Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (ARŞİV)
"(RUSYA-UKRAYNA) ŞU ANDA (ATEŞKESE) HİÇ OLMADIĞI KADAR YAKINIZ"
Rusya-Ukrayna arasında ateşkesin yakın olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Çalışmalar neticesinde şu anda (ateşkese) hiç olmadığı kadar yakınız ama bu yakınlık olması gereken yakınlık mı, idealine kıyaslandığı zaman? Yani realitede olmadığı kadar yakınız, en yakın olduğumuz an bu an fakat idealizme baktığınız an gerçekten çok yakın mıyız?" şeklinde konuştu.
Fidan, iki temel sorunun bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin Donetsk olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, "Yapılacak olan bir anlaşma sadece Ukrayna ile Rusya arasında olacak bir anlaşma değil, aynı zamanda Avrupa ile Rusya arasındaki bir barış anlaşması olacak." değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa'nın güvenliğiyle ilgili birtakım konuların da bulunduğunu kaydeden Fidan, Avrupa'nın Rusya ile barış sağlaması için ABD'nin garantörlüğüne ihtiyaç duyduğunu, ABD'li yetkililerin de bunu belli bir noktaya kadar garanti edebileceklerini söylediğini dile getirdi.
Fidan, ateşkes olması durumunda bu ateşkesle ilgili üç hususun bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin ateşkesin gözetlenmesi olduğunu ve Paris'teki toplantıda bunun sunumunun yapıldığını aktardı.
Öte yandan Ukrayna'nın savunma gücünün temin edilmesi ve taarruz olması durumunda anlaşmanın hilafına nasıl bir mukavemet gösterileceği hususlarının bulunduğunu anlatan Fidan, askeri planlamaların çerçevesini bunların oluşturduğunu kaydetti.
"YAPILAN PLANLAMA ÇALIŞMALARINDA KARADENİZ GÜVENLİĞİNİN SORUMLULUĞU TÜRKİYE'DE"
Bakan Fidan, Karadeniz'in güvenliğinin önemine işaret ederek, "Karadeniz'in güvenliği fevkalade önemli ve Karadeniz'deki NATO üyesi en büyük ülke olarak burada ana sorumluluğu Türkiye'nin üstlenmesi gerekiyordu. Cumhurbaşkanımız da (Recep Tayyip Erdoğan) silahlı kuvvetlere bu noktada gerekli müzakere talimatlarını vermişti." ifadelerini kullandı.
Bakanlık olarak bu müzakereleri yürüttüklerini bildiren Fidan, "Şimdi yapılan planlama çalışmalarında Karadeniz güvenliğinin sorumluluğu Türkiye'de, yani bir barış anlaşması olması durumunda." diye konuştu.
Fidan, tarafların Karadeniz'de anlaşmanın hilafına, birbirinin güvenliğine halel getirecek şekilde davranmaması gerektiğini belirterek, "Bunun da gözetlenmesi gerekiyor. Türkiye, müttefikleriyle beraber burada ciddi rol oynayabilir diye düşünüyoruz." dedi.
VENEZUELA
ABD'nin Venezuela'ya yönelik hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasını nasıl değerlendirdikleri sorusuna yanıt veren Fidan, Türkiye'nin bu olayın çok öncesinden itibaren Venezuela'daki gelişmeleri takip ettiğini söyledi.
Trump'ın iktidara gelmesiyle beraber bir özel temsilci ataması olduğunu ve ABD ile Venezuela arasında görüşmelerin yapıldığını ifade eden Fidan, şunları kaydetti:
"Bizden de gelip bu konuda görüş istediler, yardım istediler o dönem. Gerekli yardım ve arabuluculuk, kolaylaştırıcılık konusunda biz de elimizden geleni yaptık, yani bundan 8-10 ay önce. Çünkü sorunun bir an önce bitmesi önemli, bunun daha da fazla yaygınlaşmaması önemli. Ama sonradan gördük ki bu konuşmalar hiçbir yere gitmiyor. İki ülke arasında bir anlaşmazlık tırmanıyor. Yetmiyormuş gibi başka ülkeler de Venezuela'ya yaptırım uyguluyor, tanımıyorlar. En son saydığımda 70'e yakın ülke tanımıyordu Maduro yönetimini."
