A HABER GALERİ
Gazetecilik mi? Tetikçilik mi? CHP medyasında seçilmiş lidere hakaret talimatı FETÖ'cülerden mi? Sedef Kabaş'a sert tepki: Seçenlere de hakaret ediyor
Son dakika haberi... CHP'nin kanalında Başkan Erdoğan'a çirkin sözler sarfeden gazeteci Sedef Kabaş, Cumhurbaşkanlığı makamına ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret etmek suçundan tutuklandı. Peki kim bu Sedef Kabaş? Gazetecilik mi yapıyor yoksa tetikçilik mi? Muhalif medyanın küfür siyasetinin kaynağı FETÖ mü? İstanbul 2 Nolu Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Tuba Arslan, TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel ve Siyaset Bilimci Onur Erim, A Haber canlı yayınında konu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

CHP'nin televizyonunda, Uğur Dündar'ın sunduğu 'demokrasi arenası' programına katılan Sedef Kabaş, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ı, çirkin sözlerle hedef aldı.
Önce Radyo Televizyon Üst Kurulu harekete geçti, televizyon kanalı hakkında inceleme başlatıldı. Ardından milli iradeye hakaret eden Kabaş hakkında soruşturma başlatıldı. Kabaş tutuklandı.

Kabaş'ın bu hakaretleri ilk değil. Gazetecilik sıfatı altında eleştiri yapmak yerine hakaretler savuran Kabaş'ın yakın geçmişteki konuşması hala hafızalarda. Kabaş, "kitleleri etkilemek için ortaya kocaman bir yalan atın ama çok büyük bir yalan olsun, ikinci kriter çok basit bir yalan olsun sonrasında basit ve çok büyük yalanı sürekli tekrar et ve ardından o yalanı gerçekmiş gibi kucakladığını otur seyret" ifadelerini kullanmıştı.

İstanbul 2 Nolu Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Tuba Arslan, TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel ve Siyaset Bilimci Onur Erim, A Haber canlı yayınında konu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İşte o açıklamalardan satır başları;

İstanbul 2 Nolu Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Tuba Arslan: İfade hürriyeti hangi ırktan hangi siyasi görüşten olursa olsun hepimize lazım olan bir haktır. İfade hürriyeti bir başkasına hakaret etme hakkını bize kesinlikle tanımaz. Dolayısıyla bütün hukuk düzenlerinde ifade hürriyeti korunurken kimsenin kimseye hakaret edebilme hakkı gibi bir şey düzenlenmemiştir. Hakaret ifade hürriyetinin çok dışında ve bütün hukuk sistemlerinde bir suç olarak düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanı'na ya da herhangi bir kişiye hakareti konuşurken ifade hürriyetinin bize ne demek istediğini çok iyi anlamamız gerekiyor.

Bu noktada halkı kesinlikle yanıltmamak gerekir. Burada cumhurbaşkanının devleti başı olması bu nokta çok önemli. Zaten 299. maddede de genel suçlar olarak değil devletin varlığına karşı işlenen suçlar olarak düzenlenmiştir. Yani burada kesinlikle Cumhurbaşkanına hakaret doğrudan devletin varlığına hakaret olarak yani hepimize karşı yapılmış bir suçtur.

SEÇMENE DE HAKARET EDİYOR
TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel: Burada mesele devletin başına yapılmış bir hakaret var. Cumhurbaşkanı şahsında onu seçenlere yapılan bir hakaret var. Sokaktaki iki kişiden birine de hakaret ediyor. O makama da hakaret ediyor. Mesele burada Tayyip Erdoğan meselesi değil ki. Hem hükümetin başı hem başkomutan ve bir numara. Diğer taraftan da seçimle geliyor. Halkın seçme hakkına halkın oy kullanma hakkına da hakaret edip aşağılıyorsunuz. Sedef Kabaş'ın sadece o cümlesi değil orada bütünüyle seçenlere de hakaret ediyor. Siz kimsiniz? Bu ülkenin tapusu sizin arka cebinizde mi? Ne oluyoruz? Bugüne kadar bir başörtü meselesini çözerken bile anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan geldi. Siz kimsiniz? Yeni Türkiye'nin durumuna alışmak zorundalar.

CHP'DEN KABAŞ'A ÖZEL KANUN TEKLİFİ
Bu kanunun kalkması meselesi. Atatürk'ten beri bu kanun var. Atatürk'ten beri Cumhurbaşkanı'nı koruma kanunu var. Şimdi mi aklınıza geldi kaldırmak? Niye Kenan Evren döneminde kaldırmadınız? Darbe döneminde niye kaldırmadınız? Hiçbir dönemde bir Cumhurbaşkanı'na bu kadar hakaret edilmemişti. Kullandığı sözü ben burada tekrarlayamam. Böyle bir şey olabilir mi?
Dünya dolusu hakaret edin efendim düşünce ifade özgürlüğü. Öyle değil ki mesele. Mesele bir hat çizmişler bu tarafa düşen bizden diğer tarafa düşen bizden değil diye bir hat çizmişler. Böyle seküler olacak, kendileri gibi düşünecek beyaz Türk olacak. Böyle bir şey olabilir mi ya? Siz kimsiniz ya?

Siyaset Bilimci Onur Erim: Suçun muhteviyatı kişinin kariyeriyle alakalı değildir. İşlediğiniz suçun kökeni özellikle de kendinizi empoze ettiğiniz bir profesyonel bir durumla da bağdaştırıyorsanız daha fazla üzerine gidilir.

"GİRDİĞİ YERİ AHIRA DÖNÜŞTÜRÜR"
Siyasetçi Yazar Mehmet Metiner: Bir ahlaksızlığın ve pespayeliğin gazetecilik kılıfı altında savunulmasını utançla karşılıyorum. Sedef Kabaş denilen kişi Çerkes atasözünde belirtildiği üzere büyükbaş olamaz. Diyelim ki küçükbaş bir hayvan olsun. Gerçekten de gazetecilik kılığına girmiş olsun o girdiği her yeri zaten ahıra dönüştürür.

SAHİP ÇIKANLARA SERT TEPKİ
Kim ki Kabaş'ın bir Çerkes atasözü üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımız için söylediğini ifade hürriyeti biçiminde değerlendiriyorsa buradan ifade hürriyetimi kullanarak hiç kimseye hakaret kastı taşımadan içtenlikle şunu söylemek istiyorum o atasözünde belirtilen büyükbaş mı küçükbaş mı her neyse Sedef Kabaş'ın sözlerine arka çıkanların üstlerinde dursun diyorum.

Bu hakaret değilse buyursunlar üstlerinde memnuniyetle onurla taşısınlar. Bu ahlaksızca edepsizce bir saldırıdır. Bunun ifade hürriyeti çerçevesinde sarıp sarmalanması çok daha büyük bir ahlaksızlık örneğidir.

"UTANÇLA KARŞILIYORUM"
O kanalda iki siyasetçinin bir gazetecinin bulunuyor olmasına rağmen bu ahlaksız saldırı hakaret karşısında bırakınız seyirci kalmayı destek verir bir pozisyonu takınmalarını büyük bir utançla izledik. Siyaset bu olmamalı. Sayın Kılıçdaroğlu'nun Akşener'in Sedef Kabaş denilen o insan müsveddesine sahip çıkmasını büyük bir utançla kınıyorum. Ben burada şimdi Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Akşener için söylemiş olsam aynı sözleri önce kendimden utanırım.

"DOKTORANIN KABUL EDİLDİĞİ TARİH FETÖ'NÜN..."
Gazeteci Hakkı Öcal: Bir adım geri çekilip bu şahıs kim diye bakmamız lazım. Ortada bir doktoradan söz ediliyor. O doktoranın kabul edildiği tarih FETÖ'nün bir doktora teziyle 20 kişiye unvan verdiği bir kitapla 5-6 kişiye doçentlik verdiği devirdir. Onun için bakılması lazım.

YAPTIĞI İŞ GAZETECİLİK DEĞİL
İkincisi gazeteci falan deniyor bu şahsın gazeteci olarak bir gazetecilik eğitiminden geçtiği öyle bir gazetecilik deneyimi yok. Yayıncı diyebilirsiniz tepeden inme bir yayıncı. Kabaş'ın girdiği yer televizyon olmuyor, yaptığı iş gazetecilik olmuyor. Orada hemen yayıncının müdahale etmesi lazımdı.