Başbakan Avrupa'ya rest çekti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile ilgili alacağı kararı tanımadığını bildirdi.
Başbakan Erdoğan, kapatılan belde belediyelerin AK Partili başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen toplantının Türkiye için hayırlara vesile olmasını temenni ederek, bir araya gelen tüm belediye başkanlarına yaptıkları ve yapacakları çalışmalardan dolayı teşekkür etti.
Erdoğan, 12 Kasım 2012 tarihinde çıkarılan yasayla 13 ili ve daha sonra Ordu ilini de ekleyerek 14 ili büyükşehir belediyesi statüsüne kavuşturduklarını, Türkiye genelinde büyükşehir belediyesi sayısının böylece 30'a yükseldiğini, aynı yasayla yeterli nüfusa sahip olmayan belediyelerin de bir dönüşüme tabi tutulduğunu anlattı. Bazı çevrelerin bu duruma "kapatma" ifadesini kullandığını, ama kendisinin "dönüşüm" ifadesini kullandığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Çünkü o ifade istismardır. Bu istismara da fırsat vermemek lazım" dedi.
Türkiye genelindeki 2 bin 950 belediyeden bin 637'sinde bu dönüşümü gerçekleştirdiklerini, bu değişimi gerçekleştirirken de muhalefet tarafından her zamanki gibi çok ağır eleştiri, hakaret, iddia ve iftiralara maruz kaldıklarını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Partizanlık yaptığımızı iddia etmekten tutun, Türkiye'yi bölmeye kadar her türlü yakışıksız ifadeyi bu süreç içerisinde kullandılar. Ancak kapatılacak belde belediyelerinin parti dağılımı bizim bu yasada ne kadar samimi olduğumuzu, ne kadar gerçekçi olduğumuzun ispatıdır. AK Partili belediyelerin sayısı nedir? Bin 637'nin içinde 928 tane AK Partili belediye var. Biz, meseleye partizanlık gözüyle bakmış olsaydık, yüzde 57'si AK Partili olan belediyeleri böyle bir değişime, dönüşüme tabi tutmazdık. Bizim derdimiz partizanlık değil, bizim derdimiz hizmetkarlık. Biz, üzerimizde milletin emanetini taşıyoruz, partizanlık uğruna milletin bu emanetine asla ihanet içinde olmayız, olmadık ve olamayız. Bizim için her zaman esas olan milletimize ulaştırdığımız hizmettir, bu hizmetin kalitesidir, yaygınlığıdır. Bu en ideal, en güzel şekliyle nasıl verilebilir, biz buna bakıyoruz."
"AK PARTİ'DEN ÖNCE SİYASET HARİTALAR ÜZERİNDEN YAPILIRDI"
Başbakan Erdoğan, Türkiye'de AK Parti'den önce siyasetin hep kağıtlar, haritalar üzerinden yapıldığını ifade ederek, "Seçim sandıkları kapatıldığında iktidar partileri önlerine haritayı açtılar, nereden oy aldıklarını, ne kadar oy aldıklarını, ne kadar oy almadıklarını renkli kalemleriyle işaretlediler. Oy aldıkları köylere, beldelere, ilçe ve illere hizmet taşırken, oy almadıkları yerleri adeta cezalandırdılar. Biz, AK Parti olarak böyle bir siyaseti ve siyasetle hizmet anlayışını elimizin tersiyle ittik" diye konuştu.
Seçimlerin ardından önlerine tertemiz bir Türkiye haritası koyduklarını ve üzerinde hiçbir siyasi işaretleme yapmadan 780 bin kilometrekareye, 76 milyona tek bir nazarla baktıklarını vurgulayan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bizim, oy alamadığımız köylerimize, beldelerimize, ilçe ve illerimize bakın, ne demek istediğimizi o zaman daha iyi anlayacaksınız. KÖYDES ne demektir? Cumhuriyet tarihinde böyle bir uygulama yok. KÖYDES ile köylere hiçbir zaman olmayan bir desteği biz ulaştırdık. BELDES ne demektir? Belediyelere ekstra bir desteği BELDES ile yine biz ulaştırdık. Bizden öncekilerin aklına niçin böyle şeyler gelmiyordu? Çünkü onların 'hizmet' diye bir derdi yoktu.
Tunceli'den biz milletvekili çıkartamadık, ama gidin Tunceli'ye orada açtığımız üniversiteyi görürsünüz, inşa ettiğimiz hastaneleri, yolları, okulları, derslikleri, barajları görürsünüz. Biz, Tunceli'ye o kadar hizmet götürdük ki inanın Tunceli'den her zaman en yüksek oyları alan CHP, 90 yıl boyunca böyle hizmet götürmemiştir. İzmir, cumhuriyet tarihinde her alanda en büyük hizmeti, en büyük eseri AK Parti döneminde görmüştür. Antalya, bize oy versin, vermesin uluslararası marka şehir olma yolunda cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarına bizim dönemimizde şahit olmuştur. Iğdır aynı şekilde milletvekilimiz olmasa da orada tarihinde hiç görmediği eserlerin yükseldiğini görürsünüz. Havalananına, hastanelere, yollara varıncaya kadar bunu görürsünüz. Bizzat gittim havaalanını açtım. Hakkari aynı şekilde hiç milletvekilimiz olmasa da orada okullarından, hastanelere, yollara, üniversitesine varıncaya kadar... Havaalanını da açıyoruz, bu yatırımları görürsünüz."
