ABD bu kez gözünü İran’a çevirdi! A Haber'de çarpıcı sözler: Hedef Çin, araç İran
Daha önce Venezuela'ya askeri operasyon düzenleyen Washington yönetimi, bu kez rotasını İran’a çevirdi. Söz konusu saldırı iddialarının perde arkası A Haber’de masaya yatırıldı. Bölgeden yapılan canlı bağlantılarla, olası bir askeri müdahalenin detayları tüm yönleriyle ele alınmaya devam ediyor. ABD, İran'a ne zaman saldıracak? Savaşın yeni cephesi ne? İşte uzmanlardan kritik yanıtlar...
ABD-İran hattında yaşanan savaş gerilimi yeni bir boyut kazandı. Uzmanlar, A Haber'de değerlendirdi.
CANLI ANLATIM
"KRİZİN GİDİŞATINDA BELİRLEYİCİ AKTÖR TÜRKİYE"
Bölgesel krizlerin derinleştiği bir dönemde değerlendirmelerde bulunan Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, Türkiye'nin tecrübesiyle en makul aktör olarak öne çıktığını vurguladı. Tutar, Türkiye'nin sadece bir arabulucu değil, aynı zamanda krizin gidişatını belirleyen bir güç olduğunu ifade etti.
"TÜRKİYE GİDİŞATI İYİ OKUYAN BİR AKTÖR"
Türkiye'nin Ukrayna krizinde olduğu gibi bugün de başrolde olduğunu belirten Tutar, şu ifadeleri kullandı: "Büyük ihtimalle en makul aktör Türkiye görünüyor. Yani zaten deneyimli; Ukrayna krizinde de Türkiye başroldeydi. Daha önce de Türkiye çok etkili bir aktör idi. Bir de sadece arabulucu olarak değil, bu krizin gidişatında da belirleyici bir aktör aynı zamanda. Burada bir oyun kurulacaksa, bir şeylere karar verilecekse Türkiye'nin muhakkak görüşleri, fikirleri alınıyor. Zaten Amerikan medyasında da Avrupa medyasında da Türkiye'nin olası bir savaşa karşı olduğu söyleniyor. Daha doğrusu Türkiye, gidişatı iyi okuyan aktörlerden bir tanesi."
"AMERİKA, TÜRKİYE'NİN DİPLOMASİSİNE ALAN AÇIYOR"
Tutar, ABD'nin Türkiye'nin aşamalı çözüm yöntemini benimsediğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Gazze'de olsun Suriye'de olsun krizin derinleşmesini önleyen, Türkiye'nin önderliğindeki diplomasiye alan açan bir Amerikan yönetimi var. Burada da bence Türkiye'nin telkinleri, önerileri; krizleri aynı anda değil de yumurtaları aynı sepette değil de teker teker, aşamalı, tedricen çözme yönteminin Amerika tarafından da benimsendiği anlaşılıyor."
"ABD, İRAN'IN 'USLU ÇOCUK' OLMASINI İSTİYOR"
ABD'nin bölgedeki temel stratejisini "zorlayıcı diplomasi" olarak tanımlayan Tutar, İran'a yönelik beklentiyi şöyle özetledi: "Masada aslında bu İran krizini de aşan, bölgeyi de aşan bir yaklaşım var. Amerika için bölgenin kendi hegemonyası altında olması genel anlayış. İran'ın İsrail'i tehdit etmeyecek 'uslu çocuk' olması yönünde bir yaklaşım var. Komşuları için tehdit olmayan, bölgesel denge için tehdit olmayan, Amerika'nın çıkarlarını tehdit etmeyen, Amerika'nın rakip gördüğü ülkelerle stratejik ilişkilere girmeyen bir aktör istiyor. Askeri saldırı seçeneklerini de aslında rejimi devirmekten çok rejimi dönüştürmeye yönelik bir hamle olarak görüyor."
"İRAN, IRAK VEYA LİBYA DEĞİL; MODEL UYGULANAMAZ"
İran'da bir rejim değişikliği ihtimalinin askeri ve yapısal nedenlerle çok zor olduğunu belirten Tutar, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Irak-Afganistan modelini benimseyip tamamen büyük bir yığınakla saldırmak imkansız bir şey. Çünkü Irak'ın üç katı büyüklüğünde bir İran var karşımızda. Bir de liderliği Irak'taki gibi değil. Irak'ta, Libya'da veya Suriye'de bir gruba veya tek liderliğe dayalı bir yönetim tarzı vardı; İran'da öyle bir durum söz konusu değil. İran'ın kendine göre dış avantajları, seçenekleri daha fazla."
