İBB’ye yönelik 5. dalga operasyon! Kolları İstanbul dışına uzandı

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
İBB’ye yönelik 5. dalga operasyon! Kolları İstanbul dışına uzandı

İstanbul merkezli 4 ayrı yolsuzluk soruşturmasında aralarında eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu ve 5 ilçe belediye başkanın da bulunduğu 47 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 47 şüpheliden 30’u gözaltına alındı. Polis ekiplerince yürütülen çalışmalarda şüphelilerden 3'ünün cezaevinde, 3'ünün yurt dışında olduğu belirlendi, firari 11 zanlıyı yakalamaya yönelik çalışmalar sürüyor. Gelişmeleri A Haber canlı yayınına katılan uzman isimler değerlendirdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması, Aziz İhsan Aktaş'ın elebaşı olduğu öne sürülen suç örgütü soruşturması, Büyükçekmece Belediyesi ile Beşiktaş Belediyesi Kültür ve Sosyal İşleri Müdürlüğüyle ilgili dört ayrı soruşturma kapsamında aralarında CHP'li belediye başkanlarının olduğu 47 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

OPERASYON GENİŞLEDİ

Karar doğrultusunda polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın da aralarında bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı.

Çalışmalarda üç kişinin cezaevinde, üç şüphelinin yurt dışında olduğu tespit edildi. Operasyon kapsamında ekiplerin, firari durumdaki 11 zanlıyı yakalamaya yönelik çalışmaları sürüyor. Gelişmeleri A Haber canlı yayınına katılan uzman isimler değerlendirdi.

BAŞLAMA NOKTASI 19 MART

A Haber muhabiri Mehmet Karataş: Bu operasyonların başlama noktası 19 Mart ve 19 Mart'tan bugüne de toplamda 5 operasyon gerçekleşti. Şu anda da dört farklı soruşturma diyoruz ama buna kısa yoldan 5. dalga operasyon olarak bakıp değerlendirebiliriz. Ve bu sabah gerçekleşen bu operasyonda da ne görüyoruz? Artık sadece belediye içerisindeki teknik anlamda çalışanların değil aynı zamanda belediyelerden sorumlu olan belediye başkanlarının da işin içerisinde olduğu. Ki zaten onların işin içerisinde olmaması demek bugüne kadar bu yolsuzlukların, bu rüşvetlerin bu denli büyük yürümesinde mümkün olmadığını gösteriyor. Yani tahmin ediyorsun ama ispatlanmadığı sürece de bunu ifade etmeniz doğru olmuyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

RÜŞVET-İHALE YOLSUZLUĞU

Zaten ortada olan bir operasyon ve operasyonda şüpheli olarak göz altına alınanlar 19 Mart itibariyle gözaltına alınan şüpheliler arasında itirafçılar, sonrasında bir taraftan da tanıklar gelerek burada bilgi veriyor. Tabii ki biz bunları şu an itibariyle bu 47 kişiyi şüpheli olarak değerlendiriyoruz ama bunlarla ilgili iddialarının da ne olduğunu da açıkça ifade ediyoruz. Ne var? İhale yolsuzluğu, rüşvet ve burada insanlara, esnafa yapılan baskıyı konuşuyoruz.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

FİRARİ OLANLAR VAR

23 Mayıs'ta 49 kişiye yönelik gerçekleşen operasyonda ne olmuştu? Eş zamanlı olarak 47'nin neredeyse tamamı alınmıştı. Yani şunu görüyoruz. İstanbul Polisi Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tüm çalışmalarını tamamladıktan sonra operasyona bastığı anda büyük çoğunluğunun zaten gözaltına alıyor ve şu anda da bu 13 kişinin şehir dışında olma ihtimali var ya da kendilerinin daha erkenden gözaltına alınanlar arasından belki birkaç dakika öncesinde bilgi alması üzerine firar etmiş olma olasılığı var. Ama bir yandan da dediğimiz gibi kendisinin bir seyahatte olması da söz konusu olabilir. Ama biz bunları ne olarak değerlendiriyoruz? Nasıl ki bunlar şüpheliyse bu 13 kişi yakalanmadığı sürece firari olarak değerlendiriyoruz.

