TÜSİAD'ın kirli sicili! Deniz Baykal'a yapılan kaset kumpasının ardından da onlar mı var?
Türkiye'de siyasetin önüne engeller çıkaran ve dış olaylarda da ülkenin önünü tıkayan TÜSİAD kirli sicilini hafızalara kazımışken yapılan skandal açıklamalar büyük tepki topladı. Gelişmelerin ardından Deniz Baykal'ın kızı Aslı Baykal, FETÖ'nün 2010'daki kaset kumpasını hatırlatan bir paylaşımda bulundu. Aslı Baykal, eski TÜSİAD yöneticisi İnan Kıraç'ın, babasını ziyaret ederek bazı isimleri listeye almamasını istediğini ifade etti. Ayrıca Deniz Baykal'ın Kıraç'ın teklifini reddetmesinin ardından 3 ay içinde kaset kumpasının devreye girdiğini belirten Aslı Baykal, babasının yerine geçen Kılıçdaroğlu'nun da bu isimleri liste dışı bıraktığını söyledi. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür bugünkü köşe yazısında Baykal'a yönelik kaset kumpasının arkasındaki kişilerle ilgili iddialara yer verdi.
TÜSİAD Olağan Genel Kurulu'nda Ümit Özdağ'ın tutuklanması, İBB Başkanı İmamoğlu'na açılan soruşturma, tekelleşme suçlamaları, Ayşe Barım ve TSK'dan teğmenlerin ihraçları gibi konulara ilişkin açıklamalar yapıldı.
YARGIYI ETKİLEMEYE ÇALIŞTILAR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Aras'ın 13 Şubat'taki dernek genel kurulunda yaptığı konuşmada, bazı soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili yargıyı etkilemeye yönelik ifadeler kullandığını belirledi.
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Başsavcılık, Aras'ın söylemlerinin gerçeğe aykırı ve kamu düzenini tehdit edici nitelikte olduğunu tespit ederek, "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" ve "gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma" suçlarıyla ilgili olarak resen soruşturma başlattı.
KASET KUMPASINI DA ONLAR MI KURDU?
Eski Türkiye' yi arayan zenginler kulübü olarak bilinen TÜSİAD, bu durumu siyasete taşımış oldu. Patronlar kulübünün tartışmalı açıklamaları üzerine Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür bir köşe yazısı yazdı.
Mehmet Ömer Arif Aras
İşte Övür'ün köşe yazısı:
"SABOTE GİRİŞİMİ ŞAŞIRTICI OLMAZ"
Sık sık yazdım, ne zaman Türkiye prangalarından kurtulmaya kalksa iç ve dış vesayet odakları da hemen harekete geçer. Bugün de olup bitenler farklı değil. Türkiye'nin Suriye hamlesi, "terörsüz Türkiye" hedefiyle PKK'yı devreden çıkarma girişimleri, sadece bölgesel değil küresel aktöre dönüşen Türkiye fotoğrafı küresel güç merkezlerini rahatsız etti ki bir hareketlenme başladı. Özellikle "terörsüz Türkiye" hedefine yönelik sabote girişimleri şaşırtıcı olmayacak.
Zaten içeride de bu anlamda bir agresifleşme var. CHP içinde iktidar savaşının erkene çekilmesi, dışa bağımlı "montajcı" TÜSİAD'ın zehir zemberek CHP ağzıyla siyasete soyunması boşuna değil.
Bu TÜSİAD'ın tarihi misyonuyla da çelişmiyor.
TÜSİAD DARBELERE DESTEK VERDİ
TÜSİAD kurulduğu 1971'den sonra birçok kez ve kritik zamanlarda siyasete müdahale etmekten hiç çekinmedi. Her müdahalesi de Türkiye'nin siyasi yolculuğunu tersine çeviren bir hesaba dayanıyordu. 12 Mayıs 1979 yılında Ecevit hükümetinin ekonomik politikalarına karşı gazetelere verdiği, "Gerçekçi çıkış yolu" ilanları bunun en somut örneğiydi. Sol Kemalist yazar Attila İlhan, 18 Mayıs 1979'da TÜSİAD'ın "palavra" dediği ilanını ele alıyor ve şöyle bir alıntı yapıyordu:
"Giderek rejim değişir. Hür teşebbüsün zayıflaması, hürriyetçi demokrasinin zayıflamasıdır. Hür teşebbüsün yok olması ise, politik, ekonomik, sendikal, düşünsel bütün hürriyetçi demokrasinin de yok olmasıdır..."
Bakar mısınız, TÜSİAD o zaman da "hürriyetçi ve sendikal haklardan" yanaymış... Sonra ne oldu? O TÜSİAD, 12 Eylül faşist darbesine de 28 Şubat postmodern darbeye de açık destek verdi. Bunu da sadece tarih yazmıyor, üyeleri bile söylüyor. İşadamı İshak Alaton, 44. TÜSİAD kongresinde bu darbelere destek verdiklerini söylediği için TÜSİAD Başkanı Hüsnü Özyeğin tarafından susturuldu. Sonra da şöyle isyan etti:




