Fotoğraf-AA
Erdoğan, şöyle konuştu:
"Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden hangi terbiyeyi aldık bu çok çok önemli. Hep beni şiirlerimde, yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde tanıyanlar, bilenler de 'Erdoğan hep Akif'i okur...' Doğru, hep Akif'i okurum, hep Necip Fazıl'ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Ben bunun aksini inkar edemem ki. İşte 'Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum/ Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum/ Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim/ Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim/ Adam aldırma da geç git diyemem aldırırım/ Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım/ Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu.' Böyle yetiştim."
Başkan Erdoğan, bu anlayışla yetişen bir genç olarak aksini söylemenin mümkün olmadığını dile getirdi.
"BENİM BAYRAĞIM YERDE DURAMAZ"
Bununla birlikte bütün genç arkadaşlarına, gençlik kollarında başkanlık yaptığı dönemler dahil, hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içerisinde olduğunu, genç arkadaşlarının da bu anlayışla yetiştiğini kaydeden Erdoğan, 1998'deki söz konusu programda bu anlayışla "Türkçe konuşacağım" dediğinin altını çizdi.
Erdoğan, "Uluslararası toplantılarda bütün liderlerin hepsini görüyoruz. Hepsini tanıdık, bildik. Ben şimdi dikkat ederseniz, orada bayrağımızı yerden kaldırarak aldım ve cebime koydum. Gençler, bu milli ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz, onu kaldırmak durumundayım. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım benim bayrak yerde duruyor. Niye bayrak yerde duruyor? Koy oraya bir numara. Ama bayrak orada duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum, Angela Merkel ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı. Şaşkın şaşkın bana baktı ve ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz." dedi.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" VURGUSU
Başkan Erdoğan, etkinliğe katılan öğrencilerin sorularını da yanıtladı.
Fotoğraf-AA
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencisi Sıla Alkan'ın, "Terörsüz Türkiye bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır.' diyorsunuz. Bu sözünüzle tam olarak ne ifade etmek istiyorsunuz? Biz gençler açısından bu ne anlama gelmeli?" sorusunu cevaplandıran Erdoğan, yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinin hep terörle yoğrulduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
"Bu terör öyle sirayet etti ki üniversitelerimizin içinde, başta sizin üniversiteniz de olmak üzere, buralarda gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadılar. Tabii halka baktığımız zaman Güneydoğu, Doğu Anadolu, buralarda terör acayip şekilde kan götürdü ve birçok insanımızı buralarda kaybettik. Dedik ki bu işi aşmamız lazım. Oturduk askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işin değerlendirmesini yaptık ve terörsüz bir Türkiye'yi nasıl inşa edeceğiz dedik. Yapar mıyız bunu? Bütün arkadaşlarımız, 'Yaparız' dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, bunun yanında hükümetimiz, kabinemiz hiç hafife almadan adım atacağız dedik, süratle Terörsüz Türkiye'nin adımını atalım dedik ve attık."
Başkan Erdoğan, şu an itibarıyla gerek Güneydoğu, gerek Doğu Anadolu'da belki birkaç mağara kaldığını ama bütün bunların dışında her yeri temizlediklerini vurgulayarak, bu temizlik harekatının devam ettiğini söyledi.
Erdoğan, "Parlamentodaki arkadaşlar da bu 'Terörsüz Türkiye' ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor ve şuan itibarıyla da Güneydoğu'ya Doğu'ya artık bir sulh-u sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz ve artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor." ifadelerini kullandı.
Ankara Medipol Üniversitesi Robotik ve Yapay Zeka bölümünde okuyan bir öğrencinin ise Türkiye'nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA'nın havacılık tarihinde görüş ötesi hava-hava füzesi kullanarak jet motorlu bir hava hedefini vuran ilk insansız savaş uçağı olmasına ilişkin sorusu üzerine Başkan Erdoğan, gerek Akıncı'nın gerek KIZILELMA'nın şu anda kendi füzesini havada ateşleyerek vurma noktasına geldiğini belirtti.
İSRAİL'E TEPKİ
Erdoğan, bunun Türkiye için çok önemli bir adım olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:
"Bugünleri gördük, Allah'a hamdolsun. Kendi KIZILELMA'mızla, kendi füzemizle havada atışları yapmak suretiyle bununla netice alma konumuna geldik. Bunun için de tabii özellikle Baykar grubuna şahsım, milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içerisinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Bununla birlikte de demek ki bu millet istediği zaman yapar. Yapar mı yapar ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Hafif değil, yapacağımız çok işlerimiz var. Bununla ilgili gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok adımları atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle de İsrail'in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz, burası. Bunu birlikte yapacağız. Dedim ya sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum."