ÜZÜM TANESİ GİBİ

Ya sonuç olarak dört ayrı soruşturma, ikisi Beşiktaş, Gaziosman Paşa ve Büyükçekmece diyoruz ama bu soruşturmalara. Ama şunu söyleyebiliriz; şimdi bunların tamamına baktığımızda 19 Mart'taki operasyonun bir devamı. Bakın bir terör soruşturmalarında, terör olaylarında, örgütlü suçlarda, örgütlerde üzüm salkımı diye bir söylem vardır. Yani hepsi aslında tek dala bağlı ama ayrı ayrı bağımsızdır, üzüm tanesi gibi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

MASAK-TELEFON SİNYALLERİ-PARA HAREKETLERİ

19 Mart'ta başlayan bu operasyonun neydi? Rüşvetle başlamıştı. Bu sabah yapılan operasyon ne? Yine rüşvet. Peki bunlar nasıl ilerliyor? Gözaltına alınanlar. Bir kişi ifade verebilir, bir kişi sizden şikayetçi olabilir. Ama bu kişi şikayetçi oldu diye de hiç kimse sizi gözaltına almaz. Bir soruşturma belki başlar ama bu direkt gözaltı sebebi değildir. Neden? Çünkü burası bir hukuk devleti. Eğer yolsuzluk yaptığınızı söylüyorlarsa önce bu iddia delile dayandırılır. Öbür taraftan nedir? Bu MASAK'tır, telefon sinyalleridir, telefon görüşmeleridir, hesaplarındaki paralarının yükselme, ilerlemesidir. Tüm bunlar değerlendirilir ve ifadeye de uygunsa artık bu tabii ki bu soruşturma ciddi alınır ve operasyon gerçekleşir.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

SPOR TAKIMI ÜZERİNDEN PARA TOPLAMA

Büyükçekmece Belediyesi'nin basketbol takımının isminin içerisinde olduğu bir konu var. Neydi bu? Bazı kişilere özellikle de bu spor kulübüne ki çok başarılı, yıllardır mücadele eden basketbolda da çok iyi bir ligde olan bir takım. Ne yapıyorlar? diyorlar ki, "Siz şu ihaleyi almak istiyorsanız şu spor kulübümüze şu kadar para yardım etmeniz gerekiyor."

Burada belki bazılarında kulüp ihtiyaçları gideriliyor ama bir yandan da nereden biliyoruz? Fatih Keleş'te, yine spordan sorumlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde ama adam bir tek sporla ilgilenmemiş neredeyse. Ne yapmış? Bütün tehditvari konuşmalar da var bütün rüşvet teklifleri de var ve tapuda bir işiniz var. Ne yapıyorsunuz? Adamı Fatih Keleş'e yönlendiriyorsunuz. Fatih Keleş'in ne alakası diyorsunuz? Çünkü bu adam spordan sorumlu biri ama bugün işte görüyoruz ki sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde değil, aynı şekilde ilçe belediyelerinde de aynı durum söz konusu.

Operasyondan özel görüntü sadece A Haber'deOperasyondan özel görüntü sadece A Haber'de

İSTANBUL DIŞINA UZANDI

Bu operasyonda benim en çok dikkatimi çeken bir de Seyhan ve Ceyhan belediyeleri de işin içerisinde. Yani artık İstanbul dışına uzanıyor. Yani bu 5. dalga, 4. ve 3. dalganın aslında gelmesi zaten normal. Yani neden diyeceksiniz? Burada ne konuşuyoruz? 560 milyar gibi bir parayı konuşuyoruz. Bunu üç kişinin, dört kişinin, on kişinin kendi aralarında yapması mümkün değil. Olağanın dışında bir şey bu. Ama bu beş kişi 50 kişiyi de 500 kişiyi de koordine edebilir. Bu beş kişi işin başında olabilir. Şimdi nasıl ki bir belediyenin başında bir kişi var, bütün hizmetleri takip edebiliyorsa bunlar takipçidir. Ama peki bu yolsuzluklar kimlerle yapıldı? İşte bunlar da ne oluyor? İtirafçı olan, etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen. Onların ifadeleri ortada.

Ekrem İmamoğlu'nun en yakınındaki Ertan Yıldız itirafçı oldu. İtiraf ettiği güne kadar kendisi canı pahasına savunulan bir isimdi. Ama ne zaman ki bu isim itirafçı oldu, etkin pişmanlıktan faydalanmak istedi, tehdit aldı ve bir yandan da partiden ihracı istendi. Üç gün içerisinde 37 avukat kendisini ziyaret ediyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

BALYA BALYA PARALAR

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün kızının evinde de aramalar yapıldı. Hasan Akgün'ün evinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri arama yaptı. Ayrıca Türk parası değil dolarlar çıkıyor. Buralarda bunların çıkması kendilerine göre normaldir. Eğer gerçekten iddia edildiği gibi bu büyük ihaleler yapılmışsa, bu büyük usulsüzlükler gerçekleşmişse, bunlar ne ki zaten? Yani zaten 19 Mart'tan bu yana yani kaç aydır bu operasyonlar devam ediyor. Yani zaten evinde, dolabında, şurada, burada çok para çıkması mümkün değil.