Fidan, Türkiye'nin telkinlerinin sürekli sorunların diplomatik yolla çözülmesi olduğunu belirterek, ancak "olayın müzakereden çıktığını ve savaş moduna döndüğünü" dile getirdi.
Son aylarda ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri hareketliliğine değinen Fidan, "Amerika artık güç kullanmaya başlamıştı ve daha sonra kendi aralarındaki müzakerelerin bir noktada yürümemesi bu savaşı durdurmadı ve maalesef o istenmeyen olayla sonuçlandı." şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, bugün ABD'li heyetin Venezuela'ya gittiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:
"Bugün baktım Amerikalı heyet oraya gidiyor. Yeni yönetimle de görüşmeleri başlamış. Amerika'nın yaptığı burada diğer harekatlardan farklı olarak yönetime dokunmadı, sisteme de dokunmadı. Sonuçta çünkü oradan çıkacak alternatif enkazı, maliyeti, yani Afganistan'da ve Irak'ta olduğu gibi taşımak istemedi, anlaşılan o. Oradan çıkan dersler var. Burada sadece amacına ulaşmak için askeri yöntemi daha farklı şekilde kullandığını görüyoruz kendi Güney Yarım Küresi'nde. Ama öncesinde tabii yürüyen görüşmeler vardı, yakından takip ettiğimiz konular vardı."
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (ARŞİV)
"(MADURO) BÖYLE BİR TEKLİFLE BİZ MUHATAP OLMADIK"
Fidan, ABD'nin Maduro'ya "İstediğin yere gidebilirsin, yerini istediğine bırakabilirsin ama biz seninle çalışmayacağız" mesajını verip askeri harekatı tırmandırdığını söyledi.
Bakan Fidan, "Bize şöyle bir soru ve teklif gelmedi hiçbir zaman için. Maduro bizi arayıp, 'Ben Türkiye'ye gelmek istiyorum, beni kabul eder misiniz?' Böyle bir şey yok. Veya birisi başkasını arayıp, 'Maduro size gelsin mi, kabul ediyor musunuz?' Böyle bir teklifle biz muhatap olmadık. Ama Maduro'ya yapılan teklifler var, o tekliflerden haberdarız. Maduro'ya birileri, biz bilmiyoruz hangi ülkeleri söylüyorlar, söylemiyorlar ama Maduro'ya çıkması gerektiğini söyleyen teklifler var. Ama bize birilerinin, 'Resmi veya gayriresmi bunu alır mısınız? diye böyle bir şeyi yok. Bunu Cumhurbaşkanımız en yüksek ağızdan söyledi." değerlendirmesini yaptı.
"İSRAİL'İN BEKLEDİĞİ BİR SONUN OLMAYACAĞINI KESİNLİKLE GÖRÜYORUM"
Fidan, İran'daki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, İran'daki gösterilerin aynı zamanda yurt dışından, İran'ın rakipleri tarafından da manipüle edildiğini belirterek, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad'ın bunu gizlemediğini, kendi internet hesaplarından İran halkını ayaklanmaya çağırdığını dile getirdi.
Benzer çağrıların daha önce de görüldüğünü ancak İran halkının farklılıkları bir kenara bırakıp düşman saldırısı karşısında birleştiğini aktaran Fidan, "Ama burada savaşın olmadığı bir ortamda başka sahici sıkıntıların reaksiyona yol açtığı bir ortamda İsrail'in bunu değerlendirmeye çalıştığını da görüyoruz. Bu tabii ki rejime çok güçlü mesaj veriyor. Rejimin ben bunu alacağından eminim." görüşlerini paylaştı.
Fidan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da bu noktada yaptığı açıklamaların olduğunu anımsatarak, "Ama İsrail'in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle görüyorum. Yani İran halkı hangi konuya kimin için ve ne kadar tepki koyacağını bilir." dedi.
İsrail'in bunu fırsat bilip İran'a yeniden saldırı ihtimalini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Fidan, şu yanıtı verdi:
"İsrail'in özellikle (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun bu konuda bir isteğinin olduğunu herkes biliyor. Yani bu bir sır değil. Yani bu konuda kendisinin birtakım müttefiklerden başta Amerika olmak üzere güvenceler almadan farklı yaptırımları ve sonuçları olabilecek bir savaşa girmekten de imtina ettiğini görüyoruz. Şimdi buna girmek için de kendince lobi yaparak bu ülkeleri yanına çekip buradan bir tabiri caizse yeşil ışık alıp bir harekat yapma yönünde bir talebinin olduğunu biliyoruz."
