Epstein skandalı lağımı patlattı! Küresel elitlerin kirli ağı: Belgeler sadece buzdağının görünen kısmı mı?
SABAH'ın haberine göre Jeffrey Epstein dosyası, Batı'daki karanlık istismar ağlarının yalnızca "tek bir isimle" sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Skandalın perde arkasında tarikatlar, kapalı örgütler, kayıp çocuklar ve akılalmaz iddialar yer alıyor.
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmakla suçlanan, 2019'da cezaevinde ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in dosyası yeniden gündemi sarstı. Ancak ortaya saçılan belgeler ve detaylar, bu skandalın sadece "sapık bir milyarderin suçu" olarak geçiştirilemeyecek kadar büyük bir yapıya işaret ettiğini gösteriyor.
Epstein olayı, Batı dünyasında yıllardır konuşulan ancak çoğu zaman üzeri örtülen organize istismar mekanizmalarının sadece görünen yüzü olabilir.
"TEKİL BİR SUÇ" DEĞİL, SİSTEMİN KENDİSİ!
Epstein'in kurduğu düzen; sadece bireysel sapkınlıklarla açıklanabilecek bir suç örgütlenmesi değil, güçlü bağlantılarla beslenen ve siyasi dokunulmazlık zırhıyla korunan karanlık bir yapı olarak değerlendiriliyor.
Skandalın patlak vermesiyle birlikte, Batı'daki benzer oluşumların da yeniden mercek altına alınması dikkat çekti. Uzmanlara göre bu tür ağlar, yalnızca istismar üzerinden değil, aynı zamanda şantaj ve "kompromat" üzerinden de etkili bir kontrol mekanizması oluşturuyor.
TARİKAT, KİŞİSEL GELİŞİM, YARDIM ÖRGÜTÜ… MASKE DEĞİŞİYOR, YÖNTEM AYNI KALIYOR
Epstein dosyasıyla birlikte Batı'da faaliyet gösteren bazı yapıların, "din", "kişisel gelişim", "spiritüalizm" ya da "yardım kuruluşu" görüntüsü altında nasıl kapalı devre sistemler kurduğu da yeniden gündeme geldi.
Bu yapılanmaların ortak noktası ise şu:
Mutlak itaat, dış dünyadan kopuş ve liderin sorgulanamaz otoritesi.
KARANLIK TARİKATLAR VE "KAPALI DEVRE" SİSTEMLER
NXIVM: Kişisel gelişim diye kurulan "seks tarikatı"
ABD merkezli NXIVM yapılanması yıllarca "liderlik eğitimi" ve "kişisel gelişim" adıyla faaliyet yürüttü. Ancak soruşturmalar, örgütün kadınları psikolojik baskı ve tehditlerle kontrol altına aldığını, damgalama yöntemiyle köleleştirdiğini ve cinsel istismara zorladığını ortaya koydu.
Kurucu Keith Raniere'nin kendisini "üstün zekâ" ve "ahlaki rehber" olarak tanıtması, bu tarz örgütlerin nasıl bir manipülasyon dili kullandığını gözler önüne serdi.
Raniere, kendisine yöneltilen suçlamalar kapsamında mahkûm edildi.