Evet. Bazı şimdi çok akıllı olduklarını düşünenler şöyle yorum yapıyor, diyor ki, "Evin içerisinde polis arama yaptı, bir şey bulamadı." Zaten evin içerisinde bir şey var diye polis o operasyonu gerçekleştirmedi. İstanbul Polisi ya da herhangi bir polis bir operasyonu evinde bir şey var mı, yok mu diye operasyon yapmaz. Zaten burada kendisiyle ilgili iddialar, ifadeler, deliller görülmüştür. Ama her suçta olduğu gibi şüpheli gözaltına alınırken olay yeri gözaltına alındığı yerde de aramalar yapılır.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

DELİLDEN KİŞİYE UZANIŞ

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Avukat Yasin Şamlı: Soruşturmada benim en çok dikkatimi çeken husus bir hukukçu olarak delilden sanığa gidilmesi. Yani işte 90'lı yıllarda 2000'li yılların ilk yarısında biz hep şunu görüyorduk; İşte sanıklar gözaltına alınıyordu. Ondan sonra hakkında deliller toplanıyordu. Bu soruşturmada tam tersini görüyoruz. Yani önce deliller toplanmış o delillerden kimlerin sanık olduğu tespit edilmiş, kimlerin ifadesinin alınması gerektiği tespit edilmiş ve gözaltılar operasyonlar ondan sonra yapılıyor. Buna dikkat çekmek istedim. Yani hukuki anlamda ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Önce olay, delil var, maddi delil sonrasında sanıklara gidiliyor.

KONGRE VE FARKLI BELEDİYELERE SIÇRADI

Soruşturma açısından önemli husus da delilleri de kendi içinden oluşuyor bu soruşturma. Yani hani birilerinin dışarıdan şikayetinden ziyade işte bu suçlara muhatap olmuş insanların şikayetleri ya da aynı siyasi yelpaze içerisinde bundan bir türlü zarar görmüş insanların şikayetlerinin olduğunu düşünüyoruz, ya da bilgi paylaşımlarının olduğunu düşünüyoruz. Bu yönüyle de çok çok önemli.

Dikkatimi çok fazla çeken aslında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin faaliyetlerinin İstanbul'la sınırlı olması bir yönüyle. Ama bu soruşturma kapsamında yani isnat edilen fiillerin yalnızca İstanbul'la, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle sınırlı kalmayıp Adana Seyhan ve Ceyhan'a uzanması bir taraftan Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongresine uzanması hakikaten hukuki anlamda üzerinde titizlikle durulması gereken ve önemsenmesi gereken hususlar.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

TUTUKLU BULUNAN 3 KİŞİNİN DURUM

Bu teorik olarak tabii ki mümkün. Onların ifadelerine başvurulur. Savcı onların beyanlarına başvuracak, ifadelerini alacak eğer tutuklamaları gerektiğini düşünüyorsa sulh ceza hakimine sevk edecek tutuklama kararı verilmesi talebinde bulunacak veyahut da tutuklanmaması gerektiği kanaatinde ise savcı kendiliğinden bir karar verecek

Eğer tutuklama talebiyle sulh ceza hakimine giderse sulh ceza hakiminin de gene ifadesini aldıktan sorgusunu yaptıktan sonra yapacağı şey şu; tutuklanma şartları varsa tutuklama kararı verecek veya tutuklama şartları yoksa adli kontrolle veya adli kontrolsüz serbest kalma kararı verecek. Gene bunun o davada yer alıp almayacağı noktasında yani yeni soruşturma çerçevesinde eğer bir dava söz konusu olacaksa bu davada bu sanıkların yer alıp almayacağına savcı karar verecek. Yani onların eğer bu dosyanın sanığı olmalarını gerektirecek deliller varsa bu yeni soruşturma için açılacak davada da bu davanın sanığı olabilecekler, soruşturmanın şüphelisi oldukları gibi. Yok eğer savcı ona yeterli delil olmadığı kanaatine ulaşırsa o zaman da haklarında dava açmayacak, takipsizlik kararı verecektir.

Savcı kamu adına iddialarda ve isnatlarda bulunur ama Türk ceza muhakemesi çerçevesinde savcı sanığın yalnızca aleyhine olan delilleri değil lehine olan delilleri de toplamakla görevlidir. Mevzuatın verdiği bir görevdir bu. Dolayısıyla savcı bütün bu delilleri yani sanığın aleyhine, lehine olan delilleri topladıktan sonra soruşturma neticesinde hakkında dava açılıp açılmamasına da karar verecektir. Eğer açılmasına karar verilmişse o davanın sanığı olacak açılmamasına karar verilmişse o zaman da takipsizlik kararıyla davadan uzaklaşmış olacaktır.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

DAVALAR BİRLEŞİR Mİ?

Tabi davalar arasında eğer fiili hukuki irtibat varsa ileride muhakeme esnasında davaların birleştirilmesi de söz konusu olabilir. Yani soruşturmalar ve buradaki deliller öyle gözüküyor ki, bir ana dosyanın adeta bağları gibi ve birbirinin de delili gibi dolayısıyla ilerde işte hukuki ve fiili irtibat varsa ve imkanlar da el veriyorsa duruşma salonunun yeterliliği sanık sayısı ya da şu aşamada ifade edecek olursak şüpheli sayısı bütün bunlar değerlendirilerek belki bir birleştirme de söz konusu olabilecektir.