Fidan, Türkiye'nin İran halkının hiçbir şekilde zarar görmemesini, bir taarruza uğramamasını ve özellikle ABD ve Batı ile var olan sorunların bir an önce müzakere yoluyla halledilmesini arzuladığını vurgulayarak, "Benim başka bir endişem de yani İran böyle bir müzakere yoluna girdiği zaman zaman zaman şöyle de oluyor. Bu sefer İran'a kabul edemeyeceği derecede ileri şartlar sürülüyor. Bu da bir noktada aslında yani İran'ı anlaşmamaya itmek gibi bir durumu ortaya çıkartıyor." diye konuştu.
Burada sahici bir anlaşma niyetinin önemine işaret eden Fidan, "Daha kilit aktörler nezdinde, başta Amerikalılar olmak üzere İran'la her iki tarafın da kazancına sonuçlanabilecek bir anlaşmanın olmasının biz destekçisiyiz çünkü bölgenin istikrarı buradan geçiyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, İran'ın artık bölge ülkeleriyle "çok sahici bir uzlaşı ve işbirliği içerisine" girmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"İran'ın bu konuda gerçekten çok sahici bir çaba koymaya ihtiyacı var. Bu gerçekleri anlaması lazım. Bütün dünya kendi doğru perspektifinizden dönecek diye bir şey yok. Herkesin doğrusu var. Herkesin doğrularının ortak noktasında bir yere gidebilmemiz lazım. Bunu başarabiliyor olmamız lazım. Bu noktada Cumhurbaşkanımızın gerçekten bölgede varlığı, dirayetli liderliği herkes için bir fırsat. Ben onlara diyorum, 'Bunu değerlendirin.' Bu fırsat bir daha kimsenin eline geçmez, bizlerin de eline geçmez. Bunun kıymetini bilelim."
İsrail'in Somaliland bölgesinin "bağımsızlığını tanıma" yönündeki kararının Somaliland açısından büyük bir talihsizlik olduğunu vurgulayan Fidan, Müslüman bir topluluğun yalnızca Tel Aviv yönetimi tarafından tanınmasının son derece olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.
Fidan, bunun amacının Somaliland'in İsrail'in bölgesel politikalarına hizmet etmesi olduğunu vurgulayarak, söz konusu durumun olumsuzluklarına dikkati çekti.
Somaliland bölgesinin Somali içinde sorunlu bir yapı olduğunu belirten Fidan, Dışişleri Bakanlığında Somali ile Somaliland arasında uzlaşının sağlanmasına katkı sunmak amacıyla özel temsilcilik bulunduğunu söyledi.
Fidan, Türkiye'nin yaklaşımının her zaman Somali'nin toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde olduğunu belirterek, ülkeyi oluşturan kabilelerin daha otonom bir yapı içinde yer alabileceğini, bunun ise devletin bütünlüğünü zedelemeden gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin arabuluculuğunda Etiyopya ile Somali arasında anlaşma sağlanması sürecinde, bölgedeki bazı ülkelerin Somali'nin parçalanmasından istifade etmeye hazır olduklarının görüldüğünü dile getiren Fidan, bazı ülkelerin ise stratejik politikalarını bu hedef üzerine inşa ettiğini söyledi.
Fidan, normal şartlarda Somaliland projesinin iki yıl önce hayata geçirilmesinin planlandığını belirterek, "İsrail, bölgede kendisini yalnız hissettiğinde, Gazze'deki soykırımın ardından yeni bir planı yeniden devreye sokmaya başladı." dedi.
Somaliland bölgesinin coğrafi ve stratejik önemine dikkati çeken Fidan, coğrafyayı bilen herkesin "aynı anda nasıl bir oyunun oynandığını" rahatlıkla görebileceğini ifade etti.
Türkiye'nin bu oyuna karşı tedbir aldığını vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:
"Diplomatik temaslarımızı büyük bir hızla kurduk. Yine İslam dünyası ve bölge ülkeleri olarak bir işbirliği geliştirdik. Batılılarla da hemen müzakere ettik. Başka herhangi bir ülkenin tanımaması konusunda ciddi bir çaba ortaya koyduk. Çok şükür o ilk gün beklenen ülkelerin hiçbiri tanımadı. İnşallah da tanımazlar."
