya'nın yer aldı. Başbuğ bu ülkelerin bölgede ekonomik ve askeri olarak "güçlü kuvvetli" konumda olduğuna işaret ederek özellikle Pakistan'ın masadaki varlığının "çok önemli" olduğunu söyledi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

"ERDOĞAN, GAZZE KONUSUNUN BAYRAKTARIDIR"

Başkan Erdoğan'ın Gazze meselesindeki rolüne değinen Coşkun Başbuğ, "Bugüne kadar hâlâ herkes Filistin'i konuşuyorsa, Gazze dünyanın ana konusu hâline gelmişse bunun direkt bayraktarı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye'di." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan'ın daha önce Fransa ve Suudi Arabistan ev sahipliğindeki bir toplantıda yaptığı konuşmanın salonda "alkış tufanı" ile karşılandığını hatırlattı.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

GÖZLER ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİNDE

Coşkun Başbuğ, asıl sonucun önümüzdeki gün gerçekleşecek olan Başkan Erdoğan ve ABD Başkanı Trump arasındaki ikili Beyaz Saray görüşmesinde netleşeceğini savundu. Bu görüşmenin hem Gazze hem de Suriye konusunda "birçok şeyin netleştiği bir dönem" başlatacağını belirten Başbuğ, "Son noktayı bu ikili yaptığı görüşmede ortaya koyacaklar." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplantı sonrası "Memnunum, hayırlara olsun" şeklindeki açıklamasını da "çok önemli" bulduğunu ekledi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

NETANYAHU'NUN TEHDİTLERİ

Soykırımcı İsrail terör örgütünün ele başı Başbakanı Netanyahu'nun "Amerika'dan bir döneyim, ondan sonrasında göreceksiniz" şeklindeki sözlerini de değerlendiren Başbuğ, Netanyahu'yu "kontrolden çıkmış bir kuduz vakası" olarak nitelendirdi ve bu söylemlerin sahada karşılığı olmayabileceğini belirtti. Başbuğ, sürecin ana aktörünün Amerika olduğunu ve Washington'un alacağı tavrın belirleyici olacağını ifade etti.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

A Haber'e değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hamir Emrah Beriş şunları söyledi:

Bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun gündeminde Filistin meselesi var. Gazze'de yaşanan saldırılar, soykırım çok yoğun bir şekilde tartışılıyor, görüşülüyor. Ama tabii sürecin buraya gelmesindeki en büyük etmenlerden birisi Cumhurbaşkanımızın çabaları. Bunun altını çok net bir şekilde çizmek gerekiyor. Yani bu süreç uluslararası gündeme taşındıysa, bütün insanlığı ilgilendiren bir mesele haline geldiyse bundaki en büyük paylardan birisi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait.

Dünkü görüşme ekseninde mevzuyu ele alacak olursak; Amerika her koşulda İsrail'in yanında duran bu anlamda çözümsüzlükten yana bir görünüm çiziyordu bugüne kadar. Ama dün itibariyle işte Cumhurbaşkanımız hemen zaten görüldüğü üzere Trump'ın yanında, bir çözüm masasının daha doğrusu bir istişare masasının kurulduğu ve buradan hareketle bir yol haritasının çizilmeye, belirlenmeye çalışıldığını görüyoruz. Amerika şunu biraz daha somut bir şekilde anlamış gibi görünüyor; bu mevzu artık İslam ülkeleri dışarıda bırakılarak çözülemez.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

Ve burada enteresan bir noktanın daha altını çizmek mümkün. Burada Trump'ın ve Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin Türkiye'yi adeta İslam ülkelerinin sözcüsü, Erdoğan da bir bakıma sembolik lideri olarak kabul ettiğini görebiliyoruz. Bunu da çok yakın başka bir örnekle somutlayabiliriz; Türkiye'de de basının gündemine yansımıştı. Trump dünyanın farklı liderlerini, işte özellikle Avrupalı liderleri kendi makam masasında otururken karşısına böyle adeta dizmişti, sıralamıştı.

İktidar göstergesi. Yani onlarla kendisinin eşit pozisyonda olmadığını, onların kendinde kendisinin onlardan daha üstün durumda bulunduğunu adeta onlara gösteriyor, kanıtlamaya çalışıyordu. Aynı şekilde uluslararası kamuoyuna bunu göstermeye çalışıyordu. Bu diplomatik nezaket kurallarına da genel bürokratik ilkelere de aykırı bir durum esas itibarıyla. Ama burada bunu yapmadığını görüyoruz. Burada bunu yapmadığını görüyoruz.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

Tabii bunun arkasında başka diplomatik temaslar da yürütülmüş olabilir. Dışişleri Bakanlığımızın çabaları da olabilir bunun arkasında. Bir eşit statü, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında bir eşit statü olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Adeta Trump, İsrail ve ABD bloğunun, Erdoğan da buna karşılık Filistin, Gazze ve İslam ülkeleri bloğunun adeta liderleri ve sözcüleri gibi görünüyor. Böyle bir pozisyon almış vaziyetteler.

