Ekran görüntüsü / A Haber
TARİHİ BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ
Bununla ilgili olarak tabii ki, özellikle yapılanlar var. 40 yıldan bu yana milletimizi gerçekten huzursuz etti ve binlerce insanımızın şehit olmasına, kaybına yol açtı. Askerimizin, polisimizin, öğretmenlerimizin, sağlık görevlilerimizin şehit edilmesini üzülerek yaşadık. Ve orada özellikle Kürt kökenli vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelerde şantiyelerin durdurulduğunu, basıldığını, yatırımların nasıl engellendiğini hep beraber gördük. Dolayısıyla yaşanan bu sürecin artık uzun sürmemesi noktalanması ve terörsüz bir Türkiye'ye adım atma noktasındaki başlatılan çalışmaların başarıya ulaşması Türkiye'nin geleceği açısından, Türkiye'nin dünyada lider ülke olabilmesi, dünyada hakkaniyeti, adaleti daha güçlü bir şekilde savunabilmesi, milletimizin refahının daha da artırılabilmesi oraya harcanacak kaynağın milletin huzuruna, kalkınmasına harcanması çok önemli. Bu anlamda önemli bir süreçten geçiyoruz.
Tüm grupların silah bırakılmasıyla ilgili bir çağrısı söz konusu oldu. Silah bırakma süreci şu anda devam ediyor. Bu sürecin tabii ki izlenmesi söz konusu. Devletimizin ilgili kurumları gerek İstihbarat Teşkilatımız, gerek savunma teşkilatımız gerek Milli Savunma Bakanlığımız tüm bunlar Dışişleri Bakanlığımız hep birlikte bir koordinasyon içerisinde yürüyen süreçler. Silahların bırakılması ülkemiz için hayati öneme sahip ve sonrasında huzurlu bir Türkiye'ye, terörsüz bir Türkiye'ye adım atmak hepimizin en büyük dileği. Adalet Bakanlığı olarak da tabii ki bu süreçlerde katkımızın olması gerekiyor ve bir koordinasyon gerekiyor. Bu koordinasyonu üst düzeyde sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle bu önemli tarihi öneme sahip bir konudan başarıyla çıkılabilmesi kurumların koordinasyonuyla mümkün.
Ekran görüntüsü / A Haber
KATLİAMCI İSRAİL MESELESİ
Tabii uluslararası soykırımın önlenmesine dair sözleşmeye İsrail uymadı. Uymadığı için de şimdi yargılanıyor. Çünkü 55 binden fazla insanı katletti. Bunların yüzde 80'e yakını çocuk ve kadınlardan, sivil insanlardan oluşuyor. Hastaneleri bombaladı, okulları bombaladı, mülteci kamplarını bombaladı ve dünyanın gözü önünde dünyanın en büyük soykırımlarından birini işledi. Ve maalesef Avrupa, Amerika destek çıktı karşı koymadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi etkili olamadı. Uluslararası Adalet Divanı ilk duruşmada tedbir kararları aldı.
Dolayısıyla Uluslararası Adalet Divanı'nın verdiği kararlar önemli. Yaptırım kararları İsrail'in uluslararası mahkemede haksız bulunmuş olması dünya kamuoyu açısından çok önemli. Ama sürecin uzamaması lazım. Şimdi İsrail'e verilen savunma süresi temmuz ayındaydı. Tekrar uzatıldı 2026'nın ocak ayına ertelendi. Dolayısıyla oradaki sürecin daha çabuk tamamlanması ve İsrail nasıl bir katliamı gerçekleştirdiği ve oradaki insan hakları ihlallerinin bir an önce durdurulması yönünde bütün dünya kamuoyunun ayağa kalkması lazım. Yani burada çocuklar katledilirken kadınlar katledilirken uluslararası mekanizmaların etkisiz kaldığını görmek milletlerin insanların uluslararası hukuka olan inancını da yok ediyor.
Türkiye olarak mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz. İsrail zulmüne karşı durmaya devam edeceğiz. İnsani yardımlarımızı sürdürmeye Filistin'in haklı davasını ta başından beri olduğu gibi bundan sonra da hep dile getirmeye devam edeceğiz.