Başbakan Erdoğan, 2001 yılında Afyonkarahisar'dan yola çıkarken "81 vilayetin 81'i bizim nazarımızda birdir" ifadesini kullandığını anımsatarak, o dönem 'Biz, etnik milliyetçilik yapmayacağız' dedik. Biz bu ülkede Türküyle, Lazıyla, Kürdüyle, Çerkeziye, Gürcüsüyle, Arnavutuyla, Boşnağıyla aklınıza ne gelirse hepsiyle biriz, beraberiz, bütünüz. Çünkü yaradılanı yaratandan ötürü seviyoruz" dedi.
"Bölgesel milliyetçilik de yapmayacağız" dediklerini anımsatan Başbakan Erdoğan, Türkiye'de yatırımların on yıllarca batıya yapıldığını, Orta Anadolu, Doğu ve Karadeniz bölgelerine yatırımların yapılmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, "Biz ne dedik? Dedik ki; 'Batı'da ne varsa, Doğu'da da o olacak, Kuzey'de ne varsa, Güney'de de o olacak. 780 bin kilometrekarenin tamamında modern, kalkınmış bir Türkiye hedefliyoruz dedik', onun için bölgesel milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık. Bunu ne zaman söyledik? 2001'de söyledik. O günden bugüne, 13 yılı deviriyoruz, bu anlayışla geldik. Hizmette 11 yıla geldik. 76 milyonun her bir ferdi bizim nazarımızda birdir, beraberdir, kardeştir. Bütün bölgeler vatandır, dolayısıyla hiçbir ayrım yapmayız, yapamayız."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Son Hatay. 53 şehidimizin maalesef incelenmesinde, oradaki çalışmaların içerisinde, bu işin ne yazık ki tahrikçilerinin ana muhafelet partisi mensupları olduğu artık çok açık, net ortaya çıkmaya başlamıştır" dedi.
Başbakan Erdoğan, kapatılan belde belediyelerinin AK Partili başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, dinsel milliyetçilik yapmayacaklarını söyleyerek yola çıktıklarını, Türkiye'de Müslüman, Hristiyan, Musevi, Sünni, Alevi ayrımı yapmadıklarını dile getirdi.
Türkiye'de muhalefetin, mezhebi bir kaşımanın gayreti içerisinde olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Son Hatay. 53 şehidimizin maalesef incelenmesinde, oradaki çalışmaların içerisinde, bu işin ne yazık ki tahrikçilerinin ana muhafelet partisi mensupları olduğu artık çok açık, net ortaya çıkmaya başlamıştır. Şimdi bir numaralı, bu işin başını çeken kişi de yakalandı. Şimdi herşey dökülüyor artık. Biz sabırla şu anda süreci izliyoruz, takip ediyoruz. Ama bu işin içerisindeki aktörlerin özellikle Türkiye'den Suriye'ye gidip gelenlerin kimler olduğunu biliyorsunuz, bunları söylememe gerek yok. CHP milletvekillerinin oraya
gitmek suretiyle, böyle bir ortam içerisinde herhalde oradan kalkıp da bize neler taşıdıkları ve bunların hangi milletvekilleri oldukları, hepsi ortada. Bunları getirip götürenlerin kim olduğu ortada. Bunların hepsi gazetelerde, bütün bu görüşmeler esnasında yayınladı.
Bu birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi kimseye bozdurtmayacağız. Biz birlik, beraberlik, kardeşlik kavramlarını slogan olarak kullanan değil bunların içini dolduran, bunların gereğini yapan, bunları ülkeye
egemen kılmak için mücadele veren bir partiyiz. Birileri 'AK Parti kaybetsin de ülkeye ne olursa olsun' anlayışındalar. Ama biz her zaman 'Ülke kaybetmesin, biz kaybetmeye razıyız' diyen, bunun da gereğini yerine getirmiş, getiren bir partiyiz. Her adımımızda, faaliyetimizde, her reform ve uygulamada partimizi
değil, şahsi çıkarları değil, ülkeyi, milleti, Türkiye'nin çıkarlarını el üstünde tuttuk. İşte, bin 637 belde belediyesini, yüzde 57'si AK Partili olduğu halde bu dönüşüme, değişime tabi tutuyor olmamız bizim bu samimiyetimizin, objektif siyaset anlayışımızın en anlamlı ispatıdır."
İstanbul gibi bir şehrin belediye başkanlığını yapmış bir başbakan olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Sizin derdinizi en iyi ben anlarım, en iyi ben bilirim. Bunu Kılıçdaroğlu mu, Bahçeli mi anlar? Bunu diğeri mi anlar? Ne anlarlar onlar? Onların eline beş tane koyun ver, kaybeder gelirler. Onların
böyle bir durumu yok" ifadesini kullandı.
Sandıkta başarılı olamayanların sandık dışında netice alma gayreti içerisinde olduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, CHP, MHP ve BDP'ye gönül ve oy verenleri kardeş olarak gördüğünü çünkü gerçeklerin bilinmediğini söyledi. Erdoğan, "Gerçekleri anladıkları zaman, inanıyorum ki onlar da hakka, gerçeğe teslim olacaklar, bunu biliyorum" görüşünü dile getirdi..
-"Köylerin yüzde kaçında kanalizasyon var?"