Ama söylediğim şartlar itibariyle, şayet birleştirme söz konusu olamayacaksa o zaman yine bu dosyalar birbirini etkileyen dosyalar birbirinin delili niteliğinde olan dosyalar olduğu için birbirinin kararında etkili olacaktır. Çünkü ifade edildiği gibi kamuoyuna yansıdığı gibi burada itiraflar da çok fazlasıyla söz konusu. Mesela rüşvet istenen kişiler, kendisinden rüşvet istendiğini işte irtikaba maruz kalan kişilerin buna ilişkin açık beyanlarının olduğunu görüyoruz. Bunlar bir ana davada birleştirilip toplanabileceği gibi eğer şartlar el veriyorsa değilse delil olarak değerlendirilebilecektir.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

HÜKÜM DELİLLER ÜZERİNE VERİLİR

İçeriden bu işleri bilen insanların beyanları, tanık hükmünde. Yani bu delil hükmünde. Yani diyelim ki, dışarıdan yapılan yorumlar ancak yorumdur. Ama bu işi bilen bir kişinin ben böyle bir şeyi gördüm buna şahit oldum böyle beyanda bulunuldu ya da şu fiil yapıldı dediği anda artık mahkeme o beyana istinaden bir karar verecek demektir. Yani hüküm yani mahkumiyet hükmü şüphesiz delil üzerine kurulur.

İşte tanıktır, kamera görüntüsüdür veya işte bilirkişi raporudur, MASAK raporudur, tapelerdir, mahkumiyet kararı bu deliller üzerine kurulur. Yoksa yorumlar üzerine kurulmaz. Yani beyanların tekabül ettiği vakalar ortaya çıkarılacak ve mahkeme önce iddianame onların beyanlarına istinaden diyelim ki o beyanlarda yeterli şüphe oluşturuyorsa, iddianame tanzimi için o yeterli. Yeterli şüphe varsa.

Ama kovuşturma aşamasında artık karara gelindiğinde mahkeme kesin ve şüpheden uzak deliller üzerine hüküm kurmak zorunda, özellikle mahkumiyet hükmünü. Yani aksi takdirde bir şüphe varsa beraat kararı verir. Eğer ileride bir mahkumiyet kararı çıkacaksa bu mahkumiyet kararının delili olacak şeyler. Dolayısıyla bu şunu da ifade etmek gerekiyor; kamuoyunda bu bir siyasi operasyondur deniliyor. Bakın bütün bu ifade edilenler, bütün bu özellikle yani içerden yapılan beyanlar ve ki bu beyanlar sırf böyle soyut bir beyan değil bir vakanın tespiti anlamında beyanlar. Bir vakaya işaret eden beyanlar. Bunların hepsi delil niteliğinde ve yorum değiller. O bakımdan da yani bunun bir siyasi operasyon olmadığını da bunlar çok net olarak ortaya koymuş oluyor. Ha şunu ifade etmek de gerekir, deliller her ne kadar güçlü olursa olsun, her ne kadar kuvvetli olursa olsun Türk hukuk sistemine göre hatta genel olarak hukuk sistemine göre bir mahkumiyet kararı verilip kesinleşinceye kadar insanlar masumdur ve kendilerini her türlü yolla ve delille savunma hakkına sahiptirler.

Her türlü yoldan kastım tabi hukuk sınırları içerisinde. Dolayısıyla bu konuştuğumuz konular yani işte televizyonlarda ki ifade edilenler vesaire bunların hepsi bir delile istinaden ya da işte biraz önce ifade ettiğimiz yolsuzluk, rüşvet, irtikap, ihlalde fesat karıştırma bu isnatların somut izahlarına ilişkin şeyler. Yani dolayısıyla böyle olmasaydı yani bu siyasi bir operasyon olsaydı, biz bunların yerine işte şu kişinin siyasi geleceği ne olacak? Bu kişinin siyasi geleceği ne olacağı konuşuyor olurduk. Çünkü maddi olarak bir delil ortada olmayacaktı. Ama şu anda görüyoruz ki daha çok televizyonlarda, işte kamuoyunda yazılı ve görsel basında deliller tartışılıyor. Kişilerden ziyade deliller tartışılıyor. Bu neyi gösteriyor? Çok net olarak bunun bir hukuki dava olduğunu yani hukuk üzerinden yürütüldüğünü yoksa siyasi saikle bir soruşturma yürütülmediğini gösteriyor. Bunun siyasi sonuçları olur mu? Mutlaka olacak. Yani kaçınılmaz. Eğer bir soruşturmada bu soruşturmanın muhatapları şüphelileri siyasi kişilerse onun siyasi sonuçların olması kaçınılmaz.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

SORUŞTURMA NASIL YÜRÜTÜLÜYOR

Hukukçu Pınar Hacıbektaşoğlu: Dalga dalga operasyonlar devam ediyor. Dosya üzerinde gizlilik kararı olduğu için içeriğini bilmediğimiz zaman kafa karışıklığı olabilir. Bu tarz çıkar amaçlı suç örgütlerine yönelik operasyonlarda aşama aşama gidilir. Olaylardan kişilere ulaşılır.

