Başkan Recep Tayyip Erdoğan (AA)
"TERÖRSÜZ BİR GELECEĞİ İNŞA ETMEKTE KARARLIYIZ"
Başkan Erdoğan, "Terörsüz Türkiye hedefiyle çıkılan yolda ilk ciddi adım atıldı. Silahlar yakıldı. Bunun devamı gelecek mi? Nasıl gelecek? Terörsüz Türkiye sürecinde işler yolunda gidiyor mu? Bir de örgütün Suriye kolu PYD sürecin içine girme konusunda biraz direniyor mu? Bu konudaki düşünceniz nedir?" sorusuna ilişkin ise Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak için adımlar atmayı sürdürdüklerini belirtti.
Bu nihai hedef doğrultusunda ilerlemeye devam ettiklerinin, sürecin provokasyonlardan etkilenmemesi için de son derece dikkatli olduklarının altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terörsüz Türkiye hedefimizi sekteye uğratacak tüm sabotajlara ve yapılara karşı teyakkuz halindeyiz. Biliyorsunuz silah bırakma başladı. İlgili arkadaşlarımız gerekli takibi yapıyor ve temasları sağlıyor. Komisyon konusunda da görüşmeler, bildiğim kadarıyla, nihai aşamaya geldi. Yakında Meclis zemininde ilerlemenin yaşandığına şahitlik edeceksiniz. Biz terörsüz bir geleceği inşa etmekte kararlıyız. Hedefimize ulaşmak için ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı ve sonuçta nereye varacağımızı çok net bir biçimde biliyoruz. Bölgemizde yaşanan hadiseler, bir kez daha attığımız bu adımın doğruluğunu ortaya koyuyor. Şu anda İmralı bu konuyla ilgili her türlü desteği verdi, veriyor. İşin bu boyutu çok çok önemli. YPG'nin duruşu her an, her türlü değişkenliğe uğrayabilir. Bu yaklaşımın bunların uzantısı olan SDG bakımından nasıl yansıyacağı da önemli.
Son gelişmelerde Suriye Cumhurbaşkanı Şara'nın duruşu, bunların olumsuz anlamda bir araya gelişini de bana göre ortadan kaldırmış vaziyette. Biz kararlıyız, Ahmed Şara'yı Suriye'de yalnız bırakmayacağız. Suriye'nin parçalanmasını istemiyoruz, Suriye'nin yeniden toparlanmasını biz ülkemiz için de olumlu görüyoruz. Çünkü Suriye'nin yeniden toparlanması bizimle olan münasebetlerini de olumlu istikamette etkileyecektir. Ülkemizdeki Suriyelilerin ülkelerine gönüllü geri dönüşlerinin başladığını görüyoruz. Halbuki 'dönmeyecekler' diye bir ümitsizlik vardı. Şimdi gönüllü geri dönüşlere başladılar. Biz de gönüllü geri dönüşlerin hızlanması için her türlü desteği vereceğiz. Bu dönüşlerin hızlanmasıyla birlikte Suriye hızla normalleşsin, biz de güneyimizi sağlama alalım istiyoruz."
TCG Anadolu (AA)
"HEDEFİMİZ, SAVUNMA ALANINDA TAM ANLAMIYLA KENDİMİZE YETMEKTİR"
"Türkiye, savunma sanayisindeki atılımlarıyla dünyada fark yaratmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde yerli ve milli savunma sistemlerimizde yeni müjdeler gelecek mi?" sorusu üzerine Erdoğan, iktidara geldiklerinde savunma sanayisi alanında Türkiye'nin kaybettiği zamanı telafi etmek için yoğun bir çaba harcadıklarını söyledi.
Atılan etkin adımların, ekilen tohumların verimli sonuçlar oluşturduğunu dile getiren Erdoğan, "Geldiğimiz nokta önemli ancak bize göre yeterli değil. Gücümüze güç katacak adımlar planlıyor ve süratle atıyoruz. Savunma sanayisi şirketlerimizin altyapı hamleleri, nanoteknolojik tesis yatırımları devam ediyor. Hedefimiz, savunma alanında tam anlamıyla kendimize yetmektir." şeklinde konuştu.
"JET UÇAKLARI ALIMI KONUSUNDA İNGİLTERE VE ALMANYA İLE ATTIĞIMIZ ADIMLAR SÖZ KONUSU"
"Tam bağımsız Türkiye sloganla gerçekleşmez. Böyle vizyoner adımlarla, çalışmayla gerçekleşir." vurgusunda bulunan Erdoğan, "Hep daha iyisi mümkündür ve onu biz yaparız" bilinciyle hareket etmek mecburiyetinde olunduğunu söyledi.
Erdoğan, "Malum KAAN'ı yaptık ve pistte yanımızda yedek pilotla beraber şöyle bir yürüdük. AKINCI, ALTAY, HÜRJET, ATAK, TCG ANADOLU ve daha nicelerini yaptık, yapıyoruz. Baykar olarak yaptıklarımız var. Baykar'ın dışında yaptıklarımız var. İnsansız hava araçlarıyla Türkiye, şu anda dünyada adından söz ettiren bir ülke konumunda. Bu bizim için çok çok önemli bir adım. Öbür tarafta zırhlı taşıyıcılara baktığınız zaman, gayet iyi bir konumdayız. Talepler ardı ardına geliyor." diye konuştu.
