Öte yandan Başkan Erdoğan muhalefete eleştirilerde bulundu (AA)
"TÜRKİYE'YE AĞIR BEDELLER ÖDETEN SÖMÜRÜ DÜZENİNE SON VERDİK"
Türkiye dönüşerek gelişip, gelişerek büyürken zaman zaman durup, ibret nazarıyla eski Türkiye'yi düşünmek ve hatırlamak gerektiğinin altını çizen Erdoğan, bu ülkede sivil siyasetin yıllarca vesayetin gölgesi altında olduğunu anımsattı.
Erdoğan, demokrasinin tepesinde on yıllar boyunca kara bulutların dolaştığını hatırlatarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesinin özellikle belli dönemlerde gasbedildiğini, yok sayıldığını "milletin egemenliği" ilkesinin sadece lafta kaldığını anlattı.
Seçimle gelen hükümetlerin kimi zaman darbeyle, kimi zaman baskıyla, kimi zaman gazete manşetleriyle görevden uzaklaştırıldığını aktaran Erdoğan, 27 Mayıs'tan 12 Mart'a, 12 Eylül'den 28 Şubat'a hep bunun yaşandığını kaydetti.
Erdoğan, ülkenin seçilmiş başbakanının, bakanlarının idam edildiği günlerin görüldüğünü, fidan gibi delikanlıların son nefeslerini idam sehpalarında verdiğini, sağ-sol, Alevi-Sünni denilerek sokakların kan gölüne çevrildiği kapkara günlerin görüldüğünü belirtti.
Siyasi istikrarsızlığın beslediği ekonomik krizlerle milletin fakirleştirildiğini, ülkenin zayıflatıldığını, böylece Türkiye'nin küresel rekabetin dışında tutulduğunu ifade eden Erdoğan, her 10 yılda bir işletilen darbe mekaniğiyle milli irade çalınırken Türkiye'nin aynı zamanda altın değerinde yıllarını kaybettiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizi yıllarca üçüncü sınıf demokrasiye, üçüncü sınıf ekonomiye mahkum ve mecbur ettiler. 'Yeter, söz de, karar da milletindir' diyerek, Türkiye'ye ağır bedeller ödeten işte bu sömürü düzenine son verdik. Attığımız kararlı adımlarla, reform çalışmalarımızla, iç ve dış vesayet odaklarına karşı canımız pahasına verdiğimiz mücadeleyle Türkiye'ye politik ve ekonomik bağımsızlığını kazandırdık." ifadesini kullandı.
"TÜRKİYE YÜZYILI'NI İNŞA EDERKEN, MUHALEFETİ DÖNÜŞTÜRME GÖREVİMİZİ YERİNE GETİRMEKTEN KAÇINMAYACAĞIZ"
Türk demokrasisinin çevresindeki kirli ve yoğun kuşatmanın çok partili hayata geçildiği günden beri tam manasıyla kırılmadığına işaret eden Erdoğan, bunun da en büyük sebebinin iktidara gelebilmek için her yolu mubah, her yöntemi meşru gören çarpık muhalefet anlayışı olduğuna dikkati çekti.
Erdoğan, "Ülkemizde muhalefet, maalesef, sürekli demokrasi krizi çıkartarak, sandıkta alamadığı yetkiyi iç ve dış güçlerden devşirme hevesinden hiç vazgeçmemiştir. Öyle ki bu tavır, demokrasiyle taban tabana zıt şekilde muhalefetin asli ve tam zamanlı mesaisine dönüşmüştür. Muhalefetin seçim kazanmak için terör örgütleriyle, antidemokratik güç merkezleriyle işbirliği yapacak kadar gözünü karartması, ülkemizi 'toksik demokrasi' sorunuyla karşı karşıya getirmiştir. Bu sorunla özellikle son iki seçimde ciddi biçimde muhatap olduk." dedi.
Sözde ittifak ve uzlaşı süreçlerinin şeffaf olarak değil, kapalı kapılar ardında kurulan pazarlık masalarında yürütüldüğünü hatırlatan Erdoğan, devletin stratejik kurumları, bakanlıkları, belediye başkanlıkları, belediye meclis üyeliklerinin pazar tezgahındaki bir ürün gibi alınıp satıldığını kaydetti.
