Trump'ın stratejik U dönüşü: ABD Biden’ın yol haritasına geri mi döndü?
ABD Başkanı Donald Trump’ın, “Ben olsaydım bu savaş başlamazdı” açıklamasının ardından Washington, Rusya-Ukrayna Savaşı için arabuluculuk girişiminde bulunmuştu. Ancak ateşkes koşullarında anlaşamayan taraflar karşı karşıya geldi. Ölü El söylemi ve Nükleer savaş tehdidiyle birlikte ipler iyice gerilirken akıllarda Trump Rusya politikasında değişikliğe mi gidiyor sorusunu da beraberinde getirdi. A Haber’e konuşan Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, “Trump, eski Rusya politikasını terk etti. Biden’ın geleneksel çevreleme stratejisine geri dönüldü” dedi.
ABD ile Rusya arasındaki Ukrayna krizi üzerinden yaşanan diplomatik gerilim yeniden alevlendi. ABD Başkanı Donald Trump'ın "Ben olsaydım bu savaş başlamazdı" çıkışının ardından Washington, taraflar arasında ateşkesi sağlamak amacıyla devreye girdi. Ancak müzakereler sonuçsuz kalınca, Rusya "Ölü El" sistemiyle nükleer savaş imasında bulundu. Gerilim giderek tırmanırken Trump'ın önceki Rusya politikasını geride bıraktığını ve Biden geleneksel "çevreleme stratejisine" dönüldüğü ifade edildi.
"SAVAŞ KİLİTLENMİŞ DURUMDA"
Akademisyen Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger'e göre, Rusya-Ukrayna Savaşı şu anda bir çıkmaza girmiş durumda. Ülger'in açıklamaları şöyle:
"180 bin kilometrekarelik Ukrayna toprağı, yani neredeyse ülkenin beşte biri, 24 Şubat 2022'den bu yana Rusya'nın kontrolü altında. Son dönemde Ukrayna bazı bölgelerde karşı saldırılar gerçekleştirdi. Bu hamleler, Rusya'yı ateşkese zorlamak amacı taşıyor. Ancak şu an itibarıyla iki taraf da bu statükoyu ciddi biçimde değiştirecek güçte değil. Cephe hattı yaklaşık 1200 kilometre uzunluğunda ve fiilen bir işgal söz konusu."
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
ABD'NİN STRATEJİSİ NE YÖNE EVRİLİYOR?
Prof. Ülger, Trump'ın geçmiş söylemlerine rağmen şu anki sürecin ABD Başkanı Joe Biden'ın klasik dış politika çizgisine döndüğünü vurguluyor:
"Trump ne derse desin, şu anki gelişmeler Biden'ın geleneksel dış politikalarına geri dönüldüğünü gösteriyor. Bu da Rusya Federasyonu'nu çevreleme stratejisidir. NATO'nun desteğiyle Rusya'nın etkisini kırmak, nüfuz alanlarını daraltmak hedefleniyor. Bu yöntem Sovyetler Birliği zamanında başarıya ulaşmıştı. Varşova Paktı'nın dağılması ve 1991'de Sovyetler'in çöküşü bu stratejinin sonucudur."
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
Ülger'e göre, bu strateji NATO zirvelerinde de açıkça dillendiriliyor. 30 Mayıs 2022'de Madrid'de düzenlenen zirvede, sadece Rusya değil, Çin'in de yeni bir tehdit olarak tanımlandığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Trump döneminde ABD, esas küresel rakip olarak Çin'i önceliklendiriyordu. Yeni planlamalarda da Çin, artık açıkça hedefe konuyor."
UKRAYNA RUSYA'YA KARŞI NE KADAR BAŞARILI OLABİLİR?
Savaşın ilerleyişi ve sahadaki taktiksel değişimlerle ilgili değerlendirmede bulunan gazeteci Mete Sohtaoğlu ise Ukrayna'nın savunma sanayi altyapısına şu sözlerle dikkat çekti:
"Ukrayna'da yerleşik bir savunma sanayisi var. Özellikle motor teknolojisi ve insansız hava araçları (İHA) alanında kapasite geliştirmiş durumda. Savaş devam ederken ihtiyaçları değiştiği için daha çok kendi kullanımına uygun İHA'lar geliştirmeye odaklandı."