Belde belediyelerinin kapatılmasıyla hayata geçecek değişikliklere de değinen Erdoğan, eski sistemde ücra köylere en ideal hizmetlerin en ideal şekilde götürülmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kaymakam bey köylere hizmet götürebiliyor mu? Aracı gereci var mı? Doğru dürüst yok. Vali bey kendisine bir tane iş makinesi gönderebilirse köyün yolunu düzeltecek. Yahut da sizden rica edecek, siz makinelerinizi göndereceksiniz, köyün yolunu düzelteceksiniz. Vaka bu, yaşadığımız bu. Şimdi ne oluyor? Şimdi olan şu, mülki sınırlar büyükşehir sınırına alındığı için artık orada güçlendirilmiş bir yapı var. Köy ne oluyor? Mahalle. Köy, mahalle olunca ilçe belediyesi ne yapacak, oraya her türlü hizmeti A'dan Z'ye götürecek. Büyükşehir belediyesi ne yapacak? Kendi hizmetini aynen oraya götürecek. Altyapıysa altyapı, su, kanalizasyon, bütün bunları bitirecek. Acaba bugün Türkiye'nin, köylerimizin yüzde kaçında kanalizasyon var, samimi olalım. Kardeşlerim yüzde 10 diyor. Ben yüzde 10 bile olduğunu zannetmiyorum. Ne yapılıyor, en idealinde kuyular yapmak suretiyle, bütün o pislikler kuyulara
aktarılıyor."
Kanalizasyon altyapısı olmamasının hastalıklara neden olabileceğini vurgulayan Erdoğan, uygulamanın örneği olan Kocaeli ve İstanbul'daki köylerin her tür imkana kavuştuğunu, eksikliklerin giderilmesi için de çalışmaların sürdüğünü söyledi.
-"Eğer ben de kötü eserler bıraktıysam, bırakıyorsam benim de vay halime"
"Makamlar gelip geçicidir, baki olan hizmettir, eserdir" ilkesini kendisine ve çevresine her fırsatta hatırlattığına işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Biz de siz de yaptıklarınızla anılacaksınız. Eğer kötü eserler bıraktıysanız vay halinize. Eğer ben de kötü eserler bıraktıysam, bırakıyorsam benim de vay halime. Ama iyi eserler bıraktıysanız, iyi eserler bıraktıysak, o zaman da hep dualarla yad ediliceğiz. Eğer kişi oturduğu makama bir kıymet
kazandırmıyorsa biz bulunduğu makamlara yük oluruz. Bu makamlara bizlere emanet edenlere haksızlık yapacak bir kadro değildir AK Parti kadroları. AK Parti, daha kurulurken tüzüğüne üç dönem kuralını
koyarak bu noktada ne kadar samimi olduğunu göstermiştir. Hiçbir siyasi partide böyle bir şey var mı? Yok. Niye koyduk bunu? 'Arkadan bir nesil geliyor' dedik. Üç dönem milletvekilliği yaparsın, dördüncü dönem ara verirsin ardından tekrar seçilebilirsen tekrar gelirsin. 30 yaş olan seçilme yaşını biz 25'e indirdik."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçilme yaşının 18'e indirilmesi için çalışma yaptırdığını, muhalefetin "Çoluk çocuğa mı bırakacağız Parlamento'yu'' dediğini belirterek, "Bu cesareti gösteren iktidar, bizim iktidarımız. Gençliğine demokrasi mücadelesi içinde Parlamento'nun
yolunu açmada bu kadar cesur hareket eden bizim iktidarımız. Nerede CHP, nerede MHP? Hadi görelim onlar da çıksınlar meydana. 'Biz böyle bir düzenlemenin içinde varız' desinler" dedi.
Erdoğan, kapatılan belde belediyelerin AK Partili başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda, seçilme yaşıyla ilgili çalışma yaptırdığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, "Müsteşarıma talimat verdim, bir çalışma yapacaksın, sağolsun hızla çalışma devam ediyor, bunu 18 yaşa indirebilir miyiz, dünyada bu uygulamayı yapan yerler var mı? Dünyada, bırakın dünyayı, Avrupa'da yoğun bir şekilde seçme ve seçilme yaşının 18 olduğu ülkeler var. Hollanda, Almanya, Finlandiya, hatta hatta seçme yaşının 16, seçilme yaşının 18 olduğu ülke var" diye konuştu.
Çalışmanın devam ettiğini dile getiren Erdoğan, "Şimdi ne diyor muhalefet, 'Çoluk çocuğa mı bırakacağız Parlamento'yu' diyor. Şimdi gençliğine güvenmeyen bu zihniyetlerle nereye gideceğiz?" dedi.
Bu cesareti gösterenin AK Parti iktidarı olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gençliğine, demokrasi mücadelesi içerisinde Parlamento'nun yolunu açmada bu kadar cesur hareket eden bizim iktidarımız. Nerede CHP, nerede MHP? Hadi görelim, onlar da çıksın meydana. 'Biz böyle bir düzenlemenin içerisinde varız' desinler. Bizim önümüzde örnek var, nedir o örnek, bir karanlık çağı
kapatıp bir karanlık çağı açan Fatih, bizim en güzel örneğimizdir. O bu yaştaydı. Bütün mesele nedir, eğer sen güçlü devletsen, akıllı devletsen, eğitim sisteminle herşeyinle bu kuşakları yetiştirirsin, yarınlara hazırlarsın, ondan sonra onların da Parlemento'da söyleyecek sözleri varsa gelirler Parlamento'da bu sözlerini söylerler, bundan da korkmazsın."
-"Neşteri vurduk ama Danıştay'dan döndü. Onların da vebali var"
Erdoğan, 10,5 yıllık süreçte bazı makamları kaldırırken, bazı kurumları kapatırken ölçülerinin sadece hizmet, verimlilik olduğuna işaret ederek, "Zira biz bir emanet taşıyoruz. Sahibi millet olan bir emanetle bu yolda yürüyoruz. Hem millet hem de Allah, gün gelecek bize bu emanetin hesabını soracak, biz bunun bilincindeyiz. Allah'ın izniyle hem milletin huzurunda hem Allah'ın huzurunda biz alnımızın akıyla bu hesabı vermek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
"Eğer devletin hazinesinden, milletin hazinesinden belediyelere giden para hakkıyla kullanılmıyorsa, verimli kullanılmlıyor, hizmete dönüşmüyorsa bunun vebali bizim için çok ağırdır" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Öyle belde belediyelerimiz var ki 2 bin, 3 bin nüfus var, bu ideali, daha aşağı in, 500 civarında olan da var, öyle mi? 300 var, 400 var. Bugün İstanbul, Ankara gibi yerlerde 30 bin, 40 bin nüfuslu muhtarlıklar var.