Demokrasinin sağladığı imkanların, kariyerist menfaatperestler tarafından demokrasiyi zehirlemek, milletin iradesine pusu kurmak için kullanıldığını ifade eden Erdoğan, daha iki sene öncesinde ülkeyi beraber yönetmeye talip olanların daha sonra gırtlak gırtlağa kavgaya tutuştuğunun hep beraber takip edildiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasi etiğiyle bağdaşmayan bu düzenbazlıkların siyaset kurumunda yol açtığı güven bunalımının menfi etkilerinin halen hissedildiğini belirtti.
Gelinen noktada şunun çok net biçimde görüldüğünü dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Demokrasiyi, üzerine terör ve hırsızlık gölgesi düşürerek zehirleyen, iftirayı ve çarpıtmayı siyasal iletişimin merkezine yerleştiren, hakikatle ilişkisi her geçen gün daha da kopan bir muhalefet sorunumuz vardır. AK Parti'nin olduğu yerde çözümsüzlüğe de umutsuzluğa da milli iradenin üstünlüğüne halel getirecek herhangi bir girişime de yer yoktur. Ülkemizin ve milletimizin her meselesinin çözüm adresi gibi, bu toksik demokrasinin panzehiri de AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hem vesayetin, hem siyasi istikrarsızlığın, hem de toksik demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi de adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız. Bunu da, hep olduğu gibi siyasetin er meydanında yapacağız."
Erdoğan, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, "Terörsüz Türkiye" ideallerinin, her kesimden vatandaşın yürekten desteklediği geniş tabanlı bir milli mutabakatın ifadesi olduğunu söyledi.
Hiçbir demokratik ülkenin, terörün silahına da siyasi örgütlenmesine de sivil toplum görünümlü uzantılarına da tolerans göstermeyeceğini belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Terörle siyaset, terörle demokrasi aynı anda bir arada bulunamaz. Bunun için 'Ya terör ya demokrasi' diyoruz, 'Ya silah ya sivil siyaset' diyoruz. Şunun bir defa altını kalın çizgilerle tekrar çizmek mecburiyetindeyim; Türk'e de Kürt'e de Sünni'ye de Alevi'ye de hiçbir faydası olmayan dış kaynaklı fitne ürünü bir literatür yığınıyla boğuşmaya vaktimiz yok. Yeni bir dünya kurulurken, terör belası başta olmak üzere, Türkiye'nin safralarından kurtulması gerekiyor. Terörün, şiddetin, silahın karanlık gölgesinin ülkemizin ve bölgemizin üzerinden tamamen çekileceği günler inşallah çok yakındır. Türkler, Kürtler, Araplar olarak hep beraber kenetlenecek, tam 40 yıldır evlatlarımızın kanı üzerinde yükselen terör duvarını yıkıp atacağız. Terör sorunu ortadan kalktıktan sonra demokrasiden kalkınmaya, kardeşlikten bölgesel entegrasyona yeni bir dönemin kapıları Allah'ın izniyle açılacaktır."
Erdoğan terörle mücadele konusunda adımlar atılacağını belirtti (AA)
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ"
Erdoğan, Türkiye'nin, kronik meselelerini ve farklı toplum kesimlerinin taleplerini daha sağlıklı, daha steril bir zeminde tartışma imkanı bulacağını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şu tespitin yapılması da çok ama çok önemlidir; Türkiye'nin ekonomide, dış politikada ve siyasette itici gücü, unutmayın, demokrasidir. 'İç cephe' olarak tarif ettiğimiz kardeşlik hattımızı tahkim edecek olan da yine 85 milyonun tamamını saran kuşatıcı bir demokrasidir. Bunun için önümüzdeki fırsatları değerlendirerek, en iyisini ümit edip en kötüsüne hazır olarak, 'Terörsüz Türkiye' hedefimizi gerçekleştireceğiz. Hiç şüphesiz bundan en çok terör örgütünün ideolojik bahçesinde otlanıp, devletimize ve milletimize düşmanlık edenler rahatsız olacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar bunun önüne geçemeyecekler. Türkiye'yi, girdiği aydınlık yoldan geri çeviremeyecekler."
