Ekonomik çekişme nerede savaş çıkaracak? A Haber’de çarpıcı yorum
ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz aylarda dünya ülkelerine ancak özellikle Çin’e karşı uyguladığı gümrük vergisi tarifelerinden sonra taraflar arasında tarife yarışı başlamıştı. Dünya Amerika-Çin öncülüğünde bir ekonomi savaşına girerken asıl soru daha küçük ekonomilerin devlerin çatışmasında ezildiği meselesi oldu. Konuyu A Haber’de değerlendiren Akademisyen Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, ekonomi savaşında Çin'in dolu dizgin ilerlediğini söyledi.
ABD-Çin arasında Amerikan Başkanı Donald Trump'ın uyguladığı gümrük tarifeleriyle birlikte alevlenen ekonomi çatışması, yeni bir evreye girdi. Ekonomi tabanlı bir dünya savaşı çıkar mı? Sorularını da beraberinde getiren olaylar zinciri A Haber'de masaya yatırıldı.
"İKİ GÜÇ DE ÇATIŞMA HALİNDE"
ABD-Çin arasında gelişen ekonomi savaşı yeni bir boyut alırken konuya ilişkin A Haber'e katılarak önemli açıklamalarda bulunan Ekonomist Prof. Dr. Abdurrahman Develi, ilk etapta iki dev ekonominin büyüklüklerine ilişkin bilgi vererek şöyle konuştu:
"Hep süper güç deyince Amerika Birleşik Devletleri diyoruz. Birinci sebep elbette ekonomi. Hemen arkasından Çin geliyor. Çin, işte 20 trilyon doların üzerinde bir büyüklüğü var ve şu an bu iki gücün de bir ekonomi çatışması var. Ama bir de şöyle bir şey var ki, bu iki ülke birbirini geçerken, geçmek isterken aşağıda da biraz küçük ekonomileri yiyor gibiler.
(foto- ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"KENDİ KURDUKLARI SİSTEMİ BİZZAT KENDİLERİ ÖLDÜRÜYOR"
Tabii dünyadaki bu ekopolitik okuma da değişiyor yavaş yavaş. Zaten liberal ekonomik sistemin savunucusu, piyasa ekonomisinin savunucusu olan ve II. Dünya Savaşı'ndan ortaya çıkan bu yeni sistemin bizzat kuranlar tarafından şu anda öldürüldüğünü bizzat tecrübe ediyoruz. Çünkü şu anda ticaret savaşları var dünyada. Bakın ben aynı zamanda uluslararası iktisat hocasıyım. Biz hep şunu anlattık: Uluslararası ticaret herkesin faydasınadır, herkesin refahını artırır. O yüzden ticaret önündeki bütün engelleri, bariyerleri bu noktada ülkeler kaldırmalı. O yüzden zaten Dünya Ticaret Örgütü de kuruldu. Hatta ülkeler kendi aralarında sorun yaşadıkları zaman Dünya Ticaret Örgütü'ne giderlerdi. Fakat şu anda bakın muazzam bir ticaret savaşı var ve Dünya Ticaret Örgütü burada vasıfsız bir şekilde kalıyor.
Sebebi ne? Çünkü büyümekte olan bir Çin var. Şu anda bakın 20 trilyon dolar. Tek başına şu anda Avrupa Birliği'nin toplam gayrisafi yurt içi hasılasına eşit bir rakama şu an Çin ulaştı ve imalat alanında da şu anda ABD'den daha yüksek bir rakama sahip bu noktada Çin ve büyüyor.
"ÇİN ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE ABD'Yİ YAKALAYACAK"
Bir taraftan ölçek ekonomisi var. Yani emek yoğunluğuyla başladı fakat artık teknoloji yoğun, katma değerli üretime de sahip oldu. Bakın hep konuşuyoruz, nadir toprak elementleri. Bunun %80-90 işletmeciliği burada Çin'e ait. Yani o bizim ihtiyacımız görmüş olduğumuz ürünler savunma sanayi olsun, yenilenebilir enerji kaynakları olsun, uzay teknolojileri olsun bununla ilgili o kritik ham maddeleri şu anda Çin üretmede dünyada birinci. Hatta Trump dedi ki, "Onların bize ihracatını lütfen kesme" dedi bu ticaret savaşları esnasında. Yani artık katma değer üretebilen bir Çin var dünyada ve giderek de büyüyor bu ve önümüzdeki süreç içerisinde de ABD'yi yakalayacak ve geçecek. Dolayısıyla bu pastayı şu an ABD kaybediyor.
