Kovid-19’un beş yıllık mirası: Dünyada ekonomik ve sosyal dönüşüm süreci
Kovid-19 pandemisinin üzerinden beş yıl geçse de küresel ekonomi ve toplum üzerindeki etkileri sürüyor. Salgın, tüm sektörleri sarsarken, düşük faiz politikası enflasyonla birlikte sert faiz artışlarına dönüştü. Hükümet teşvikleriyle küresel kamu borcu 97 trilyon dolara, toplam borç ise 303 trilyon dolara çıktı. Uzaktan çalışma ve dijital ödemeler yaygınlaşırken, iş gücü kaymaları yaşandı. Havayolu sektörü toparlansa da fiyatlar yüksek seyrederken, konaklama maliyetlerinin düşmesi beklenmiyor. Online alışveriş alışkanlıkları kalıcı hale gelirken, Bitcoin’in değeri %1200’den fazla arttı. Beş yıl sonra salgının küresel ekonomi ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri hala hissediliyor.
Dünya Sağlık Örgütünün Kovid-19'u ilk kez bir "pandemi" olarak tanımlamasının üzerinden geçen 5 yılda, salgının etkileri toplum ve küresel ekonomi üzerinde hala hissediliyor.

TÜM SEKTÖRLERİ ALT ÜST ETTİ
Salgın ekonominin akışını tersine çevirirken, kamu, sağlık, finans, sanayi, tarım, üretim, ithalat ve ihracat dahil tüm sektörleri etkiledi.
Salgınla büyük ekonomilerde sıfıra yakın faiz oranları görüldükten sonra, talepteki beklenenden daha güçlü toparlanma ve arz kısıtları nedeniyle 2021'in ikinci yarısında devam eden enflasyonist baskılar 10 yıllardır görülen en agresif parasal sıkılaştırmayı beraberinde getirdi.
Dünya ekonomisinde 2022 başından itibaren hızlı bir parasal sıkılaştırma görülürken, Kovid-19'a hazırlıksız yakalanan başlıca merkez bankaları kısa vadeli politika faizlerini hızla artırarak para arzını ve likiditeyi azaltmaya başladı.
Gelişmiş ekonomilerdeki bu hızlı parasal sıkılaştırma gelişmekte olan ekonomilerde de yankı buldu. Bu politikanın bir sonucu olarak, çoğu büyük ekonomi, işsizliği önemli ölçüde artırmadan ve bir resesyonu tetiklemeden enflasyonu düşürmeye çalıştı.
İki yıl süren faiz artışlarının ardından merkez bankaları geçen yıl yeniden ancak kademeli şekilde parasal gevşemeye yöneldi.

KAMU BORCU REKOR SEVİYEYE ÇIKTI
Salgını kontrol altına alma çabaları rekor düzeyde devlet borcunu da tetikledi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre, küresel kamu borcu, 2020'de ilk kez 80 trilyon doların üzerine çıkarak rekor kırdı. Bu tarihten itibaren sürekli artış gösteren küresel kamu borcu, 2023'te 97 trilyon dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü.
Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre de hanehalkına, finansal olmayan şirketlere, kamuya ve banka gibi finansal şirketlere ait küresel borç tutarı, 2020'de Kovid-19'un etkisiyle 33 trilyon dolarlık artış göstererek 292,6 trilyon dolar olarak kaydedilmişti. 2021'de ise küresel borç tutarı 10 trilyon dolardan fazla artarak 303 trilyon dolara çıktı.
Salgın döneminde iş gücü piyasaları ve tedarik zincirleri etkilenirken, tüketici davranışları da değişti.
Uzaktan çalışma, dijital ödemeler ve seyahat alışkanlıklarındaki değişikliklerin yeni bir boyuta ulaştığı bu dönemin mirası, küresel ekonomiyi ve piyasaları yeniden şekillendirmeye devam ediyor.
BORÇ, ENFLASYON VE FAİZ
Ülkelerin, refah ve geçim kaynaklarını korumak için borçlanmasının ardından, küresel hükümet borcu 2020'den bu yana yüzde 12 artış gösterdi ve gelişmekte olan piyasalarda daha keskin yükselişler görüldü.
Karantina sonrası harcamalar, hükümet teşvik paketleri, iş gücü ve hammadde kıtlığı ile tetiklenen enflasyon, 2022'de birçok ülkede zirve yaptı. Yüksek enflasyon, birçok ülke için önemli bir endişe kaynağı haline geldi.
Dünya Bankasına göre, salgın milyonlarca iş kaybına neden oldu ve bu durum en fazla yoksul haneler ve kadınları etkiledi.
Karantinalar hafifledikçe istihdam yeniden ivme kazandı ancak büyüyen perakende teslimat sektörü nedeniyle konaklama ve lojistik gibi sektörlere doğru önemli bir kayma oldu.