Erdoğan, sadece bölücü terörün arkasında siper aldığı yaldızlı kavramları değil, FETÖ'yü ve 15 Temmuz gerçeğini anlayamayanlara da hatırlatmada bulunarak, şunları kaydetti:
"Pensilvanya'daki hain başının ölümü sonrasında bu örgüt, yurt dışında da çöküş ve dağılma dönemine girmiştir. FETÖ tehdidi bertaraf edilene kadar bu hain yapıyla mücadelemiz içeride ve dışarıda kararlılıkla sürecektir. FETÖ'yü ve 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünü, AK Parti'yi yıpratma aracı haline dönüştürmek isteyenler de tarih önünde hesap vereceklerdir.
Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi milletimizin sokaklardaki şanlı direnişiyle kurduğu Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisine ve onun kıymetli Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye hassaten teşekkür ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi ve Sayın Bahçeli, Cumhur İttifakı çatısı altında, ülkemizin kronik tüm sorunlarının çözümünde ön açıcı, kolaylaştırıcı, destekleyici, yapıcı tavırlarıyla Türk siyasi tarihine isimlerini şimdiden yazdırmışlardır. Cumhur İttifakı sapasağlam olduğu sürece, Türkiye güvendedir, ülkemizin bekası, milletimizin kardeşliği güvence altındadır. Şehit kanlarıyla hamuru yoğrulan bu ittifak, inşallah uzun yıllar ülkemize ve milletimize çok daha büyük hizmetler kazandıracaktır."
"RABBİM, MİLLETİMİZİ BU ZİHNİYETİN İNSAFINA BIRAKMASIN"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de, öteden beri, zahirdeki muhalefet partilerinin yanı sıra bir de görünmeyen muhalefet odakları bulunduğunu belirterek, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
"Bunların, kimi zaman bildiriler yayınlayarak veya yayınlatarak, kimi zaman darbecileri teşvik ve tahrik ederek, kimi zaman siyasetçileri tehditle veya vaatle yoldan çıkartarak, kimi zaman uluslararası güç merkezlerini harekete geçirerek, hatta kimi zaman eli kanlı, taşeron terör örgütleriyle iş tutarak, hep kendi ajandalarını devlete, topluma ve siyaset kurumuna dayatma peşinde koşmuşlardır. Rabbim, milletimizi bu zihniyetin insafına bırakmasın, diyoruz. Biz geçmişte devletin içindeki kirli oluşumlarla nasıl tavizsiz bir mücadele yürüttüysek, parti kimliği taşımayan, siyasi meşruiyete sahip olmayan bu kirli muhalefete de aynı şekilde eyvallah etmedik."
Milletin kendilerine yüklediği emaneti bugüne kadar yere düşürmediklerini vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Millete, milletin emanetine, milletin egemenliğine dönük, demokrasiye, hukuka dönük her türlü saldırıya göğsümüzü daima siper ettik. Hangi kökene, meşrebe, mezhebe, siyasi görüşe mensup olursa olsun, 85 milyonun devletin nazarında eşitlendiği, eşit görüldüğü, haklarının ve yükümlülüklerinin eşit olduğu bir sistemi ülkemizde inşa ettik.
Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Türkiye'yi 'ötekisiz' hale getiren tek parti AK Parti'dir. Kendini öteki olarak gören veya hisseden kim varsa hepsini ülkenin asli unsuru haline getirdik. Muhafazakarından Alevi'sine, Kürt'ünden Roman'ına, dünün Türkiye'sinde ne kadar ötelenen ve ötekileştirilen kesim varsa bugün hepsi de büyük ve güçlü Türkiye'nin ayrılmaz bir parçasıdır. Alevi vatandaşlarımızın taleplerinin çok önemli bölümünü karşıladık. Diller, lehçeler, klavyeler, tabelalar üzerindeki yasakları ortadan kaldırdık. Üniversite kapılarında gözyaşı döken kızlarımızın dramına biz son verdik. Kadınların devlet kurumlarında başörtüleriyle özgürce çalışabilmesine imkan sağladık."
Erdoğan AK Parti'nin icraatlarını tek tek sıraladı (AA)
"KONUŞULMASI MÜMKÜN OLMAYAN NİCE REFORMU HAYATA GEÇİRDİK"
Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet'in emaneti olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni 84 yıllık hasretin ardından açarak, Ezan-ı Muhammediyelerle, tekbirlerle, dualarla buluşturduklarını belirterek, "Hiç kimsenin diline, dinine, mezhebine, etnik kökenine bakmadık. Siyasetin demokratik alanını genişlettik, daha evvel konuşulması mümkün olmayan nice reformu 22 yıl boyunca sabırla hayata geçirdik." dedi.
Aynı bakış açısıyla iş dünyasında da önemli adımlar attıklarını anımsatan Erdoğan, Türkiye için katma değer üreten esnafın, sanayicinin yanında olduklarını, sermayeyi Anadolu'ya yayarak, daha önce bir avuç İstanbul seçkininin inhisarında olan yatırımı, üretimi, istihdamı genişlettiklerini ve büyüttüklerini dile getirdi.
"BATILI GÜÇLERLE KURDUKLARI ASİMETRİK İLİŞKİLERE GÜVENENLER"
Son tartışmaların, bazı hastalıkların devam ettiğini gösterdiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İmtiyazlarını kaybetmek istemeyenler, eski vesayetçi söylemlerle siyasete ve hükümete ayar vermeye çalışıyor. Batılı güçlerle kurdukları asimetrik ilişkilere güvenenler, Türkiye'nin değiştiğini, eski Türkiye'nin artık olmadığını kabullenemiyorlar. AK Parti döneminde sermayelerine sermaye katan iş dünyasının içindeki bir grup, kirli muhalefet anlayışını yeniden devreye alma çabasındadır. Geçmişte manşetler ve ellerindeki finans-kapital üzerinden siyasetçileri tehdit eden bu ekibin tek derdi, kayıplarını devlet hazinesinden yeniden tazmin etmektir."
Erdoğan, bu gruplara, ülkeyi büyüterek, geliştirerek zincirlerinden kurtulma, küresel düzeyde eşit şartlarda rekabet etme şansı verdiklerini kaydederek, şunları söyledi:
"Ama demek ki zihinler temizlenmeden, sadece zincirlerden kurtulmak insanları ve kurumları özgür kılmaya yetmiyor. Kaos baronlarına diyoruz ki, bu devlet ve millet, sizin rüyalarınızı kabusa dönüştürme iradesine, gücüne, kudretine sahiptir. İşinizi düzgün yaptığınız sürece, ülkemize değer kattığınız, milletimize istihdam sağladığınız müddetçe hep yanınızda olduk, olmayı da sürdürürüz. Ancak eski kötü alışkanlıklarınızda ısrar ederseniz, biz de size buna göre muamele ederiz."
"KAYIT DIŞI SİYASET YAPMA DÖNEMİ ARTIK KAPANMIŞTIR"
"Siyaset yapmak istiyorsanız, işte er meydanı." diyen Erdoğan, Türkiye'de 170'in üzerinde siyasi parti olduğunu, bunlara bir tane daha eklenirse demokrasinin daha da zenginleşeceğini söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ama 'kayıt dışı siyaset' yapma dönemi artık kapanmıştır. Yeni Türkiye'de kayıt dışı ekonomiye de kayıt dışı siyasete de yer yoktur. Bu sözlerim sadece siyaset heveslisi sermaye temsilcilerine değil, aynı zamanda 'komprador burjuvazinin' gönüllü taşeronluğuna soyunan muhalefet partilerinedir. Unutmayın, Türkiye değişmiştir. Siz de eskiyi hortlatmaya çalışmak yerine, bu yeni Türkiye'ye alışmak, politikalarınızı buna göre belirlemek zorundasınız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilhamlarını ve cesaretlerini ülkeye son 22 yılda kazandırdıkları devasa yatırımlardan aldıklarını belirterek, "Biz, muhalefet gibi lafla peynir gemisi yürütmenin çabasında değiliz. Milletimize olan minnet borcumuzu daha fazla çalışarak, daha fazla icraat yaparak, daha çok hizmet ederek ödemenin gayretindeyiz." ifadelerini kullandı.
