YPG'nin yeni patronu İsrail mi? SDG Suriye ordusuna katılmazsa ne olacak?

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
Fatih Murat Erdoğan | ahaber.com.tr Haber Merkezi
YPG'nin yeni patronu İsrail mi? SDG Suriye ordusuna katılmazsa ne olacak?

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada terör örgütü YPG’ye sert uyarılar içerirken terör örgütünün süreci sabote eden tavırlarına izin verilmeyeceği bildirildi. Açıklamada, Suriye’nin istikrarına katkı sağlamak için her türlü desteğin verileceği vurgulandı. Bölgedeki gelişmeleri A Haber canlı yayınına katılan askeri stratejist Doç. Dr. Kemal Olçor değerlendirdi.

Milli Savunma Bakanlığı bugün yapılan haftalık bilgilendirme toplantısında Suriye'deki duruma dair önemli bilgiler paylaştı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "SDG terör örgütünün silahsızlanma ve Suriye devletine entegrasyon taahhütlerini yerine getirmemesi Suriye'nin birlik ve bütünlüğü ile ulusal güvenliğimize tehdit oluşturmaktadır. Türkiye olarak bu konudaki hassasiyetlerimiz nettir. SDG terör örgütünün süreci sabote eden tavırlarına izin vermeyeceğimiz ve Suriye'nin yeni yönetimiyle iş birliği içinde terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğimiz defalarca belirtilmiştir." denildi.

SURİYE'NİN İSTİKRARINA TAM DESTEK

Bakanlık "SDG terör örgütü, Suriye ordusuna entegrasyon sürecine uymalı, Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne zarar verecek her türlü eylem ve söylemden vazgeçmelidir. Türkiye bu sürecin takipçisi olmaya devam edecek ve gerektiğinde hem kendi güvenliği hem de Suriye'nin istikrarına katkı sağlamak için Suriye'ye her türlü desteği verecektir." ifadelerine yer verildi.

Peki SDG neden Adem-i Merkeziyetçilik istiyor? SDG Suriye ordusuna katılmazsa ne olacak? YPG'nin yeni patronu İsrail mi? ABD'nin YPG planı ne? SDG neden entegrasyon sürecine uymuyor? Bölgedeki gelişmeleri A Haber canlı yayınına katılan askeri stratejist Doç. Dr. Kemal Olçor değerlendirdi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

10 MART'TA 8 MADDEYE İMZA ATTILAR

Askeri stratejist Doç. Dr. Kemal Olçor: Bizim resmi tutumumuz şu; 10 Mart görüşmeleri yapıldı. 10 Mart görüşmelerinde bazı kararlar çıktı. 8 maddelik karar çıktı. O kararların içerisinde gayet rasyonel birtakım hususlar vardı. Yani Suriye Devleti'nin bütünlüğünün korunması ve milli ordunun oluşturulurken tüm silahlı diğer yapıların tasfiye edilmesi ve ortadan kaldırılması söz konusuydu. SDG de aslında sözde liderlik statüsünde gittiler orada imzaladılar bu sekiz maddeyi. Enerji kaynaklarının Milli hükümete devredilmesi konusu gündeme geldi. Özerklik, otonomik yapı talepleri rafa kalkmıştı.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

PARİS GÖRÜŞMELERİNDE TOPRAK İSTEDİLER

9 Temmuz'da bir toplantı daha yapıldı. Ve bu toplantıya Fransız temsilci katıldı. ABD'nin Suriye temsilcisi ve aynı zamanda Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack yine katıldı. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara oradaydı ve yine SDG mensupları sözde liderlik statüsünde ve maskeli katıldılar. 9 Temmuz'daki kararlar taban tabana 10 Mart'la zıttı.

Yani otonomik yapı istiyorlar, toprak talep ediyorlar. Hatta 10 bin kişilik bir kuvvetle olduğu gibi katılalım istiyorlar milli orduya. Yani bir entegrasyon tek tek değil de topluca yapılsın istiyorlar. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığını talep ettiler, bakanlık istediler filan. Yani taban tabana zıt bir görüş ortaya çıktı ki ne Şara hükümeti ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu 9 Temmuz kararlarını asla kabul etmediler.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

FEDARASYON TALEBİNE YENİ KILI: ADEM-İ MERKEZİYETÇİLİK

Tom Barrack ilk başta hatırlarsınız ki, "İşte biz üniter devlet talep ediyoruz." demişti. Türkiye'nin söylemleriyle neredeyse 10 Mart kararlarıyla birebir uyuşan bir söylem geliştirdi. Daha gelir gelmez. Şimdi arada geçen o birkaç aylık zaman içerisinde tablo değişti. Şimdi federasyon kelimesini çok kullanmıyorlar. Onun yerine "Adem-i Merkeziyetçilik" ifadesini kullanmaya çalışıyorlar.