Fırkateynlerde de Türkiye'nin çok önemli bir konumda olduğunu, devamlı siparişler geldiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Biz şu anda siparişleri yetiştiremiyoruz. Pakistan'a varıncaya kadar birçok ülkeden bize ciddi siparişler var. Malum, çok maksatlı amfibi hücum gemimiz TCG ANADOLU'yu yaptık. Şimdi ikincisini, onun bir üst versiyonunu yapmak için İspanyollarla görüştük. Onlar da 'Kesinlikle biz buna varız' diyorlar. İnşallah bu yeni uçak gemisini 2-3 senede bitirip onunla da yola devam etmeyi planlıyoruz. Bu konuyu İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile görüştük. O, 'Biz varız' diyor. İspanyollarla bunu inşallah başaracağız. Böylece gemimizin üst segmentini bitirmiş olacağız. Bizim şu anda jet uçakları alımı konusunda malum İngiltere ve Almanya ile attığımız adımlar söz konusu. Bu konuda da İngilizler ve Almanlar olumlu yaklaşıyorlar. İnşallah jet uçaklarımızı da bir an önce alacağımıza inanıyorum. İngiltere Başbakanı Sayın Keir Starmer ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile yaptığım görüşmelerde onların konuya olumlu baktıklarını gördüm ve inşallah bu adımları da atacağız."
"Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıyla devam etmesi halinde AB müzakerelerinde ve vize serbestisinde yeni gelişmeler olup olmayacağına ilişkin soruya Erdoğan, "Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin canlandırılması ve ilerletilmesi için bir gün bile beklenmemelidir. Bu gelişmelerin herhangi bir yeni adım beklenmeden halihazırda olması gerekiyor. Avrupa Birliği'nden temas kurduğumuz bütün muhataplarımıza tam üyelik hedefimizi güçlü bir biçimde muhafaza ettiğimizi söylüyoruz. Birlik, stratejik ve vizyoner biçimde bu meseleyi ele aldığında hemen adım atmak için önlerinde herhangi bir engel bulunmamaktadır." yanıtını verdi.
Başkan Erdoğan, Türkiye'ye karşı konulan siyasi bariyerlerin acilen kaldırılması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"AB ülkelerinden, ilişkileri adil ve eşitlikçi bir yaklaşımda sürdürmelerini bekliyoruz. Bugüne kadar çok defa gördüğümüz ikircikli bir tutumla ilişkileri ilerletmenin de mümkün olmadığını anlamalarını bekliyoruz. Avrupa ve çevresinde yaşananlar, AB içindeki görüş ayrılıkları hesaba katıldığında Birliğin, Türkiye gibi dinamik ve çözüm odaklı bir üyeye olan gereksinimi görülecektir.
Daha önce de söylediğim gibi AB için köprüden önce son çıkış Türkiye'dir. Dünya değişiyor, Avrupa değişti bile. Köhnemiş, saplantılı siyasi anlayışların etkisinden sıyrılmak, Avrupa Birliği için yeni dönemi kavrayan ve Birliği geleceğe taşıyan bir hamle olabilir. Biz Türkiye olarak tam üyeliğe hazırız."

"GAZZE'NİN YANINDA YER ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü saldırılarına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, "Gazze halkı, şu ana kadar teslim olmadı ve ben inanıyorum ki teslim olmayacak. İsrail ise gözü dönmüş bir canavar gibi her yana saldırıyor ve inşallah bu hırsının kurbanı olacaktır. Biz Gazze'yi gündemimizden hiç düşürmedik ve düşürmeyeceğiz. Gazze'nin yanında yer almaya devam edeceğiz." sözlerini sarf etti.
Erdoğan, bu konuda Amerika Birleşik Devletleri'nin adımlarını sürekli takip ettiklerini vurgulayarak, "Amerikan Dışişleri Bakanı ile Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey sürekli görüşüyor. İsrail'i sürekli destekleyen uluslararası toplum da artık bir şey saklayacak durumda değil. Herkes ne yapılması gerektiği konusunda hemfikir. Bir çaresizlik sarmalına girmiş durumdalar. Ateşkes konusunda çok ciddi bastırıyorlar." ifadesini kullandı.
Ateşkes görüşmelerinde şu anda üç konu olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:
"Birincisi, İsrail askerleri ateşkes sonrası nerede, hangi geri çekilme bölgelerinde duracaklar? İkincisi, halihazırda 'gıda yardımları nasıl dağıtılacak?' konusunda Hamas ile İsrail tarafı tam bir mutabakata varabilmiş değiller. Üçüncüsü, 60 günlük ateşkes sağlanırsa, rehineler verildikten sonra ateşkesin devam edeceği konusunda İsrail'in bir taahhütte bulunması gerekiyor. Hamas'ın talebi bu. İsrail de bunu yapmak istemiyor. Amerika, Mısır ve Katar bizlerin de desteğiyle bir orta yol bulmaya çalışıyorlar. Yani şöyle bir şey olmasın konumundayız, rehineler verildi, 60 gün ateşkes oldu, 60 gün sonra bugünkü duruma tekrar gelindi.