Son 22 yılda kendilerinden önce yapılanları her alanda 3'e, 5'e, 10'a katladıklarını dile getiren Erdoğan, derslik sayısını 343 binden 622 bine, üniversite sayısını 76'dan 208'e, yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 182 binden 995 bine, gençlik merkezi sayısını 9'dan 469'a, spor tesisi sayısını 1575'ten 4 bin 469'a çıkardıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hastane yatak sayımızı 164 binden 183 bini nitelikli olmak üzere, toplam 271 bine yükselttik. Toplamda 37 bin 332 yataklı 25 şehir hastanemizi hizmete sunduk. İhtiyaç sahiplerine 1 trilyon 455 milyar liralık sosyal yardım ödemesi yaptık. Bölünmüş yol mesafemizi 6 bin 101 kilometreden 29 bin 730 kilometreye çıkardık. Otoyol uzunluğumuzu 1714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye yükselttik. Toplam 2 bin 32 kilometre uzunluğunda hızlı tren ağı inşa ettik. Havalimanı sayımızı 26'dan devraldık, 32 ilaveyle 58'e çıkardık." dedi.
TOKİ eliyle toplam 1 milyon 481 bin konutu tamamladıklarını, bunun ne kadar büyük bir hizmet olduğunu 6 Şubat depremlerinde gördüklerini belirten Erdoğan, kısa sürede 207 millet bahçesini hizmete açtıklarını, 80'ini açılışa hazır hale getirdiklerini söyledi.
Erdoğan, çiftçilere güncellenmiş rakamla toplam 2 trilyon 51 milyon liralık destek verdiklerini, sanayide 175 yeni organize sanayi bölgesi, 48 endüstri bölgesi, 105 teknopark, 1333 AR-GE merkezi ve 336 tasarım merkezi kurduklarını belirtti.
Erdoğan, yerli elektrikli otomobil TOGG'un üretiminde 52 bini aştıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Enerjide kurulu gücümüzü 31 bin 846 megavattan 115 bin 975 megavata çıkardık. Karadeniz'de 710 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfettik. Gabar'daki petrol üretiminde günlük 76 bin varili geçtik. Tabii bunlar sadece özet rakamlar. Hepsini anlatmaya kalksak değil saatler, günler yetmez. Tek tek şehirlerimize ve ülkemiz geneline hangi hizmetleri ve yatırımları kazandırdığımızı, bunlardan faydalanan kardeşlerim zaten çok iyi biliyor. Allah ömür, milletimiz de destek verdikçe çok daha fazlasını yapacağız. Daha fazla yatırım, üretim ve ihracat prensibiyle dolar cinsi milli gelirimizi 6 kat artırdık. Türkiye'yi trilyon dolarlık ekonomiler ligine taşıdık. Dünya ekonomisinden aldığımız pay yüzde 0,7'den yüzde 1,1'e yükseldi. Kişi başı gelirimiz 3 bin 600 dolardan 2023 itibarıyla 13 bin 243 dolara çıktı. Geçen yılın verileri açıklandığında inşallah 15 bin doları aşacağız. Sanayide katma değer üretimimizi 95 milyar dolardan 320 milyar dolara getirdik. Satın alma gücü paritesine göre, 2023 yılında dünyanın en büyük 11'inci, Avrupa'nın ise 4'üncü büyük ekonomisi olduk."