Tabii buradaki başka bir durum, bugüne kadar Trump kayıtsız şartsız İsrail'in yanında gibi görünüyordu. Yani aslında statükonun mevcut haliyle sürmesi ve İsrail ne yaparsa yapsın hiçbir şekilde değişmemesi üzerine kurulu bir politika anlayışı ve bir yaklaşım var gibi görülüyordu. Ancak toplantıdan hemen sonra gerek kendisinin yaptığı açıklamalar, gerek Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamalar mevzunun böyle olmadığını artık yeni bir kapı aralandığını, Gazze meselesinin çözülmesi için yeni bir modelin söz konusu olabileceğini gösterdi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

Bakın diyalog çok önemli. Yani bu tür temasların o yüzden kurulması da gayet önemli ve faydalı olabiliyor. Başka ortamlarda başka yani aynı zemini paylaşmadığınızda açıklamalar daha sert, empatiden daha yoksun bir şekilde gelişebiliyor. Ama müzakere masasına oturduğunuzda her taraf daha gerçekçi ve somut öneriler geliştirebiliyor. Cumhurbaşkanı'nın da ikna edici bir yönü var. Bir taraftan baktığınızda herhalde o masada Trump'ın da aklında birtakım soru işaretleri uyandıracak bazı meseleler konuşuldu diye düşünüyorum, tahmin ediyorum. Bunların yansıması zaten Cumhurbaşkanı'yla Trump'ın ikili görüşmesinde belki daha derinleşecektir.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Necmettin Mutlu: Kriz masası tabii ki Amerikalılar için kriz. Dünya için kriz. Ama şunu ifade etmek lazım; şimdi bu masada Tayyip Erdoğan'ı sağına oturtan Trump değil. Trump'ı soluna oturtan Tayyip Erdoğan. Yani bunu ifade etmek lazım. Çünkü artık Amerikalılar bölgeden sopayla kovalanacak düzeye geldi. Suudiler, Pakistan'la anlaşma yapıyor, işte Katarlılar başının çaresine bakıyor ki görüşmeden hemen önce de zaten Cumhurbaşkanı'yla yüz yüze görüşürken orada Katar Emiri'nin son derece hararetli bir anlatışı var. Cumhurbaşkanı Erdoğan da orada tasdik eder biçimde bakıyor.

Türkiye krizin başında Çin'den başlayıp Brüksel'e kadar 140 olan sayının artırılması noktasında bir diplomasi atağı başlatmışlardı. Zaten o atağın sonucu aslında bunlar oldu. Filistin daha çok ülke tarafından tanındı. Yani onu özellikle ifade etmek lazım.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

Netanyahu şu an uçurumun kenarında. Ve elinden Trump'tan başka tutan yok. Uçurumun kenarından aşağı düşen Netanyahu'nun elinden tutan tek bir el, Trump'ın eli. Ve eğer o el tutmaya devam ederse artık bu masadan da kovulacak Amerikalılar işin geldiği son nokta bu. Çünkü Cumhurbaşkanı görüşmeden önce de özellikle Trump'ı eleştiren ifadeler kullandı. Gazze'deki savaşı bitirebildi mi? Hayır. Ukrayna'yı bitirebildi mi? Hayır dedi. Şimdi Birleşmiş Milletler kürsüsünden o aç kalan çocuğun bacaklarını göstermek doğrudan Trump'a mesaj. Çünkü bu yardım vakfını kuran bizzat Trump'ın kendisi. Şimdi evet, diplomatik ilişkiler, diplomatik teamüller, diplomatik iletişim bambaşka bir mesele. Tabii ki görüşülecek ama o fotoğrafın sebebi Donald Trump'ın bizzat kendisi ve mesaj yerine gitti diye düşünüyorum.

Tabii orada Rubio da var fotoğraflarda. Hemen çaprazda sanırım oturuyor. Rubio'da da bir Türk ön yargısı var. Onu ifade etmek lazım. Yani geçmişte biliyorsunuz. FETÖ'cü Enes Kanter'i ağırlamıştı ofisinde. Yani bir Türkiye ve Türk ön yargısı Rubio'da var. Evet. Bu ona da yeterli ve gerekli mesaj oldu.

Mobil uygulamalarımızı indirin