"HAMANEY İLE DÖNÜŞÜM ZOR"
İran'daki mevcut yönetim yapısının dönüşüme dirençli olduğunu ifade eden Tutar, şu analizi yaptı: "İran'da Devrim Muhafızları, Uzmanlar Konseyi, Anayasayı Koruyucular Konseyi gibi yapılar var. Bunları dönüştürebilmesi, onlara söz geçirebilmesi biraz zor görünüyor. Ali Hamaney, yani göbek adı Hüseyin; Hüseyin biraz daha böyle savaşçı Şii literatüründe. Hasan Ruhani gibi bir figür olsaydı onunla bir dönüşüm sağlanabilirdi ama Ali Hamaney ile bu biraz zor görünüyor. O gitse bile ondan sonraki kadrolar, varlıksal reflekslerinden dolayı o değişimi ve dönüşümü biraz zor yaparlar."
İSRAİL SAVAŞA DAHİL OLACAK MI?
ABD İran hattında savaş gerilimi sürerken "Trump saldırı emrini ne zaman verecek?" sorusu gündemde en sık sorulan başlıklar arasında yerini alıyor. A Haber'de Sinan Tatlı'nın sunduğu A Haber Gece programına katılan Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu olası bir saldırı durumunu değerlendirirken, Trump'ın savaş emrini vermesinin büyük bir ihtimal olduğunu vurguladı. Sohtaoğlu öte yandan İtalya Büyükelçiliği'nin İran'daki çalışmalarını askıya almasının bölgede savaş durumunun oldukça yakın olduğunu belirtirken Trump'ın amacının hadde sağlayan ülkeler olduğunu ifade ederek "Venezuela'nın ardından İran, bir sonraki adımı Küba olacak" dedi.
Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, olası savaş durumunun yanı sıra İran'ın Orta Doğu'da ABD üslerine saldırı yapmayı düşündüğünü belirterek; "İran'ın vurulup vurulmamasından ziyade ertesi gün planı olarak bilinen, yani nereler vurulduğu zaman Tahran yönetiminin ne etkisi olur, ben bunun değerlendirilmesinin yapıldığını düşünüyorum. Neticede Suudi Arabistan da dahil olmak üzere bu meseleye dahil olan ülkelerin de bu kaçınılmaz olduğunu düşündüğüm bombardıman ertesi gününde bölgeyi etkilememesi minvalinde ben girişimler yapıldığını düşünüyorum. Bakın bugün hala sekiz tane uçuş oldu ve bunlar Körfez bölgesine, Arap Emirlikleri'ne, Umman'a, Kuveyt'e, Bahreyn'e özellikle buralara yığınak yapılıyor."
"İTALYA BÜYÜKELÇİLİĞİ'NİN ÇALIŞMALARINI ASKIYA ALMASI ÖNEMLİ BİR DONE"
Körfez üzerinde bir füze kalkanı yani bir füze savunma kalkanı kuruluyor. Ürdün de dahil buna. Çok şiddetli ve yoğun bir şekilde uçuşlar var. Halen kargo uçakları inip kalkmaya devam ediyor. Anladığımız kadarıyla burada daha önce geçtiğimiz yıl haziran ayında konuştuğumuz hani birkaç dalgada mı olurdun ziyade belki de Amerika Birleşik Devletleri eğer tek başına bu işi yaparsa, tek bir seferlik ama çok sayıda hedefin vurulacağı bir senaryoyu konuşuyoruz. Ama burada en önemli done İtalyan Büyükelçiliği'nin çalışmalarını İran'da askıya alması. Bu normalde diplomatların bu tip bilgileri aldıkları zaman 24 ila 48 saat sonrasında bir askeri bir hamlenin olacağı anlamına gelir. Neticede İran'daki İtalyan Büyükelçiliği bütün çalışanlarıyla beraber askıya alması önemli bir done olarak duruyor.
"TRUMP HAMMADDE SAĞLAYAN ÜLKELERİ ELE GEÇİRİYOR"
İsrail Genelkurmay Başkanı'nın Washington ziyaretinden sonra İsrail'e dönüp gene bir Yüksek İstişare Kurulu yani Savunma Kabinesi'nin acil, önceden belirtilmeden toplanması İsrail'in tek başına da olsa ABD'den bir yeşil ışık aldığını ve tırnak içerisinde müzakereler bir şekilde zemin kurulmaya çalışılırken dahi İsrail'e sen kendi başına bu bombardımanı yapabilirsin gibi belki de yeşil ışık yakıldığını düşünmemiz gerekiyor. Neticede burada İsrail ayrı, ABD ayrı. ABD'nin müzakeresi kendi ticari ya da ekonomik çıkarları için. Bu bölgeyi ya da herhangi bir ülkeyi kapsamıyor. Ama İsrail'in İran'la bir başka kan davası var, İran'ın da İsrail'le bir kan davası var. ABD ile müzakereler ayrı mesele. Bir de şunu unutmayalım, geçtiğimiz haziran ayında ABD Başkanı Trump şunu demedi mi? İran dosyası bizim için bitmiştir, İran'ın tüm nükleer tesislerini biz yok ettik, bitti bu iş. E şimdi 2026 yılının Şubat ayının başındayız neredeyse, İran'ın nükleerini tekrar mesele ediyorsak yani Trump ediyorsa bu sadece nükleer falan mesele değil. Hepimizin bildiği meseleler, boğazlar meselesi var; Bender Abbas başta olmak üzere Kızıldeniz'e ABD'nin tüm küresel enerji haritasına, boğazlarına, Malaka Boğazı da dahil olmak üzere Panama vesaire Kuzey Kutbu, Arktik rotaya hakim olma meselesi var. Ama bu da değil. Yani burada bazı ülkelerin Çin gibi, bazı ülkelerin hammadde sağlayan ülkeler Trump tarafından ele geçiriliyor. Venezuela, İran, bir sonraki adımı Küba olacak, bir sonraki adımı Orta Asya'da başka bir ülke olacak. Bu arada Pakistan'da dün 12 yerde aynı anda Belucistan bölgesinde Pakistan güvenlik güçlerine yönelik düzenlenen saldırıları bu meseleden bağımsız okumamak gerektiğini düşünüyorum.
"HAZİRAN AYINDAN BERİ FARKLI BİR YAPILANMA VAR"
Ezcümle söylersek bu saldırı Trump ne derse desin, anlaşmaya yakınız diye şu an bir mesaj yayınlasın, tam tersi bir zaman vaktinde ben ya Trump'ın ya İsrail'le ya da İsrail'siz... Bu da şunu da söyleyeyim, burada geçen hazirandan farklı bir yapılanma var. Bakın İspanya'dan Portekiz'e kadar Amerikan üslerinde ve Devrim Muhafızları'nın terör örgütü ilan edilmesiyle beraber, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bütün Amerikan üslerinde bir hareketlilik var. Anormal bir hareketlilik. Yani burada herkes işte Suudi Arabistan'ın bilmem ne üssü, Katar'ın El-Udeid Üssü o da değil. Diego Garcia Üssü'nde bugün gene haziranda gördüğümüz bir yığınak tamamlanmaya başladı."
"İRAN'IN HEDEFİ ABD'NİN KONUŞLANDIĞI ÜLKELER"
ABD'nin İran'a yönelik olası saldırı ihtimali her geçen gün giderek artarken karşılıklı sert açıklamalarla gerilim tırmanıyor. ABD'ye ait 50 bin asker Orta Doğu'da ilerlerken "Trump saldırı emrini ne zaman verecek?" sorusu gündemde en sık sorulan başlıklar arasında yerini alıyor. A Haber'de Sinan Tatlı'nın sunduğu A Haber Gece programına katılan Askeri Stratejist Kemal Olçar, "ABD bu gece İran'ı vuracak mı?" sorusunu ele alarak değerlendirmelerde bulundu.
"İRAN HEDEFİNİ ABD'NİN KONUŞLANDIĞI ÜLKELERE ÇEVİRDİ"
Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, olası bir saldırı durumunda İran'ın da hazırlıklarını sürdürdüğünü ve elindeki füzeler ile ABD donanmasına karşılık vereceğini ifade etti.
"Koşullar aslında bu harekatın emrini vermeye gerektirir. Yani koşulları anlatayım, ondan sonra karar verelim. Birincisi şu demin ifade ettim. İran hedef tablosunu genişletti. Yani sadece İsrail değil artık hedef. Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün gibi Amerika’nın konuşlandığı her ülke şu anda hedef dedi. Bu şu demektir: Bu kadar geniş alanı bakın şu bölgedeki geniş alanı sadece Abraham Lincoln’deki sadece gemiyi ve filoyu koruyacak hava savunma sistemleriyle koruyamazsınız. Ne yapmanız gerekiyor? Takviye birtakım sistemler getirmeniz gerekiyor. En önemli takviye de Patriot. Yani misillemeyi durdurma garantisi yapamazsanız, getiremezseniz taarruzu başlatamazsınız. Misilleme yaparsa İran bu bölgelerin hepsine onar yirmişer tane hipersonik balistik füze fırlatabilecek güce sahip. Çünkü 2 bin 3 bin civarı elinde balistik füzeler var. Şimdi hepsinin rampası, hepsinin hedef sistemi, hepsi bir takım değerlendirme sistemine göre ayarlanmıştır muhtemelen İran tarafından. Dolayısıyla hazırlığın birinci aşaması misillemenin ortadan kalkması."