"DÜNYADA 11'İNCİ SIRADAYIZ"
Savunma sanayisinden otomotive, tarımdan turizme kadar her sektörde Türkiye'nin gücünü tahkim ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün, insansız hava aracı üretiminde dünyada birinciyiz. Savunma sanayii ihracatında ise dünyada 11'inci sıradayız." dedi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bir savunma sanayii şirketimiz, çalışan kişi başına 300 bin dolar ihracat yaparak bu alandaki küresel devleri geride bıraktı ve zirveye yerleşti. 2002'de Türkiye'de sadece 4,5 milyon otomobil varken bugün bu rakam 16,5 milyona yaklaştı. Çiftçimizin eli ayağı olan traktör sayımız 1 milyon 600 bini buldu. Yıllık otomobil satışı ise 91 binden 1 milyona yükselerek tam 11 kat arttı. Ticari araçlardan beyaz eşyaya, çelikten güneş panellerine, çimentodan hazır betona kadar birçok sektörde Avrupa'nın lideriyiz. Tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ise ilk 10 içindeyiz. Turizmde Avrupa'da 4'üncü, dünyada 5'inci sıraya yükseldik. Geçen sene 62 milyondan fazla kişiyi ağırladık, 61 milyar dolardan fazla turizm geliri elde ettik. İhracatımızı 36 milyar dolardan aldık, 262 milyar dolara getirdik."
Uluslararası yatırımlarda da tarihi bir atılım gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, Türkiye'nin 2002 yılına kadar toplam 15,1 milyar dolar yatırım çekebildiğini, son 22 yılda bu rakamı 18 kat artırarak 272 milyar doların üzerine çıkardıklarını anlattı.
"KONJONKTÜREL SIKINTILAR GEÇİCİDİR"
Uluslararası sermayeli firma sayısının 83 bini aştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Deprem ve salgın başta olmak üzere çeşitli sebeplerle maruz kaldığımız konjonktürel sıkıntılar geçicidir. Türkiye, büyük bir dönüşümün ve heyecan verici bir ekonomik atılımın eşiğindedir. Bölgemizdeki gelişmeler, bu süreci kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Yaklaşık 2 yıldır uyguladığımız yeni ekonomi politikalarının etkisini görmeye başladık. Merkez Bankamızın rezervleri 173 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu rakam, biz göreve geldiğimizde sadece 27,5 milyar dolardı. Üretim ve ihracatla birlikte istihdam oranımız da hızla artıyor. Sadece son bir yılda 1,1 milyonun üzerinde ilave istihdam sağladık. İşsizlik oranımızı yüzde 8,5 seviyesine indirdik. Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmak için son 2 yılda yaklaşık 75 milyar dolarlık kaynak kullandık."
Erdoğan, geçen haftalarda 201 bininci konutun anahtarlarını hak sahiplerine teslim ettiklerini, kalan 252 bin konutun inşasını da yılbaşına kadar bitireceklerini bildirdi.
Depremin sebep olduğu ağır faturaya rağmen bütçeyi kontrol altında tuttuklarını, mali disiplinden taviz vermediklerini vurgulayan Erdoğan, "Enflasyondaki düşüş hızlanarak devam edecek. Enflasyon düştükçe alım gücü daha artacak, bunun olumlu etkisini de emeklimizden işçimize, memurumuzdan öğrencimize, 85 milyonun hepsi bizzat hissedecek, görecek, bundan istifade edecek. İnşallah biraz daha sabredecek ve hedeflerimize ulaşacağız." diye konuştu.
Erdoğan, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi'ndeki konuşmasında, ekonomide ve demokraside elde ettikleri tüm başarıları, reform iradelerinin sürekliliğine borçlu olduklarını söyledi.
Ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun, reform iradelerini daima canlı tuttuklarını belirten Erdoğan, reform çalışmalarını aynı zamanda kendilerini yenilemenin, millete yeni şeyler söylemenin, ülkenin önüne yeni hedefler koymanın temel zemini olarak gördüklerini ifade etti.