'Belediye' demiyorum, muhtarlık var. Ama Türkiye'de bu makamlar hep saltanat işlevi görmüş. Onun için 2 bin, 3 bin nüfusu var, 400, 500, 300 nüfusu var ama yanlarında bakıyorsunuz, o 2 bin, 3 binli olanlardan elimde bazı örnekler var da 250 tane maaşlı çalışanı var. Şimdi sen burada nasıl hizmet vereceksin, verebilir misin hizmet?
Öyle belde belediyelerimiz var ki gönderilen ödenek, bırakın hizmet üretmeyi maaş ödemeye dahi yetmiyor. Bu çarpık yapının sorumlusu sizler de değilsiniz bizler de değiliz. Bu çarpık yapının sorumlusu, 10 yıllardır birikerek gelen bu sorunu ele almayanlardır. Biz ele aldık , birlikte ele aldık ve bu soruna
biz neşter vurduk. Biliyorsunuz daha önce neşteri vurduk ama Danıştay'dan döndü.
Onların da vebali var, engellediler bu süreci. Eğer engellemeseydiler, bu daha önce çözülmüş olacaktı. Bu belediyelerin kapatılması neticesinde emin olun hiçbir şey kaybetmiyor ve kaybetmeyecek, tam tersine bu belediyeler kapatıldığında sizler kazanacaksınız, millet kazanacak, ülke kazanacak."
-"Bu bir yarış"
Belde belediyelerinin ilçelere bağlı olduğuna işaret eden Erdoğan, "Biz demokrasi mücadelesi veriyor muyuz? veriyoruz. AK Parti'ye gönül verdik mi? Verdik. Ben size açık, net birşey söyleyeyim. Bu bir yarış. İçinizde öyle başarılı belediye başkanı arkadaşlarım olabilir ki bunlar bulundukları ilçede belki yarının ilçe belediye başkanı olabilir. Bunun da önü açık. Dolayısıyla burada ne il başkanlarım ne ilçe başkanlarım ne belde başkanlarım hiçbirisi rahatsız olmayacaklar. Milletvekili arkadaşlarımız hakeza öyle. Bu bir yarış" diye konuştu.
En ideal adayla ilçe ve il seçimlerine katılmaları, bu seçimlerden de en büyük başarıyı elde ederek çıkmaları gerektiğini ifade eden Erdoğan, belde belediye başkanlarının bir kısmının yarın karşılarına ilçe belediye başkanı olarak çıkacağına inandığını vurguladı.
Bunun olmaması için hiçbir nedenin bulunmadığını dile getiren Erdoğan, "Çünkü belediyecilik deneyimi var artık o da bu işi biliyor. Bütün mesele nedir? Bütün mesele, orada ilçede, aramızda yapacağımız kamuoyu araştırmalarında acaba ilçede halkımız ne diyor? 'Biz filancayı destekliyoruz' diyor. Eyvallah, biz
onunla yürürürüz" dedi.
-"Kimsenin nefsini tatmin etmek için burada değiliz"
İlkelerinin bu olduğuna işaret eden Erdoğan, "İlçe başkanlarının böyle bir tasarrufu yoktur, böyle bir hakkı yoktur. İl başkanlarımın da böyle bir tasarrufu, böyle bir hakkı yoktur. Bu kadar açık söylüyorum. Bu bir yarıştır ve bu yarışın içerisinde bizi en ideal kim temsil edecekse ve o ilçede ilçedeki mensuplarımız kimi belediye başkanı olarak görmek istiyorsa benim ilçe başkanım da il başkanım da onun yanında yer alacak. Aksi takdirde bu davaya haksızlık yapmış olurlar, bu davaya ihanet etmiş olurlar. Biz kimsenin nefsini tatmin etmek için buralarda değiliz" diye konuştu.
Erdoğan, bazı belde belediye başkanlarının, ilçe başkanlarından yakınması üzerine, "Bunları Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcıma, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıma bildirin, gereği neyse biz onları yaparız. Bunlardan sizlerin de yakından ilgilenmesi lazım. Eğer hakikaten
bilgilerle, belgelerle bunlar geliyorsa bunların gereği de yapılmalı" dedi. Belde belediye başkanlarına seslenen Erdoğan, şunları söyledi:
"AK Parti'nin belde belediyeleri olarak bugüne kadar gerçekten güzel işler yaptınız, güzel çalışmalara imza attınız. Burada bir kez daha hepinizi tek tek kutluyor, bir kez daha hepinize şükranlarımı ifade ediyorum. Bugüne kadar birlikte sürdürdüğümüz hizmet yolculuğu, inşallah bundan sonra da hepbirlikte
devam edecek. AK Parti teşkilatı içinde farklı makamlarda, farklı görevlerde, beldelerimize, ülkemize hizmet üretmeye hep beraber devam edeceğiz. Makamlar değişebilir, değiştiği anda da bulunduğunuz makam neyse orada bu göreve devam etmeniz gerekir. Belediye başkanlığı süresince edindiğiniz tecrübeden, birikimden her aşamada istifade edeceğiz."