"İRAN ATILACAK BİR FÜZEYLE BÜTÜN NOKTALARA KARŞILIK VEREBİLİR"
Olçar, İran'ın bir savaş başladığında daima savunma taktiğini kullandığını belirterek; "En iyi savunma taarruzdur prensibini İran hep uygular. Dolayısıyla kendisine atılacak herhangi bir füzeye karşılık bütün noktalara saldırı füzesiyle karşılık verebilir. Zamanlama derken kastettiğim şey hazırlıkla ilgili bir zamanlama. İşte bunların takviyesiyle ilgili iniş kalkış yapan uçaklar var. Dolayısıyla bu süreci böyle takip etmek gerekiyor.
ABD İRAN'DAKİ HANGİ NOKTALARI VURUR?
Kemal Olçar ABD'nin İran'da vurabileceği lokasyonları ele alarak; "İran Devrim Muhafızlarının karargahı, siyasi yerleşkeler yani Tahran’ın merkezindeki cumhurbaşkanlığının olduğu yerleşkeler, Genelkurmay Başkanlığı, İsrail’in vurduğu yerlerin aynısını tekrar vurur. Bu bir. İki, en önemli konu radarlar İran’da. Radar merkezlerini vurur. Çok önceden tespit edilmiştir bunların yerleri, canlı olarak da takip ediyorlar. Üçüncüsü lançerler, yani hipersonik balistik füzelerin konuşlandığı toprak altı ve toprak üstü konuşlandığı yerler.Dördüncüsü telekomünikasyon sistemleri. Yani bir anda birlikler irtibat kuramaz. Genelkurmay başkanı ordu komutanlarına talimat veremez. Devrim Muhafızları komutanı Devrim Muhafızlarının hava savunma komutanlıklarına talimat veremez hale gelir. Yani iletişimi kesersiniz. Telekomünikasyon merkezlerini, komuta kontrol merkezleri deriz bunlara. Bu noktaları da havaya uçurursunuz. İşte onun dışında kalan nükleer tesislerin olduğu noktalar olabilir ya da ne bileyim yollar olabilir, hava savunma sistemleri olabilir, havaalanları olabilir, stratejik tüm tesisler vurulabilir. Büyük yangın çıkartacak petrol çıkartım noktaları olabilir. Yani bütün bu hepsi şu anda hedef önceliklendirme sistemine göre sıralanmıştır. Öncelikli hedefler kırmızı, daha az öncelikliler turuncu, işte aşağı doğru yeşil vesaire gibi kodlandırılmıştır.Amerika savaşa başlarsa eğer İsrail vasıtasıyla ya da kendi doğrudan bu önceliklendirmeye göre söylediğim yerleri atış altına alır.
"MOSSAD İÇERİDE KARIŞIKLIK ÇIKARMAK İÇİN TALİMAT VERMİŞTİR"
Askeri Stratejist, ABD'nin İran'a yönelik olası saldırısında İsrail'in de hazırlık yaptığını vurgulayarak; "Nükleer tesisler, petrol sahaları işte karışıklık yaratması için yapılacak olan ikinci üçüncü öncelikli atışlar. Bir de bu arada aynı zamanda eş anlı içeride bir karışıklık çıkartmak için MOSSAD adamlarını ayarlamıştır, iş birlikçilerine talimatları vermiştir hatta onları silahlandırmıştır bile. Dolayısıyla içten de böyle bir karışıklık eş zamanlı çıkabilir ki ilk başta hatırlayın Trump’ın planında bu vardı. Biz geliyoruz arkanızdayız, yaklaşıyoruz, içerideki ayaklanmaları, gösterileri falan takviye ediyordu."
"SALDIRI BAŞLARSA MOSSAD ELİYLE PROTESTOCULAR SOKAĞA ÇIKAR"
Olçar açıklamalarının devamında Mossad'ın olası savaş durumunda İran'daki provokatif eylem yapan protestocuları ayaklandırma girişiminde bulunacağını belirterek, "İran sokaklarında protestolar bitti deniyor ama 40 gün arayla yapılıyordu biliyorsunuz. Sürekli her 40 günde bir büyük çaplı gösteriler oluyordu. Dolayısıyla bunların şu an susması bir sonra yapılmayacağı anlamına gelmez. Hele hele bir saldırı başlarsa muhalif dediğimiz kadrolar hemen sokağa çıkar. MOSSAD’ın marifetiyle burada iç ayaklanmalar gerçekleştirebilir. Dolayısıyla bu takviye buraya doğru geliyor. Ama bu arada askeri harekat, ilk başlayacağı askeri harekatın ilk başlayacağı ülke İsrail olur. Çok büyük bir ihtimalle İsrail’in yapacağı saldırılar olur. Arka tarafta ihtiyat şeklinde Amerikan gücü de bekler." dedi.