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuyan Anıl Toksöz, programda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, 28 yıl önce okuduğu bir şiir yüzünden cezaevine girdiğini aktararak, "Bu süreç sizin için neyin başlangıcı oldu? Eğer tabii siz de isterseniz bu güzel şiiri okuyabilir misiniz?" sorusunu yöneltti.
Bunun üzerine "Şimdi tabii bu genci kıramayız." diyen Erdoğan, Ziya Gökalp'in "Asker Duası" adlı şiirini okudu. Erdoğan, bunun Ziya Gökalp'le eş anlamlı da söylenen bir şiir olduğuna dikkati çekerek, "Ama buna rağmen, ne olursa olsun kimin okuduğu önemli. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik ama bak oradan çıktık. Fazla sürmedi, 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye'de hamdolsun yeni bir dönemin kapıları açıldı." ifadelerini kullandı.
Fotoğraf-AA
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde okuyan bir öğrenci de soru sormak için söz aldı. Öğrenci, "Sayın Cumhurbaşkanı'm çok teşekkür ederiz. Bizleri kırmayıp şiiri okuduğunuz için. Lakin taklitçi bir şahsiyet var. Aynı şiiri okumaya çalışıyor. Sizinle yarışmaya çalışıyor ama bilmiyor ki bunlar biraz zor. Müsaadeniz olursa hep birlikte o videoyu izletmek istiyorum." diyerek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "Asker Duası" adlı şiirle ilgili bir konuşmasına ilişkin videoyu izletti.
Erdoğan, videoyu izledikten sonra, "Ama birbirine karıştı bu. Minareler mızrak oldu vesaire." ifadesini kullandı. Programda, müzisyen Ekin Uzunlar gençlerle birlikte şarkılarını seslendirdi.
STOLTENBERG İLE MISIR ANISI
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nün 3. sınıfında okuyan Atakan Alan, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in yazdığı kitabında yer alan "Erdoğan'ın Stoltenberg'e mısır ikram etmesi"yle ilgili anısını paylaşmasını rica etti.
Bunun üzerine Erdoğan, şunları aktardı:
"Stoltenberg'in İstanbul Dolmabahçe'de bir ziyareti olmuştu. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. 'Mısırla tanışır mısın?' dedim. Baktım biraz zor tanışıyor, 'Ben çok severim. Sana da ikram edeyim.' dedim. Mısır kestanesiz olmaz. Arkadaşlara dedim ki 'Hemen mısır aldırın.' Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik fakat böyle hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık ve temenni ederim ki inşallah Rutte de aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir."
"350 BİNE YAKIN KONUTU MALATYA'DA AYAĞA KALDIRDIK"
Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Numan Ülgen, deprem bölgesindeki çalışmalar ile Sosyal Konut Projesi'nin Türkiye'nin sosyal devlet ve şehircilik anlayışı açısından önemine ilişkin sorusunu aktardı.
Erdoğan, Malatya'nın gerçekten çok büyük darbe yiyen illerden birisi olduğunu ifade etti.
"Şu an itibarıyla 350 bine yakın konutu Malatya'da ayağa kaldırdık. Sağ olsun, ilgili bakanım ve ekibi çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyor." diyen Erdoğan, sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yaptıklarını anlattı.
Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estirdiklerini vurgulayan Erdoğan, "Yani özellikle CHP'nin 'Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez.' dedikleri bu yerlerde biz hem deprem konutlarını yaptık hem köy konutlarını yaptık. Buralara da artık vatandaşlarım yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan açılış ve deprem konut teslim törenlerini de yapıyoruz. Şimdi önümüzde de inşallah aynı şekilde Adıyaman'la ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız." diye konuştu.
Programda, AK Parti Gençlik Kollarınca hazırlanan "Filistin" konulu video izletildi. Videoda, gençlerin çalışmaları ve saldırıya uğrayan bölgelerden görüntülerin yanı sıra Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) 80. Genel Kurulunda Filistin'le ilgili konuşması da yer aldı.