Belediye başkan adayı olamayanların dışlanmaması ve onlardan isitfade edilmesini isteyen Başbakan Erdoğan, yetişmiş insanın kolay kolay bulunmadığını söyledi. Büyükşehir belediyelerinde tek meclis olduğu için öneminin arttığını da vurgulayan Erdoğan, başarı için her türlü öneriye açık olduklarını söyledi. Erdoğan, "Türkiye'yi bugünlere birlikte taşıdık. Çok daha ileri seviyelere de inşallah birlikte taşıyacağız. Bizim teşkilatımıza, küsükünlük, kırgınlık, dargınlık asla yakışmaz. Biz hizmet ehliyiz, hizmet için varız ve öyle kalmaya devam edeceğiz" dedi.
Başbakan Erdoğan, millete hizmet etmenin tek yolunun belli makamlarda oturmak olmadığını, her yerde her kademede hizmetin mümkün olduğunu kaydetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği Parlamentosunun Türkiye ile ilgili alacağı kararı tanımadığını belirterek, "Bu kararı alanlar, önce Yunanistan'a baksınlar. Yunanistan'da halkla polisin karşı karşıya geldiğinde acaba AB'nin yetkilileri, hatta eurozone, onlara para vermekten başka ne yaptı? 100 milyar avroyu aşkın para verdi onlara, destek verdi ve onlar bütün o gösterilerini, yürüyüşlerini niye yaptı" diye sordu.
Başbakan Erdoğan, kapatılan belde belediyelerin AK Partili başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, iki haftayı aşkın süredir Taksim'de başlayıp ülke genelinde bazı noktalarda devam eden gösterilerin halkı ciddi şekilde rahatsız ettiğini söyledi. Sessiz yığınların ibretlik ve son derece anlamlı bir sükut, sabır ve itidal içerisinde gelişmeleri takip etmeye devam ettiğini kaydeden Erdoğan, yarın yapılacak AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda gösteriler yoluyla Türkiye'de nasıl bir oyun oynanmak istendiğini bütün boyutları ile milletle paylaşılacağını
bildirdi.
Cumartesi günü Ankara Sincan'da saat 17.00'de, pazar günü 18.00'de de İstanbul Kazlıçeşme'de birer miting yapacaklarını anımsatan Erdoğan, "Daha önce ifade ettim, bu mitingler bir kitlenin karşısına başka bir kitleyi çıkarmayı amaçlamıyor. Eğer böyle bir şeyi düşünecek olsak aynı mahalde biz de bunu yaparız ama aynı mahalde yapmıyoruz dikkat edin. Hukukun bize tayin ettiği, belirlediği yer neresiyse orada bu mitinglerimizi yapıyoruz. Bu mitingler sessiz yığınların sesini hem Türkiye'ye hem tüm dünyaya ulaştırmayı amaçlıyor" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, "Şu anda Türkiye'deki bir kısım medya, onlarla birlikte bazı uluslararası medya kuruluşları, gösterileri bir Türkiye manzarası olarak sunmak gibi aldatıcı aynı zamanda ahlaksız bir girişimin içerisindeler" ifadesini kullandı.
Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sanki bütün Türkiye yanıyor, bütün Türkiye yıkılıyor. Belli yerlerde lokal, mevzi olarak bu tür şeyler yapıldı. Şimdi şu otelden çıktığınız zaman alt geçitteki o canım seramiklerin nasıl kırıldığını görürsünüz. Kimler kırdı bunları, bu ülkeyi sevenler mi, çevreciler mi? Bütün belediye duraklarını kimler yaktı, yıktı? Otobüsleri kimler yaktı, yıktı? Emniyetin bütün araç gereçlerini kimler yaktı yıktı? Benim sivil vatandaşımın 200 kadar aracını kimler yaktı, yıktı?
Sevgili kardeşlerim bunları dürüst anlamak, anlatmak görevimiz değil mi? Yapacağımız mitinglerle hem Türkiye kamuoyuna hem dünya kamuoyuna gerçek bir Türkiye fotoğrafı sunacağız."
-"Avrupa'nın haddine mi?"-
Avrupa'nın Türkiye'ye yaklaşımını eleştiren Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Dün Avrupa Birliği Parlamentosunda birileri çıkmış birşeyler söylemişler. Bakın ben buradan bugün cevabını veriyorum. İlgili bakanlarım da zaten gerekli görüşmeleri kendileriyle yaparlar. Avrupa Birliği Parlamentosunun bizlerle ilgili alacağı kararı ben tanımıyorum.
Bu kararı alanlar, önce Yunanistan'a baksınlar. Yunanistan'da halkla polisin karşı karşıya geldiğinde acaba AB'nin yetkilileri, hatta eurozone, onlara para vermekten başka ne yaptı? 100 milyar avroyu aşkın para verdi onlara, destek verdi ve onlar bütün o gösterilerini, yürüyüşlerini niye yaptı? İşsizlik için
yaptı. Açız diye yaptı. Sendikalılarla ilgili olarak yaptı, şundan dolayı, bundan dolayı yaptı.
Daha dün, evvelki gün İngiltere'de, G-8 ile ilgili yapılan gösterilerde 30'u aşkın gösterici gözaltına alındı. Yerlerde sürüklüyorlardı, fotoğraflarda var ama Türkiye'deki bu gösterilerde, yandaş olan medya bile
bunları göstermedi. AB Parlamentosu acaba İngiltere'ye yönelik ne söyledi, kendi üyesi? Şu anda Türkiye AB'nin üyesi değil, müzakereci. Sen nasıl oluyor da benimle ilgili böyle bir karar alabiliyorsun? Senin haddine mi?"
