Ekran görüntüsü / A Haber
NETANYAHU ARABULUCU İSTİYOR
Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi: Bu toplantıda Suriye'nin rekabet alanı olarak görüldüğüne şahit oluyoruz. Netanyahu, İsrail ile Türkiye arasında rekabet alanı olarak Suriye'nin varlığından bahsediyor. Çatışma istemiyor ve Trump yardımını ve desteğini istiyor.
Trump, Başkan Erdoğan'ı sevdiğinden bahsedip Netanyahu'dan makul olmasını istedi. Aynı konuşma içerisinde Türkiye'nin ne kadar güçlü olduğundan bahsetti. Türkiye'nin bir aktör olarak Suriye'de var olması çok önemli bir konudur. Netanyahu burada arabuluculuk isteğini gösterdi.
Ekran görüntüsü / A Haber
TÜRKİYE'NİN HEDEFİ SINIR GÜVENLİĞİ
Hatırlanacağı üzere Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bu konu üzerinde konuşmuş Suriye'nin Suriyelilere ait olduğunu söyledi. Yani Türkiye, Suriye'yi rekabet alanı olarak görmüyor. Türkiye'nin ana konusu sınır güvenliği ve istikrarlı Suriye'nin varolması ve Türkiye'nin etkilenmemesidir. Türkiye'nin yıllardır bu konudaki tavrı hiç değişmemiştir.
Trump'ın açıklamaları ile Türkiye'nin Suriye'de etkili bir aktör olduğunu görmüş olduk. Gazze konusunda Trump'ın fikrinin hiç değişmediğini gördük. İran konusunda Netanyahu ile birlikte hareket ettiklerini de görüyoruz. Ancak burada kilit olan Trump'ın Erdoğan ile ilişkisine çok önem verdiğini görüyoruz.
İran ile ABD arasında doğrudan bir görüşme durumu şaşırtan bir durum olarak karşımıza çıktı. Aralarında Umman üzerinden bir mektup trafiği olduğunu biliyorduk ancak doğrudan görüşme sürpriz ve bir tarih bile var. Cumartesi yapılacak olan İran ile ABD görüşmesi oldukça önemlidir ancak baskı ve tehdit dili değişmemiş.
İran'ın nükleer gücü ile ilgili çok ciddi bir tehdit algısı söz konusu. Bu konuda ABD ve İran aynı konuda buluşuyor. Bir nükleer programın başlamaması konusunda çok net bir birliktelik gösteriyorlar. İran'ın vekil güçlerinin tamamen yok edildiği yok edilmesi gerektiği konusunda da ABD ve İsrail aynı yerdeler.
Ekran görüntüsü / A Haber
YENİ DÖNEM YENİ DÖNEMEÇ
Akademisyen Yeliz Albayrak: Orta Doğu çok önemli bir dönemeçten geçiliyor bildiğiniz üzere bir süredir. Suriye, İsrail ya da Gazze ya da işte diğer ülkeler, İran hepsini işin içine kattığımızda tüm ülkeler arasında aslında bir yenilenme başka bir yöne gidiş gibi bir çaba var bir taraftan ve Trump dönemi ile birlikte de yeni ilişkiler tesis edilmeye çalışıyor.
TÜRKİYE'NİN HAKİMİYET ALANI GENİŞLİYOR
Trump'ın Orta Doğu'da ne yapacağıyla ilgili nabız ölçümleri ve aslında atacağı atımları tek tek tüm kamuoyuyla birlikte takip ediyoruz. Şimdi tam bu tabii ki geçiş sürecinde özellikle Suriye'nin içinde olduğu geçiş sürecinde Türkiye'nin burada stratejik noktalarda büyük rol oynaması, büyük görevler üstlenmesi Orta Doğu'daki manzarayı oldukça ki etkiliyor ve burada da Türkiye'nin bölge üzerindeki hakimiyetinin de hakimiyet alanın genişlediğini ve daha ciddi adımlarla da genişleyeceğini aslında bir bakımdan öngörebiliriz.
TÜRKİYE'NİN GÜCÜ KABUL EDİLDİ
Bu noktada bir taraftan da değişen yapı içerisinde de herkesin sürekli işte izlediği; İsrail'in bu yayılmacı ve saldırgan tavrının da devamını maalesef izliyoruz ama Türkiye'nin burada bulunuyor olması tabii ki İsrail'in çok da hoşuna giden bir durum değil ve en son görüşmelerde de odak noktasını yine Suriye özelinde de Türkiye olması böyle mesajlar çıkması Netanyahu ve Trump toplantısından sonra tabii ki beklenen şeyler. Çünkü liderler burada yeni yapının içerisindeki Türkiye'nin rolünü hem anlamaya çalışıyorlar. Hem de burada uluslararası kamuoyu da İsrail'in bu yayılmacılığının saldırganlığının nereye kadar gidebileceği ya da durdurulabileceği noktaları bir taraftan da ölçmeye çalışıyor. Tabii ki bu burada bölgede hakim güç olarak Türkiye'nin olduğu gerçeğini de artık herkes kabul etmiş durumda.
Bunu Trump'ın sözlerinde de zaten açıkçası görüyoruz. Yıllardır başlayan sınır ötesi operasyonlarımızdan tutun bugünkü geldiğimiz yere kadar aslında temel noktamız Türkiye'yi terörden ve terör tehdidinden korumaktı. İşte YPG/PKK/PYD uzantılarıyla savaşmak üzerine ilk başta kurgulanmış bir sınır güvenliği üzerine giden operasyonlar vardı fakat bugünkü geldiğimiz noktada artık işte bu dönemeçte olan yeni yapılanmakta olan üniter devlete ısrarla gitmeye çalışan, çabalayan yeni hükümetin destekçisi ve buradaki birçok tetik noktalarının da aslında bir taraftan kontrol edilmesi ya da çatışmaların önlenmesi bakımından yine burada Türkiye'nin büyük bir rolünü olduğunu görüyoruz.