Bu bir aslında yönetim şekli. Yani mesela devlet yönetim şekilleri içerisinde adı geçmez fakat üniter devlet kullanırız sıkça. Federal devlet kullanırız. Bir de konfederal devlet yapısı vardır ki dünyada örneği kalmamıştır. Yugoslavya biraz buna benzer. Federal yapılar çok klasiktir. Almanya bir federal devlettir. Rusya bir federal devlettir. ABD klasik bir liberal devlettir. Liberal devleti oluşturan ünitelere özerklik verilir. Nedir onlar? İşte içişlerinde birtakım hususları düzenleyebilirler. Trafik, altyapı, üstyapı, eğitim, sağlık gibi düzenlemeler o ünitenin yani federal ünitenin kontrolüne verilebilirsiniz. Fakat Dışişleri, finansal düzenlemeler ve güvenlik konularını federal hükümet sağlar. Ve federal hükümetin üniteler üzerinde, yani eyaletler üzerinde yetkisi vardır.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

Bir tek kavga hukukta çıkar. Yani yargıda çıkar. Yerel hükümetlerin, yerel eyaletlerin vermiş olduğu hukuki kararları Supreme Court dedikleri üst mahkeme genellikle iptal etmeye çalışır. Ama burada şimdi Adem-i Merkeziyetçilik içerisinde üniter devlet, konfederal devlet ve federal devletlerin hepsinde kısmen Adem-i Merkeziyetçilik vardır zaten. Mesela üniter devlet olarak biz, Türkiye üniter bir devlettir. Yerel yönetimlere bazı yetkiler vermişizdir. Ya merkeziyetçilikten uzak, kendi altyapı, üstyapı çalışmalarını belediyeler sağlar zaten onu. Yani merkezden sıkça izin almaya gerek yoktur bazı konular haricinde. Adem-i Merkeziyetçilik dediği aslında biraz anarşizm kuramına uygun gözüküyor. Biraz libertaryen dediğimiz, çok aşırı özgürlükçüler vardır, merkezden tamamen kopmuş, merkezi hükümetlerin yetkileri minimize edilmiş, hemen hemen hiç yok hükmünde bir merkezi hükümet, yerel hükümetler de tamamen yetkili. Belki hani dış işlerinde filan merkeze bağlı kalmış ya da güvenlik sağlıyor sadece.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

BU BİR TUZAKTIR

Böyle bir yapı Adem-i Merkeziyetçilik ifadesi daha doğrusu, bir tuzaktır. Unutmayınız. Federal hükümet kurmak ve bu hükümeti kurduktan sonra parçaların yakın gelecekte birbirlerinden kopabileceği bir yapı haline getirmek için kullanılır. Osmanlı Devleti'nde Prens Sabahattin falan hep Adem-i Merkeziyetçilik yapısını çok savunurlar. Liberaller vardır. İspanya'da örneği vardır. Bask bölgesi ve Katalonya bölgesi, bu iki bölge mesela Adem-i Merkeziyetçilikle aşırı merkezden kopmuş gibi ama yine de İspanya bir üniter devlettir sonuçta.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

2 KRİTİK OLAY VE TÜRKİYE'NİN HAMLESİ

Burada Amerika Birleşik Devletleri, DEAŞ'le mücadele kapsamında kurduğu uluslararası koalisyon neredeyse çekirdek hale geldi. Yani bitti gibi bir şey. Kalanlar Fransa, İngiltere ve Amerika. Üç grup kaldı. Ağırlık Amerika'da. Amerika da DEAŞ'le mücadele kapsamında sözde SDG dediği bir yapıyı kullana geldi. Fakat şu an geldiğimiz aşamada Suriye'de tablo değişti. İki olaydan dolayı. Biri 8 Aralık olayıdır. Bu bir devrimdir. Şara Hükümeti 8 Aralık'tan sonra Esad'ın ayrılmasıyla resmi hükümet başkanı haline gelmiştir. Dolayısıyla birinci olay bu. Şimdi ikinci olay bizim Devlet Bahçeli'nin çıkışını yaptığı, Cumhurbaşkanımızın siyasi irade koyduğu, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramıdır. Bu ikinci kavram buradaki aparatı boşa çıkarttı. Yani SDG ve YPG'yi boşa çıkartmış oldu.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

İSRAİL PARMAĞI VE ŞAM YÖNETİMİ PLANI

Amerika DEAŞ'le mücadele konusunda SDG'yi kullanmaz durumda, kullanamaz durumda. İhtiyacı yok. Fakat İsrail hazır bu yapıyı fırsata çevirip kendi politikalarını bölgede uygulamak için kullanmak ister. Onun için de ABD'yi hala kullanıyor. İşte Adem-i Merkeziyetçilik kurulsun. Yani federasyon kurulsun demek istiyor. Parça parça olsun ben de o parçaları tek tek yöneteyim istiyor.

Bana göre sadece küçük bir lokasyon, yani Rakka ve Haseke, Kamışlı, Aynularab'tan mürekkep bir toprak istemiyor artık SDG dediğimiz o örgüt. Şam'ın kendisini istiyor doğrudan. Şara'nın yerine SDG'nin sözde lideri olan artık sözde lider Salih Müslim, Mazlum Abdi gibi isimleri düşünüyorlar. Bunlardan bir tanesine öyle bir söz verilmiş ki Şam'ı siz sözde diyelim, çünkü ben o Kürt vatandaşlarla özdeşleştirmem o yapıyı. Sözde işte Kürt entelijansiyası, sözde oradaki SDG adı altındaki YPG yapısıyla beraber tüm toprakları yönetin sözü verildi. O yüzden SDG ya da YPG inanılmaz heyecanlı şu anda. Ve İsrail'in aparatı olmak üzere. Cumhurbaşkanımız da bunu ifade ettiler. Başka mekanizmaların aparatları sakın olmayın. Yüzünüzü Ankara ve Şam'a dönün dediler. Bu çok önemli. Dönmezseniz ne olacak? Dönmezseniz önce konuşuruz arkasından Şara hükümeti ile beraber gerekirse burada 6. harekatımızı icra ederiz.

Mobil uygulamalarımızı indirin