Olayların karşılıklı olarak iyi analiz edilmesini ondan sonra konuşulmasını isteyen Erdoğan, "Genişlemeden sorumlu olan bir adamları var. Buraya geliyor bizimle konuşuyor. Benim karşımda en ufak bir antitez ileri süremiyor çıkıyor twit atıyor. Bu ahlaki mi? Öbür tarafta sosyal demokrat bir
tanesi 15 gün önce bakıyorsun Türkiye'deki anamuhalefeti eleştiriyor, şimdide o yanlışını, kendisine göre, düzeltmek üzere yeni bir açıklama yapıyor bu sefer o da bizi eleştiriyor. Ya sen biliyor musun buradaki olaylar nedir?" görüşünü dile getirdi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Taksim Gezi Parkı konusunda dün görüştüğü heyete parkın geleceğine ilişkin "plebisit yapalım" önerisi sunduğunu belirterek, "Referandum sadece Anayasa değişikliklerinde uygulanabilir yasalarımıza göre ama plebisit o ildeki
belediyenin yapabileceği bir uygulamadır. Bunlar Yüksek Seçim Kurulu ile olan bir iş değil. Öyle bir durum da yok. Yerel Yönetimler Yasası ile alakalı olarak 15'inci maddede belirlenmiş bir şey" dedi
Başbakan Erdoğan, kapatılan belde belediyelerinin AK Partili başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, dün akşam saatlerinde bazı samimi ve dürüst Gezi Parkı eylemcileriyle bir araya geldiğini anımsattı.
Bu görüşmede, samimi çevrecilerin, illegal örgütlerle aralarına perde çekmek zorunda olduklarını vurguladığını ifade eden Erdoğan, heyettekilerin illegal örgütlerle ilişkileri olmadığını dile getirdiklerini söyledi. Erdoğan, "Siz, ne kadar bunu söylerseniz söyleyin, aynı olay mevkiindesiniz, aynı
yerdesiniz dolayısıyla burada benim polisimi de eleştiremezsiniz ve kurunun yanında yaş böylece yanar" dedi.
Atatürk Kültür Merkezi ve Taksim'deki Atatürk Anıtı'nın işgal altında olduğunu, üzerlerine paçavralar asıldığını anlatan Başbakan Erdoğan, ilgili bakana "24 saat içinde bu paçavralar indirilecek" talimatı verdiğini, sonrasında AKM ve anıtın paçavralardan temizlendiğini kaydetti. Erdoğan, "Meydan artık bu
halkın meydanıdır, tüm İstanbulluların, tüm ülkemin, tüm uluslararası ülkeme gelen insanların meydanıdır. Dolayısıyla biz, bu illegal örgütlerin cirit attığı bir yer haline bu meydanımızı getiremeyiz, bunları oradalardan temizleyeceğiz" diye konuştu.
Erdoğan, "samimi, dürüst olanların başımız gözümüz üstünde yeri var" dediklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Sorun Gezi Parkı olayı ise kusura bakmasın bazılarının otelin üst katlarından Gezi Parkı'nı seyretme ihtiyaçları olabilir ama benim böyle bir ihtiyacım yok. Çünkü ben o Gezi Parkı'nı çok iyi bilenlerdenim. Çünkü gençliğimin en ideal yılları, hep o Gezi Parkı çevresinde geçti. Belediye başkanlığımın bütün
hizmetinin ağırlıklı k ısmı oralarda geçti, bir Kasımpaşalı olarak ve Beyoğlu'nun bir çocuğu olarak, doğmuş, büyümüş bir genci olarak orayı çok iyi bilirim. Kimse bize Gezi Parkı ile ilgili ders vermesin. Kaldı ki Gezi Parkı'nda bu ağaçların tamamının temizlenmesi gibi bir şey söz konusu değilken bu y aygaralar kopartıldı. Çevre bilincini iyi anlamamız lazım. Çevre sadece yeşil değildir, çevre
kavramının içinde yeşil bir başlıktır ama bunun yanıda tarih, kültür, gürültü kirliğili vardır, görüntü kirliğili, ses kirliliği vardır. Bütün bunların hepsi çevre kapsamı içerisindedir. Siz bunları yok farz edemezsiniz.
Taksim Meydanı otobüslerden geçilmezdi. Egzoz, bu gazların kokusunu mu teneffüs edelim? Bu kardeşiniz İstanbul'a belediye başkanı olduğu zaman şu anda aleyhte yazı yazanlar maske dağıtıyordu İstanbul halkına, hava kirliğinden olumsuz etkilenmesinler diye. Ama biz kısa zamanda İstanbul'u tertemiz bir havaya kavuşturduk. Çöp yığınlarından geçilmiyordu. Şu anda Gezi Parkı çevrecilik adına
pislikten geçilmiyor. Bazıları çok muhteşem falan diyor, kusura bakmasınlar bizi de aldatmaya yeltenmesinler, sidik kokusundan geçilmiyor ve birçoğu büyük abdestini de oraya yapıyor. Bunların hepsi tespitle mevcuttur. Burada samimi olanları kast etmiyorum, onlar gidiyorlar orada anlaştıkları bazı otellerde bu ihtiyaçlarını gideriyorlar. Orada her şey ücretsiz biliyorsunuz. O ücretlerin de tabi kaynağı enteresan. Her durum orada onlara göre meşru, böyle bir tablo var, bunu da güya çevrecilik adına yapıyorlar."