Burada yapılan ihalelerde ya da projelerde incelemeler yapıldığı zaman tespit edilen usulsüzlüklerden kişilere gidilir. Şu anda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kişilerden yola çıkarak bir soruşturma yürütmüyor. Olaylardan, durumlardan ve dosyalardan bir soruşturma yaparak ilerliyor.

Burada atılan imzalardan her detaya kadar incelemeler yapılarak operasyonlar yapılıyor. Aynı zamanda ifadeler de önemli ki tüm bilgiler eşleştirilerek araştırımalar yapılarak adımlar atılıyor. Şüphe üzerine başlayan soruşturmalar ciddi yollardan geçer MASAK raporları ve diğer kayıtlar alınır. Çok teknik bilgiler içerir ve ciddi çalışmalar yapılır.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

CHP'NİN KURUMSAL HATASI

Yani gerçekten burada süreci de çok kötü yöneten bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Cumhuriyet Halk Partisi burada her şeyden önce bu kendi kurumsal kimliğini son derece sarsan bir durum. Bunu yaparken tutarsızlıklar içinde hareket ediyor. Burada kendi Cumhuriyet Halk Partisi'nin şu an genel müdür düzeyinde KİPTAŞ olsun, Kültür A.Ş.'si olsun, işte Medya A.Ş.'si olsun, buradaki bürokratlarını teknik teknokrat dediğimiz bu adamların hepsi kendi adamları. Hiç kimse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yolda geçen birini getirip de Kültür AŞ'nin başına koy demiş olamaz. O da bunu kabul etmez zaten. En yakınındaki adamdır.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

İLİŞKİLER AĞI ORTAYA ÇIKACAK

Prof. Dr. Zakir Avşar: Savcı bu yapılar içerisindeki herkesin konumunu belirleyecek. Yani bu konumlar belirlendiği andan itibaren karşımıza çıkacak manzara şudur: yani bir güç var orada. O gücün kullanımı noktasında da insanların bir birtakım ilişkilere girdiklerini görüyoruz. Burada bütün isimlerin aşağı yukarı konumları birbirine benzer şekilde. Sadece tek eski bürokrat olan o değil, başka isimler de var orada. Mesela Erdal Celal Aksoy da bir eski bürokrat eski soyadı hatta aklımda benim soyadını değiştirmiş Sumaytaoğlu olması lazım ve Tarım Bakanlığı'nda müsteşar yardımcılığı yapmıştı.

KAMUSAL GÜCÜN KÖTÜYE KULLANIMI

Tabii bunlar güç kullanan kişiler kamusal güç kullanan kişiler. Kamusal güç kullandıkları için de zaten bu tür iddialarla karşı karşıya kalıyor. Yani şimdi seçimle geliyorsunuz. Seçimle geldiğiniz yerler sizin kendi malınız, mülkünüz filan değil. Geçici bir süreyle o kamusal güç size emanet edilmiş demektir ve kamu adına tasarruflarda bulunuyorsunuz. Yani işte birisinin ruhsatı varsa, birisinin bir başka işi varsa ihaleye giriyorsa belediye hizmetleriyle ilgili olarak siz buralarda karar vericiler durumundaysanız veya karar vericilere etki edecek bir pozisyondaysanız buna ilişkin olarak da o pozisyonunuzu kullanmak için birtakım çıkarlar beklentisi içerisine giriyorsanız, buna zorluyorsanız o zaman burada işte bu karşımıza çıkan rüşvet, irtikap gibi suçlarla da elbette ki itham olunursunuz. Şimdi buradaki esas önemli noktalardan birisi de bu.

Bu görüntüler sadece A Haber'de Bu görüntüler sadece A Haber'de

AYKUT ERDOĞDU İSİMİ DOSYADA!

Aykut Erdoğdu ile ilgili olarak rüşvete aracılık etmek suçlaması var. Rüşvete aracılık etmek ne demek? O gücü kullanan kişilerle bir yakınlık tesis etmek, onlar üzerinde tesirde bulunacak bir etki alanına sahip olmak. Dolayısıyla da ben sizin bu işinizi hallederim ama şöyle bir karşılığı olur sizin için gibi bir ifade kullanması icap eder veya öyle bir aracılık görevini kabul etmesi gerekir ki buna uygun bir pozisyonu var mıdır derseniz elbette ki böyle bir siyasi müktesebatı ve bu müktesebata bağlı bir gücü, ilişkiler ağıyla bulunan bir insandan bahsediyoruz.

