Dünyayı "nadir element" savaşları mı bekliyor? Uzmanlar A Haber'de deşifre etti: Bu madene sahip olan medeniyetin ötesine geçecek!
Başkan Erdoğan'ın müjdesini verdiği 694 milyon tonluk dev nadir toprak elementi rezervinin, Türkiye'yi küresel bir güç yapacak bilinmeyen bir detayı daha ortaya çıktı. A Haber'e konuşan Askeri Stratejist Eray Güçlüer, bugüne kadar kamuoyunun bilmediği o stratejik gerçeği ilk kez açıklayarak, "Bazı ülkelerde 17 nadir elementin sadece birkaçı var ama Türkiye'nin şansı ne? 17'nin 17'si de bizde var" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, bu tarihi keşfin "petrol ve çelik savaşları" dönemini bitirip yeni bir "element savaşları" çağı başlattığını vurguluyor. Akademisyen Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, tarihten dersler çıkararak "Bu madene sahip ülkeler medeniyetin ötesine geçecekler" tespitinde bulunurken, Türkiye'nin artık sadece hammadde satıcısı değil, teknoloji üreten bir oyuncu olarak masada olduğunu belirtti.
Çelik ve petrol savaşları geride kaldı, dünya şimdi yepyeni ve çok daha stratejik bir rekabetin eşiğinde, 'Nadir Toprak Elementleri Savaşı'. Savunma sanayiinden uzay teknolojisine, elektrikli otomobillerden cep telefonlarına kadar geleceğin tüm kritik teknolojilerinin ham maddesi olan bu stratejik madenler, ülkelerin kaderini yeniden çizmeye hazırlanıyor. Türkiye'nin Eskişehir'de bulduğu 694 milyon tonluk dev rezerv bu denklemde ne anlama geliyor? Stratejist Eray Güçlüer, Akademisyen Doç. Dr. Cüneyt Küsmez ve Orta Doğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, A Haber'e özel olarak bu tarihi keşfin perde arkasını ve geleceğin savaşlarını deşifre etti.
KÖMÜR VE ÇELİKTEN NADİR ELEMENTLERE: GELECEĞİN GÜCÜ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Akademisyen Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, konunun stratejik önemini tarihsel bir perspektifle ele alarak sözlerine başladı. Geçmişte kömür ve çeliğe sahip olanların endüstriyel gücü elinde tuttuğunu, sonrasında petrolün Ortadoğu'nun kaderini çizdiğini hatırlatan Küsmez, yeni dönemin kodlarının artık "nadir toprak elementleri" olduğunu vurgulayarak, "Tabii bu teknik olarak jeolojinin temel hususlarından bir tanesi. Biz meseleye sadece bulunduğumuz disiplin içerisinde ancak stratejik bakabiliriz. Mesela I. ve II. Dünya Harbi'nin savunma esasları üzerinden baktığınızda bir tarafta çelik var, bir tarafta kömür var. Artık dünyamızda böyle bir endüstriden bahsetmiyoruz. Geldiğimiz noktada artık bir nükleer enerji parametresi üzerinden okuyoruz ve bunu destekleyen bir nadir elementler kavramı çıktı ortaya." dedi
(foto:ahaber.com.tr)
HAMMADDE OLARAK SATMAK YETMEZ: İŞLEME TEKNOLOJİSİ ŞART!
Askeri Stratejist Eray Güçlüer ise, "Bu eşiği aşmak için nadir toprak elementiniz olacak" diyerek konunun önemini vurgularken, Doç. Dr. Cüneyt Küsmez sadece rezerve sahip olmanın yeterli olmadığına dikkat çekti. Asıl meselenin, bu değerli madenleri işleyecek teknolojiye sahip olmak olduğunu belirtti.
"Aslında bu da yeterli değil. Eray Hocam'ın dediği gibi, siz ona sahip olabilirsiniz ama onu işletecek bir teknolojik altyapınız ve seviyeniz yeterli değilse, o da sadece satış üzerinden size kar getirecek bir hammadde gibi olur, çok ucuz olur."
(foto:ahaber.com.tr)
TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR? "İSTİHBARAT RAPORLARINDA BİLE VARDI"
Orta Doğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, stratejik madenlerin tarih boyunca devletlerin istihbarat servislerinin radarında olduğunu çarpıcı bir örnekle açıkladı. II. Dünya Savaşı'nda Batılı devletlerin Türkiye'nin krom ihracatını nasıl adım adım takip ettiğini hatırlatan Sohtaoğlu, günümüzdeki rekabetin de benzer dinamiklere sahip olduğunu belirtterek, "II. Dünya Savaşı'nın istihbarat raporlarında Türkiye'den krom ihracatını Amerikalılar da, İngilizler de, Almanlar da, Fransızlar da adım adım takip ediyorlar. Nereye gidiyor, ne üretecekler, hangi silahı üretecekler diye... Şimdi aynısını Çin yapıyor hocam." ifadelerini kullandı.
"BU ALANDA BİZ DE VARIZ!" TÜRKİYE'DEN KÜRESEL TEKELLERE MEYDAN OKUMA
Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, Türkiye'nin Bor madeni konusunda edindiği tecrübeden sonra artık sadece yeraltı zenginliğinin farkında olmakla kalmayıp, bunu küresel bir koz olarak kullanma vizyonuna ulaştığını ifade etti. Başkan Erdoğan'ın açıklamalarının, Çin'in başını çektiği tekel düzenine açık bir meydan okuma olduğunu ifade ederek "Türkiye stratejik vizyonu içerisinde yeraltı zenginliklerinin temel şartı olan farkındalığa ulaşmış durumda. Yani bende ne kadar ve ne var. Bu çok önemli... Sayın Cumhurbaşkanımızın buradaki ifadesi bütün dünyaya şu mesajı veriyor: 'Sizde sadece bunlardan yok, bizde de var. Ve eğer dünyada bunun bir ticari borsası oluşacaksa, eğer bunların bir tekeli oluşacaksa, bu alanda biz de varız!' diyor." dedi.