"Biber gazını yeri geldiğinde güvenlik gücü kulanır, bu onun en doğal, tabi, hukuki bir hakkıdır"
Başbakan Erdoğan, AKM ve Taksim Anıtı'nın temizlendiğini, polisin orada görevini yaptığını ve biber gazı kullanımını eleştirenleri de anlamadığını belirterek, "Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletiyiz. Herkesin bu hukuk devletinde hukuk kurallarına uygun hareket etme mecburiyeti vardır. Biber gazını
güvenlik güçlerimiz kullanabiir mi? Evet, gerek AB müktesebatı gerek ileri demokraside, Amerika dahil hepsinde biber gazı kullanılır. Bu suydu, hatta boyalı suydu, ardından aynı şekilde biber gazını yeri geldiğinde güvenlik gücü kulanır, bu onun en doğal, tabii, hukuki bir hakkıdır, yetkisidir. Bunu kimse saptırmasın" değerlendirmesinde bulundu.
Gezi Parkı olayları sırasında 600'ü aşkın polisin de yaralandığını, şu anda hastanede yatan polisler bulunduğunu, bir komiserin de şehit olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, "Bunları niye konuşmuyorsunuz? Yatıyorlar, kalkıyorlar, polis de polis. Bunların sorgulanması lazım diyorsunuz da bu illegal örgütlerin, bu yakıp yıkanların sorgulanmasını niye gündeme getir miyorsunuz?
Bunları kimse gündeme getirmiyor. Açıklama yapıyorlar, 'gözaltına alınanlar bırakılsın' diyorlar, emriniz olur, hemen bırakacağız zaten" diye konuştu. Yürütme olarak görevlerini yaptıklarını, yargının da üzerine düşen görevi yapmasını beklediklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ben yargından da üzerine düşeni yapmasını bekliyorum. Bu kadar açık konuşuyorum, bu mesajın nereye gittiği bellidir. Çünkü molotofkokteyli kullanmak suçtur, yakıp-yıkmak, kamu düzenini bozmak suçtur, bunların hemen hemen tamamı kamu düzenini bozmaya yönelik girişimler içindedir. Molotofkokteyliyle yaptıkları ortadadır, kamu mallarına zarar vermek ortadadır. Şu anda 100 trilyonu aşkın
zarar var, kim ödeyecek bunu? O fakir vatandaş adına devlet ödeyecek yani sizlerden toplanan vergilerden elde edilen imkanlarla bunu şimdi biz ödeyeceğiz. Bu 100 trilyon şu anda, bunun daha fazla olduğu kanatindeyim. Esnaflarımız, tüccarlarımız iş yapamaz hale geldi. Bu sadece Taksim Meydanı'nda İstiklal Caddesi'nde ve çevresinde değil Türkiye genelinde. Aynı şekilde şoför esnafımız,
taksici, minibüscü bunlar da...
Belediye otobüslerini yakıp yıkıyorlar, ondan sonra da geçiyor şoförün makamına oradan poz veriyor. Yaktıkları, yıktıkları yerde bunu yapıyorlar. Bu bir vatansevere, bu ülkenin evladına, vatandaşına yakışır mı? Bunun adı bir özgürlük mücadelesi, hak arama mücadelesi olamaz. Ben o samimi, çevreci dürüst olan kardeşlerime diyorum ki: Bizi daha fazla üzmeyin, siz oradan çekilin ve bizi o uç
terör örgütleriyle iç içe olanlarla karşı karşıya bırakın, biz o Gezi Parkı'nı temizleyelim ve bunu sahiplerine teslim edelim. Çünkü, oranın sahibi onlar değil oranın sahibi tüm İstanbul'dur, İstanbul halkıdır, tüm gelen yurt içinden, yurt dışından turistlerdir. Herkes geldiği zaman oray ı rahatlıkla gezebilsin."
-"Plebisit, referandumun değişik şekli"
Başbakan Erdoğan, dün akşam Gezi Parkı heyetiyle Topçu Kışlası konusunu da görüştüklerini anımsatarak, "Akşam gelenlere dedim ki 'bu konuda bu kadar hassas mısınız, direniyor musunuz? Peki o zaman plebisit yapalım.' Referandumun değişik şekli, referandum sadece anayasa değişikliklerinde
uygulanabilir, bizim yasalarımıza göre ama plebisit o ildeki belediyenin yapabileceği bir uygulamadır. Yani kendi halkına bunu sorar, bunu dar çerçevede Beyoğlu'nda da daha geniş çerçevede İstanbul için de yapabilir. Bunlar Yüksek Seçim Kurulu ile olan bir iş değil. Yerel Yönetimler Yasası ile alakalı olarak bu 15'inci maddede belirlenmiş bir şey, bu adımı bu şekilde atabiliriz. Tabii gelen arkadaşların bir kısmı buna sevindi, bir kısmı ise buna sıcak bakmadı. Fakat ya buna evet diyeceksin ya da uygulamamıza evet diyeceksin" diye konuştu.
Topçu Kışlası ile ilgili projeye ilişkin araştırmayı 2011 seçimlerinden önce yaptırdıklarını ve "İstanbul'a 7 dev, çılgın proje" olarak 3 bin kişinin katıldığı basına açık bir toplantıda tanıttıklarını anımsatan
Başbakan Erdoğan, "Bunu açıkladığım anda salon ayaktaydı, ayakta alkışladı. O kadar sevdiler, beğendiler ve o günden bugüne biz bir olumsuz yaklaşım duymadık" dedi.
İstanbul'a üçüncü havalimanı ihalesinin de 22 milyar 152 milyon avro bedelle bir Türk konsorsiyumuna verildiğini, bu bedelin KDV ile yaklaşık 30 milyar, yapılacak diğer yatırımlarla da 36-37 milyar avroyu bulacağını anlatan Başbakan Erdoğan, 2017'de bu havalimanın bitirileceğini, Cumhuriyet'in 100'üncü
yıl dönümü olan 2023 hazırlıklarını bu çerçevede sürdüreceklerini vurguladı.