CESUR SAVCILAR VE TEMİZ TOPLUM HEDEFİ

Bunların hepsi tabii yarınlarda netleşecek ama daha evvelki konuşmamıza atfen şunu söylemek isterim; Bu tür meseleler sadece birtakım iddia ve isnatlardan ibaret değil. Bazı fiziki, teknik takiplerle, belgelerle, bilgilerle desteklenerek kamuoyuna açıklanan hususlardır. Yani öyle bir eski milletvekilini suçlamak çok kolay yapılacak bir şey değildir. Savcılar bakımından da değildir ve bu takibatla görev alan kamu görevlileri bakımından da asla kolay şeyler değildir. Bu bakımdan da burada elbette ki yarınlarda biraz daha biz bu konularla ilgili fazla bilgiye sahip olacağız ama esas şimdi ne oldu biliyor musunuz? Esas şu oldu: İnsanlar o korku duvarını yıktılar. Şu ana kadar belli bir korku, endişe içerisinde ya bunların üzerine kimse gidemez gibi bir yaklaşım içerisindeydiler. Ama bu ülkede hukuk olduğunu, savcılar olduğunu insanlar bir kez daha gördü. Yani çok cesur savcılarımız olduğunu gördü. Temiz topluma gidilebilecek kararlı bir iradenin varlığını gördüler.

Operasyondan özel görüntü A Haber'de Operasyondan özel görüntü A Haber'de

CHP GIRTLAĞINA KADAR MAALESEF BU İŞİN İÇİNDE

Gazeteci Emin Pazarcı: Başından beri benim dikkatimi çeken şu, hele hele son operasyonla iyice tescillendi. Cumhuriyet Halk Partisi gırtlağına kadar maalesef bu işin içinde. Bu beş dalga operasyonla değerlendirdiğiniz zaman Ekrem İmamoğlu'nu temizlemeye çalışan hatta ve hatta yedi kat göğün üstüne çıkarıp bulutların üstüne oturtan bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Yani bir tarafta böyle Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonundan bahsediyoruz. Çok ciddi deliller var. Delil nerede diyorlar? Delilden bol bir şey yok. Zaten o deliller olmasa bu operasyonlar yapılmaz ve bu tutuklamalar ortaya çıkmaz. Onun dışında 10 civarında itirafçı var. Bunlar etkin pişmanlıktan yararlanıp cezalarını düşürmeye çalışan isimler.

Ve bizim de iyi kötü aklımız var görüyoruz. Yani burada gerçekten çok büyük bir operasyon var ve Cumhuriyet Halk Partisi de bu işin içinde gırtlağına kadar bu işin içinde. Bakın siyaseten belki bugün bir adım atılmıyor ama bu şunu gerektirir bu operasyon; Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal olarak maalesef ve maalesef bu işin içine bulaşmış durumda. Yani hemen başta Özgür Özel dahil olmak üzere bunlara sahip çıkıyor ve hatta bu operasyonu yapan Cumhuriyet savcılarını tehdit eden üsluplar kullanılıyor.

CHP İÇİN YARGITAY HAREKETE GEÇMELİ

Burada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın şimdiden itibaren bir çalışma yapması lazım ve Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak bir kapatma davası hazırlıkları yapması lazım. Çünkü bu iş kötüye doğru gidiyor. Yani neresinden tutarsanız elinizde kalıyor ve beş operasyondan bahsettiniz. Altıncısı da gelebilir, yedincisi de gelebilir. Tabii deliller nerede deniyor? Oysa bu operasyonlar elde edilen deliller çerçevesinde yapılır.

Bir tarafta işte etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyenler var. Öbür tarafta teknik ve fiziki takipler var. Bunlar yargı kararlarıyla, mahkeme kararlarıyla ortaya çıkıyor. Öbür taraftan, operasyonlarda elde edilen belge ve bilgiler var. Bunların tamamı toplanıyor ve böyle büyük bir operasyonla karşı karşıyayız. Şimdi bakın 560 milyardan bahsediyor. Bu para nerede gibi sosyal medya paylaşımlarını görüyoruz ama bunu genel olarak baktığımız zaman vatandaşın da üzerine çökülme iddialarını, yani vatandaşa her atılan her adımda rüşvet ve para istenme iddialarını ortaya koyarsak, bu neredeyse trilyona ulaşan bir yolsuzluk operasyonu.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

OPERASYONU ENGELLEME ÇABASI

Ve bunu maalesef aklamaya çalışan bunu engellemeye çalışan birtakım gruplarla karşı karşıyayız. Yani ciddi bir adım atıldı. Türkiye Cumhuriyeti'nde işte yargı görevini yapıyor ama en önemlisi bu yargı görevini yaparken siyasetin de temizlenmesi lazım. Bu operasyondaki birtakım bulguları, bilgileri etkisizleştirmeye çalışan bir de sosyal medyada trol ordusu var.