Eğer ateşkesin kalıcılığına ilişkin bir taahhüt alınamazsa, yani zorlayıcı bir sistem olmazsa Hamas'ın bunu kabul etmesi sadece bir tercih olacak. Bugün mü ölelim, 60 gün sonra mı ölelim tercihi... Onun için bu noktada devam eden ciddi bir pazarlık süreci var."
Başkan Erdoğan, Zengezur Koridoru'nun, ABD'ye kiralanması yönünde bir teklifin dillendirildiğine ilişkin soruyu, "Zengezur Koridoru sadece Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye'ye değil bölgedeki diğer ülkelere de fayda sağlayacak. Biz, bu hattı aynı zamanda jeoekonomik boyutu itibarıyla son derece önemli bir konu olarak görüyoruz. Nitekim, bu hat bölgemizin ötesindeki coğrafyaları da birbirine bağlayacak ve ticareti canlandıracaktır. Bu hattın bir anlaşmazlık kaynağı değil, bir mutabakat simgesi haline gelmesi temel beklentimizdir. Bu sayede bölge işbirliğinin galebe çaldığı bir refah alanı olacaktır." diye yanıtladı.
Bölge ülkeleri olarak bu meseleyi mutabakatla halledebileceklerine inandıklarının altını çizen Erdoğan, "Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Zengezur'a büyük önem veriyor. Bir an önce hattı hazırlayıp orayı hem Azerbaycan için hem bölge için kullanmak, değerlendirmek istiyor. İnanıyorum ki orayı beraber çözeceğiz." bilgisini paylaştı.
"İÇİMİZDEKİ MESELELERİ DE BİZ ES GEÇEMEYİZ"
Bir gazetecinin, "İç cephe vurgunuz, Terörsüz Türkiye hedefiniz ve Kudüs ittifakı çağrınız, Türkiye'nin yeni yol haritasının ana eksenleri olarak öne çıkıyor. Bu üç başlık hem iç siyaset hem dış siyasette ülkemize nasıl bir yön çizecek? Türkiye'nin kalkınmasında ne gibi sosyokültürel katkılar sağlayacak?" sorusu üzerine Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biz, bölgemiz ve dünya için örnek teşkil edilecek bir model ortaya koyduk. Çevremizde yanan savaş ateşlerine rağmen her şartta huzur ve istikrarı önceliyoruz. Dışarıda böylesine aktif bir politika izlerken içimizdeki meseleleri de biz es geçemeyiz. İç cephesi güçlü Türkiye, hem sosyal hem ekonomik kalkınmasını hızlandıracak. Daha önce de söyledim, terör belasının ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşıyor. Artık bu kaynaklar daha verimli, ekonomik açıdan daha katma değerli yatırımlara harcanacak. İşçiye, emekliye, memura, sanayiciye, tüccara çiftçiye gidecek. Böylelikle terörün zemin bulmasını engelleyecek, ekonomik kaynaklarımızı terörle mücadeleye değil, üretim ve teknolojiye inşallah kaydıracağız ve bu alandaki gayretlerimizi de önemle devam ettiriyoruz. Yapacağımız altyapı yatırımlarıyla durmaksızın yola devam edeceğiz."
Erdoğan, nüfus artış politikalarına ilişkin soru üzerine de "Şu anda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız bu konuyla ilgili yoğun bir çalışmanın, gayretin içinde. Doğurganlık hızımız şu anda 1,5'in biraz altına düşmüş vaziyette. Bu hayra alamet değil. Buraya 3'lü seviyelerden geldik. Halbuki bizim hedefimiz çok daha farklıydı. Ama şu an itibarıyla iyi bir yerde değiliz. Bunun için neler yapabiliriz? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş'a da bununla ilgili çalışmalarını yoğunlaştırma talimatı verdim. Bu konuyla ilgili bütün çalışmalarımızı artıralım istiyoruz. Bütün üniversitelerle irtibat haline girelim. Ne yaparız ki biz şu anda yeniden bir toparlanmaya gireriz, onun arayışı içindeyiz." dedi.
Nüfus meselesinin ülke için stratejik bir konu olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları dile getirdi:
"Hükümet olarak nüfus artışını teşvik için adımlar atmayı sürdüreceğiz. Doğru teşviklerle doğurganlıkta yeniden artış sağlayabilecek bir toplumsal potansiyele sahibiz. Aile ve Nüfus 10 Yılı programımız, sadece maddi destek değil, aynı zamanda aile kurumunu güçlendiren sosyokültürel projeleri de kapsıyor. Aile Yılı kapsamında bu sene, aile kurumunu destekleyici adımlarımız hız kesmeden devam ediyor. Son olarak birkaç gün önce kadın ve erkek memurlara tanınan doğum veya evlat edinme sonrası yarı zamanlı çalışma hakkını kamuoyu ile paylaştık."