(foto- ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"ABD'NİN GÜCÜ DÜNYADA SORGULANIR OLDU"
ABD, hegemonik güç olmanın sonucu elde etmiş olduğu gücü artık dünyada sorgulanır hale geldi. Çünkü Çin'e karşı burada ciddi anlamda mevzi kaybediyor. Bakın, dünyada en çok ihracat yapan birinci ülke şu an Çin (yaklaşık 3.6 trilyon dolar). Ondan sonra ABD geliyor (2.3 trilyon dolar). Ondan sonra Almanya geliyor (1.9 trilyon dolar). Yani dünyada en çok ihracat yapan ve böyle kasası döviz fazlası veren nadir ülkelerden bir tanesi Çin.
Dolayısıyla ABD bu gerçeği gördüğünden dolayı da ticaret savaşlarını başlattı ve sadece bunu kendisi yapmak da istemiyor. Yanına aynı zamanda Avrupa'yı da almak istiyor, Avrupa Birliği'ni almak istiyor ki beraber bu Çin'in hegemonik gücüne karşı yeni bir hegemonik güç oluştu artık Çin. Hep biz ABD'den bahsediyorduk. Hatta dolar da bu ABD'nin hegemonik güç olmasından dolayı güç elde ediyor idi. Ama şu anda ise karşısında ciddi anlamda büyüyen, gelişen, her anlamda üretimini gerçekleştiren bir Çin var. Hatta kendi finans kaynaklarıyla, belki birazdan konuşacağız, dünyanın geri kalanını bizzat finanse eden, kredi veren, yatırım yapan bir ülke durumunda.
"50 YILDIR GÖRDÜĞÜMÜZ RESİM ÇİN'LE DEĞİŞMEYE BAŞLADI"
Bakın 2010'lu yıllardan sonra FDI (doğrudan yatırımlar) demiş olduğumuz doğrudan yatırımlarda Çin hem dışarıdan ciddi anlamda yatırım aldı hem de ciddi anlamda dışarıya yatırım yapan ülkeler durumunda. Yani şu an oldukça güçlü bir pozisyonu var burada.
Tabii bu pastaya baktığımız zaman o bizim geleneksel gelişmiş ülkeler yani Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, İspanya bunlar artık belli bir durağanlığa geldiler. Artık büyümüyorlar. Büyüyen güç burada Çin bu noktada önemli, Hindistan bu noktada önemli, Latin Amerika ülkelerinde Brezilya, Arjantin, Türkiye... Yani dünyada artık o son 40 yıldır, 50 yıldır görmüş olduğumuz resim Çin'le beraber değişmeye başladı.
BİR TARAFA KAPİTALİZM BİR TARAFTA KOMİNİZM!
ABD ile Çin arasında ekonomik güvenlik savaşına ilişkin konuşan Akademisyen Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ise konuyu açıklamak için Çin'in öncelikle iç durumuna bakmak gerektiğini vurgulayarak, "Çin'de bir taraftan böyle kapitalist ekonomiye hızlı bir şekilde uyum sağlama söz konusuyken, öte taraftan aslında monolitik yapı, Komünist Partinin iktidar tekeli, öncü rolü, Mao'nun ölümünden sonra kıyamet gibi zaman geçmiş olmasına rağmen devam ediyor" dedi.
1976 yılında Mao'nun ölümüyle birlikte Çin'in yavaş yavaş iktisadi anlamda kapitalist ekonomiyle irtibat ve ilinti kurduğundan bahseden Ülger, şu ifadeleri kullandı:
Yabancı sermaye yatırımlarına izin verdi. Çin'e önce Coca-Cola girdi, sonra kadın çorabı girdi. Daha önce kamuflaj giyen Çinli kadınlar, şimdi bir taraftan da böyle Batı'da yaygın olan moda sektörüne, işte bu koku esans sektörüne, onlara giriş, hazırlık yapmaya başladılar. O yatırımlar Çin'de arttı.