Bunlarla da mücadele ediliyor ama görülüyor artık birtakım şeyler netleşti. Güneş balçıkla sıvanmaz. Onlar da yavaş yavaş azaldı. İyi oluyor. Yani ben tebrik ediyorum Cumhuriyet savcılarını. Çok akıllı, çok sakin ve bence hukukun gereğini de gayet iyi yerine getiriyorlar. Önümüzdeki dönemde zaten iddianame hazırlandığı zaman sanıklar mahkeme karşısına çıktığı zaman neyin ne olduğunu çok daha iyi göreceğiz. Çünkü bazı daha henüz bizim de ulaşamadığımız kamuoyunun da ulaşamadığı bilgiler var. Soruşturma gizli yürütülüyor ki zaten zaman zaman televizyonda gizli karar diyorlar. Bu da komik geliyor. Soruşturmalar gizli olur. Soruşturma açığa yapılması ilan edilerek yapılmaz. Zaten açıktan bir soruşturma yapılmış olsaydı bu verilere ulaşılamazdı. Önümüzdeki günlerde iddianamenin hazırlanmasıyla her şey daha net ortaya çıkacak ama bu iddianamede öyle görünüyor ki kolay kolay hazırlanamayacak. Çünkü soruşturma bitmiyor. Yani bir tarafta bir operasyon yapıyorsunuz ardından yeni bir şey ortaya çıkıyor. Çorap söküğü gibi çektiğiniz geliyor. Çektikçe geliyor. Tabii Cumhuriyet savcıları da bütün fotoğrafın tamamını çekip dosyaya koymak zorundalar. Yani bu pilav daha çok su kaldıracak ve önümüzdeki günlerde yeni yeni tüyler ürpertici olaylarla karşı karşıya kalacağız gibi görünüyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

ETKİN PİŞMANLIK NEDİR?

Avukat Hadi Dündar: Kanunlarımızda etkin pişmanlık düzenlemesi mevcut. O da şunun içindir; kanun koyucu demiş ki, 'Siz bir suça karıştığınızda bu suçtan pişmanlık duyarsanız eğer kolluğa, savcılık makamına gidip bunu güzel bir şekilde, samimi bir şekilde ifade ederseniz, eğer ifade ettiğiniz sürede siz herhangi bir suça karışmadıysanız bugüne kadar o zaman hiçbir ceza almama durumu söz konusu olacak. Yani sadece bir örgüt üyeliğiniz varsa örgüt çerçevesinde hareket etmişseniz ve herhangi bir illegal eyleme karışmamışsanız o zaman diyor ki, ceza almadan bu işin içinden çıkabilirsiniz. Ama herhangi bir suça karışmışsan da diyor, 1/3 oranından 4/3 oranına kadar bir ceza indirimi de uygulanabilir ve günün sonunda da denetimli serbestlikten de daha fazla faydalanma durumu ortaya çıkar.

Onun için şahıslar eğer burada bir suça karışmışlarsa ve bu suça karıştıktan sonra pişmanlık duyuyorlarsa ki halihazırda tutuklu bulunuyorlar çoğu zaten şahıslardan, bu şahıslar savcılık makamına başvuruda bulunuyorlar biz etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyoruz.

Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyoruz cümlesi tek başına yeterli değil. Bununla ilgili savcılık makamı da şahsı çağırır, der ki sen bana ne anlatacaksın? Buyur anlat. Anlattığı şeyler dosya içerisinde olmaması gerekiyor. Anlattığı veriler bugüne kadar dosya kapsamına alınmamış olması lazım. Anlattığı şahıslar bugüne kadar dosya kapsamında dinlenmemiş olması gerekiyor. İkincisi, eğer anlattığı olaylar dosya kapsamında varsa ancak niçin dosya kapsamında olduğu henüz savcılık tarafından net bir şekilde ortaya konulmadıysa yani burada isnat edilmiş burada bir şüphe var kuvvetli bir şüphe var ancak delillendirilememişse bu şahsın etkin pişmanlıktan faydalanması sonrasında bu delillendirilebiliyorsa, yani soruşturma dosyası başka bir yöne evrilebiliyorsa ve anlattığı olaylar savcılık tarafından araştırması yapıldığı zaman sabit temellere oturtulabiliyorsa, delillerle delillendirilebiliyorsa, o zaman bu şahsın verdiği etkin pişmanlık ifadesi kabul edilir. Burada şahısların verdikleri etkin pişmanlık ifadeleri çok önem arz ediyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

NEDEN ÇAĞIRMA USULÜ YAPILMADI?