Erdoğan, 22 yılı aşkın süredir iktidarda bulunan kadro olarak en büyük korkularının kendi statükolarına teslim olmak olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu anlayışla 'Türkiye Yüzyılı Reform Programı'nı' hazırladık. Kapsamlı reform planımız sayesinde, ülkemizin büyüme potansiyelini ve verimliliğini artıracağız. Dünya Bankası'nın orta gelir grubunda yer alan Türkiye, böylelikle yüksek gelirli ülkeler ligine yükselecektir. Reform Programı ile ülkemiz için öncelikli olarak belirlediğimiz alanlarda önemli atılımlar yapacağız. Ekonomik Dönüşüm, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, Sosyal Politikalar, Yargı ve Temel Haklar, Siyasi ve İdari Düzenlemeler olmak üzere 5 sütun üzerine inşa ettiğimiz reform programımızı ülkemizin ve milletimizin beklentilerine cevap verecek bir anlayışla hazırladık."
"KUANTUM TEKNOLOJİLERİNİN ÜLKEMİZDE GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ORTAM OLUŞTURACAĞIZ"
"Ekonomik dönüşüm planıyla güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin temellerini sağlamlaştıracak yeni tedbirleri devreye alıyoruz" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kamu yönetiminde mali kuralları güçlendirecek, kamu harcamalarında disiplini koruyacağız. Vergide adaleti ve etkinliği güçlendirmek amacıyla 'çok kazanandan çok alma' prensibiyle kamu gelirlerini artıracağız. Geleneksel banknotlardan dijital paraya geçişi planlayarak, sermaye piyasalarının güncel teknolojiler ışığında derinleşmesini sağlayacağız. Sanayi Master Planı'nı oluşturmak suretiyle mekansal sanayi gelişimine planlı bir şekilde yön vereceğiz. Tersine beyin göçüyle insan kaynağımızın ülkemizde çalışmasını teşvik ederek, Türkiye'nin yüksek teknoloji kabiliyetlerini daha da geliştireceğiz. Kuantum teknolojilerinin ülkemizde geliştirilmesi için gerekli ve uygun ortamı oluşturacağız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zeka hazırlık endeksinde, iyi bir performans sergilemeye ve çıtayı daha da yukarı taşımaya kararlı olduklarını ifade ederek, Yeni Yatırım Teşvik Sistemi ve Yerel Kalkınma Hamlesi'yle Türkiye'nin her bir köşesinin refah seviyesinin ve üretim gücünün artacağını dile getirdi.
"UCUZ VE SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİMİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRACAĞIZ"
Yatırım süreçlerini hızlandırarak, "Tek Durak Ofis" anlayışıyla Türkiye'yi büyük yatırımların hedef ülkelerinden biri haline getireceklerine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tarımda planlı istihsalla tarımsal üretimimizi stratejik bir bakışla yeniden ele alıyoruz. Akıllı ulaşım ve akıllı tarım sistemleriyle tarımda ve ulaşımda verimliliği artıracağız. Gıda arz güvenliğini temin ederek, vatandaşlarımızın ucuz ve sağlıklı gıdaya erişiminin önündeki tüm engelleri ortadan kaldıracağız. Yeşil Kalkınma vizyonumuzla, yatırımlarımızı yeşil finansmanı aktif bir şekilde kullanarak büyütecek, rekabetçi üretim yapısını tesis edeceğiz.
Sanayimizde Yeşil Dönüşümü sağlayarak yeni dönemin tehditlerini bertaraf edecek potansiyel fırsatları ülkemiz için avantaja çevireceğiz. Sıfır Atık Sistemi'ni ülke çapında yaygınlaştırarak, daha etkin bir yapıya kavuşturacağız. Emisyon Ticaret Sistemi'yle sera gazı emisyonlarını azaltıp, karbon-sıfır ekonomiye geçişi hızlandıracağız. İhracatçılarımızı 'sınırda karbon' düzenlemesine hazır hale getireceğiz. Hidrojen ve jeotermal enerji de dahil yenilenebilir enerji yatırımlarımızı hızlandırırken, enerjide verimliliği artıracak yeni tedbirler uygulayacağız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, su ve taşkın yönetiminin yanı sıra biyolojik çeşitliliğin korunmasında ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri hayata geçireceklerini, Elektronik Devlet sistemini bugünün teknolojik yenilikler ışığında güncelleyerek, Dijital Devlet'e geçişi sağlayacaklarını vurguladı.