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (ARŞİV)
YENİ YILDA TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNDEN BEKLENTİLER
Bakan Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinde 2025'te üzerinde çalışılan pek çok başlıkta somut sonuçlar alınmaya başlanacağını öngördüklerini belirterek, bunlar arasında CAATSA yaptırımları ile Halkbank davasının da bulunduğunu söyledi.
Diğer yaptırım dosyalarında çözüm yönünde ilerleme sağlandığını ifade eden Fidan, "Özellikle ticaretteki artışın daha olumlu bir seyir izleyeceğini görüyorum. Bölgesel dayanışma fevkalade önemli. Gazze'de ABD'nin yapıcı rolünü sürdürmesi önemli. Suriye'de Trump döneminde izlenen politikaların devam etmesi de önem taşıyor." dedi.
ABD'nin Donald Trump dönemindeki dış politikasının Türkiye'nin yakın çevresi açısından belirleyici olduğunu aktaran Fidan, "Kafkaslar'da barışı destekleyen, Azerbaycan'a önem veren ve Ermenistan'ı da barışa zorlayan bir ABD'nin, bizim bölgesel hedeflerimizle Trump yönetiminin hedeflerinin örtüştüğünü görüyoruz. Bu, Rusya'dan Azerbaycan-Ermenistan hattına, Suriye'den diğer bölgelere kadar geçerli." ifadelerini kullandı.
Fidan, bazı aktörlerin ABD üzerindeki etkisinin bu başlıklarda belirleyici olabileceğini vurgulayarak, "Gazze konusunda yaşanabilecek bir faz değişimi sıkıntılı olabilir. Bu nedenle çok yoğun bir diplomatik mesai yürütmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Afrika'da Libya ve Sudan başta olmak üzere sorunlu alanlarda ABD etkisinin daha yapıcı bir şekilde yönlendirilmesinin önemine işaret eden Fidan, Washington ile yürütülen diplomatik çabaların 2026'da da somut ve faydalı sonuçlar üreteceğine inandıklarını kaydetti.
ABD'nin bazı politikalarının dolaylı etkiler doğurabileceğini belirten Fidan, "Önümüzde Grönland meselesi var. Uluslararası ilişkilerdeki gelişmeleri bize yansıyabilecek etkileri açısından değerlendiriyorum. Grönland'da yaşanabilecek senaryoların doğrudan ya da dolaylı etkileri Türkiye'yi nasıl etkiler, buna bakmamız gerekiyor. Bu durum Avrupa'ya, Avrupa güvenlik mimarisine ve transatlantik ilişkilere ciddi bir yük ve gerilim getirebilir." diye konuştu.
Danimarka'nın bu konuda "çok ciddi bir tutum" ortaya koyduğunu ifade eden Fidan, Avrupalı liderlerin de süreci yakından takip ettiğini anımsattı.
Fidan, gelecek hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Danimarkalı heyetin bir araya gelerek konuyu görüşeceğini ve burada ortak bir zemin bulunabileceğini dile getirdi.
ABD'nin Çin politikasının dünya ticareti üzerindeki etkilerine de değinen Fidan, Washington'un İran'la ilgili alacağı kararların da Türkiye açısından kritik olduğunu, zira bu konunun doğrudan Türkiye'nin yakın çevresini ilgilendirdiğini söyledi.
"Bizimle doğrudan ilişkilerin seyrinin yanı sıra, üçüncü ülkeler üzerinden gelişebilecek dolaylı etkiler de Türkiye'yi etkileyecektir. Bu nedenle tüm bu başlıkları yakından izliyor, önleyici diplomatik adımları gecikmeden atıyoruz." diyen Fidan, Türkiye'nin, Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sahip olduğu tüm gücü, itibarı ve imkanları sadece kendi halkı için değil, bölgenin ve insanlığın refahı için de seferber etmeye devam edeceğini vurguladı.
Fidan, "Dış politikamızın temel pusulası barış, istikrar ve refahtır. Kendimiz için ne istiyorsak başkası için de onu istiyoruz. Bu, bizim ahlakımızın ve inancımızın gereğidir." ifadeleriyle sözlerini tamamladı.