Bakın burada dosyanın içeriğindeki isnat edilen suçlara bakmak gerekiyor. Şimdi basit suçlar varsa tutuklanmayı gerektirmeyen suçlar varsa burada bir davet usulüyle şahsı davet edersiniz dersiniz ki sizinle ilgili böyle bir isnat var, bu isnatın doğru olup olmadığı kendisine sorulur. Ona göre de ifadesine başvurulur, davet edilir. Ki bunu daha önce Ekrem İmamoğlu'nun diplomayla ilgili olan işte resmi belgede sahtecilik suçlaması ile ilgili nasıl davet edildiyse ve kendisi adliyeye gidip davet yöntemiyle ifade verip hatta orada şovunu da yapıp çıktıysa yine aynı şekilde yapılabilir.

Ancak eğer şahıslara isnat edilen suçlar ağır ceza mahkemesinde yargılaması yapılabilecekse suçlarsa ve bu suçların oluştuğu kuvvetli delillerle destekleniyorsa dosya kapsamında savcılık makamı da bu şahısların ileriki aşamada da tutuklanma ve ceza alma ihtimallerini de göz önünde bulundurarak gözaltı işlemi verir. Ve özellikle şahıslar örgütlü dosyalarda şahıslar organize çalışır. Organize çalıştıklarından dolayı burada bir davet yöntemi olmaz.

Eğer bir davet yöntemi yaparsanız örgüt liderini dinlediniz ya da örgüt yöneticisini dinlediniz ya da örgüt üyesini dinlediniz. Şahsın anlattığı ifadede daha sonraki üyeler daha sonraki yöneticiler ya da örgüt lideri bu minvalde bu çerçevede bir ifade verme durumu söz konusu olacağından dolayı burada aynı anda eş zamanlı olarak şahısların gözaltına alınmış olması gerekir. Çünkü organize durumunu ortadan kaldırmanız gerekiyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

AYNI AVUKAT TEMSİL ETMEZ

Bakın bu dosyalarda örgütlü dosyalarda ve özellikle birden fazla sanıklı olan şüpheli olan dosyalarda aynı avukat birden fazla şahsa da temsil etmez. Niye? Çünkü menfaat çatışması vardır. Birbirlerini suçlama durumları söz konusu olabilecektir. Orada bağımsız hareket etmek gerekiyor yani ve şahısların ifade vermelerinin organize bir şekilde ifade vermelerinin önüne geçmek için davet usulü uygulanmaz burada ve şahıslar aynı anda gözaltına alınır, ifadelerine başvurulur ve ifadelerin sonucunda bir çelişki varsa ve olayları anlatırken çelişkiye düşüyorlarsa bu çelişkilerle beraber savcılık makamı olayın nasıl olduğunu aydınlatacaktır yani. Onun için aynı anda gözaltına alınır.

Bakın takdir edersiniz ki kamuoyunda biz şunu gördük; Bir tane Cumhuriyet Halk Partili milletvekili ulusal bir TV'de çıktı İmamoğlu'nun cezaevinde diğer şüphelilerle nasıl bağlantı kurduğunu, nasıl emir talimat gönderdiğini ifade etmesi üzerine ne yapılmıştı? Cezaevi bu mahkumları, bu tutuklu şahısları farklı farklı cezaevlerine gönderme durumları söz konusuydu. Çünkü örgütlen bahsediyorsanız bir organizeden bahsediyoruz. Bu soruşturma devam ederken de soruşturmadan önce kovuşturmaya geçerken de aynı şekilde.

Bakın burada şahısların avukatları kim kiminle görüşüyor dahi savcılık bunun tespitini yapacaktır yani. Niye? Çünkü örgüt yöneticisi örgüt üyesi üzerinde bir tahakküm kurmaması gerekiyor. Örgüt üyesi diğer örgüt üyesi üzerinde bir işte baskı kurmaması gerekiyor, örgüt lideri örgüt üyeleri üzerinde bir baskı kurmaması gerekiyor. Çünkü baskı kurulduğunda bu sefer işin detayları ortaya çıkamayacaktır. Savcılık makamın da amacı işin detaylarını ortaya çıkartmaktır zaten. Ondan dolayı burada şahısları bir anda gözaltına alır davet usulü burada kesinlikle uygulanmaz. Bugüne kadar yapılan bütün örgütlü dosyalarda davet usulü uygulanmamıştır. Çünkü ceza adalet sistemi şahsın kimliğine bakmaz, şahsın görevine bakmaz, şahsın eğitim durumuna bakmaz, şahsın ekonomik durumuna bakmaz. Usul neyse usule göre hareket edilir. Suç varsa ceza vardır, suç isnadı varsa suç isnadına göre usul neyse o usule göre de hareket edilir ve burada da yapılan işlemlerin doğru olduğunu görüyoruz.

Mobil uygulamalarımızı indirin