Başbakan Erdoğan, "nefes alacak yerimiz yok" eleştirilerini de cevaplandırarak, "Burada ağaçlar kesilmiyor. Değerli kardeşlerim, sevgili İstanbullular, ülkemin sevgili insanları, burada şu an bulunan toplam ağaç sayısı 600'e yakın, bunun içinden 70-80 tanesi kesilmiyor, sökülüyor ve bunlar Topçu
Kışlası'nın çevresine dikiliyor, yeni yayalaştırma projesiyle uygun yerlere dikiliyor. Daha önce egzoz kokusundan geçilmiyordu, şimdi ne otobüsler, ne araçlar olacak. Herkes çocuğuyla, çoluğuyla Taksim Meydanı'nda dolaşabilecek."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şehirlerde terör estirilmesine izin vermeyeceklerini, sokakta, mahallede, şehirde huzur bozanlara eyvallah etmeyeceklerini belirterek, "Türkiye'de sokakta hesap görme dönemi tamamen kapanmıştır. Milletin iradesini sokakta gasp etme dönemi kapanmıştır. Milleti sindirme, milleti korkutma, ürkütme dönemi tamamen kapanmştır" dedi. Erdoğan, kapatılan belde belediyelerinin AK Parti'li başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Taksim Meydanı'nın Gezi Parkı dahil olmak üzere toplam 100 bin metrekare olduğunu, Topçu Kışlası'nın ise 11 bin metrekare alana oturduğunu söyledi.
Toplu Kışlası'nın içinde 70-80 ağacın dışındakilerin tamamının kalacağını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Toplu Kışlası'nın kapalı olmayacağını, ana girişin açık tutulacağını belirterek, "Yani İstanbul halkı Topçu Kışlası'nın içine rahatlıkla girebilecek" dedi.
Topçu Kışlası'nın, kışla işlevi görmeyeceğini belirten Erdoğan, Türkiye'de şehir müzesi olmadığına dikkati çekerek, buranın İstanbul Şehir Müzesi olacağını belirtti.
Topkapı Müzesi'nde, Dolmabahçe'de depolarda çürüyen binlerce obje olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Biz bunları bu şehir müzesinde sergileme şansı bulacağız. Yerli,yabancı kim gelirse gelsin, burayı ziyaret edecek ve herkes inanıyorum ki bu güzel projenin önünde resimler çektirecekler. Çok farklı bir işleve sahip olacak.Buna olan inancım, bunu adeta şu anda görüyor gibiyim, böyle bir durum olacak.
Bundan İstanbullu kazanacak, İstanbul kazanacak ve bütün o çevre kazanacak.Mesela Atatürk Kültür Merkezi ile ilgili açıklamamı yaptım. Burası depreme dayanıklı değil şu anda yıkıldı, yıkılıyor, böyle bir durumu var.
'Güçlendirelim' dediler, ben tabii karşı çıktım fakat arkadaşımız ısrar etti. Şimdi yeni bakanımıza talimatı verdik, durduruldu, buradaki hedefimiz de biz burayı yıkalım, bunun yerine yanındaki, arkadaki boşluk dahil, hepsini bu projeye dahil etmek suretiyle, ulusal, uluslararası fark etmez bir proje yarışması yapalım ve burada dev bir opera binası yapalım. Çok işlevi olan bir opera binası yapalım. Bu opera binası ile Türkiye'de bir ilki aslında yapacağız. Çünkü bizim böyle büyük bir opera binamız yok, küçüğü de yok zaten. 2 bin 500-3 bin izleyiciye imkan tanıyacak bir opera binasını yapmamız aslında iktidarımızın
bir damgası olacaktır. Buna haset edenler, bunu kıskananlar, bunları yapamayanlar bizim karşımıza dikiliyor, 'AK Parti bunu nasıl yapar? Hayret, olur mu böyle bir şey? Ne yapacağız? Bunların önünü keselim' diye."
-"Bize mi sordun kardeşim"
Bunları söyleyenlerin çevreciliği kendilerinden daha iyi bilemeyeceğini söyleyen Erdoğan, 'SEKA Kağıt Fabrikası'nı yıkacağız' dediklerinde karşılarına CHP'nin çıktığını hatırlattı.
CHP'nin o dönemki genel başkanının milletvekillerini yanına alarak Kocaeli'ne gittiğini ve SEKA kağıt fabrikasında gösteriler yaptığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Biz ne dedik? 'Buraya park yapacağız, yeşil alana dönüştüreceğiz, çalışanları da mağdur etmeyeceğiz' dedik. Onlar günlerce, haftalarca gösteri yaptılar. Şimde SEKA kağıt fabrikasının yerinde ne var? Dev bir park var, bir de ufak müze var. Şimdi kim samimi, kim dürüst? Şimdi git o SEKA kağıt fabrikasından
itibaren, oralar o sahilde tamamıyla yemyeşil alanlar, park alanları, tamamıyla halka arz edilmiş durumda. Bunu yapan AK Parti iktidarı, AK Parti belediyesi, biz yaptık. Biz, halkımızın hakkını gasbetmeye müsaade etmeyiz. Bakınız, Hilton. Hilton'un yanında yeşil alan vardır, epeyce büyüktür. Hilton'un sahipleri bu yeşil alanı Hilton'a ilave etmek istediler ve Şişli Belediyesi ile de bununla ilgili girişimlerde bulundular. Büyükşehir Belediye Başkanım bana durumu aktardı, böyle bir gelişme var dedi, dedim ki: Asla müsaade etmeyeceksin, kesinlikle buna müsaade etmeyeceksin.' Biz orada o yeşil alana dokundurtmayız. Şu andaki binasını restore edebilir, renovasyon yapabilir, ne yaparsa yapsın ancak o yeşil alana dokundurtmayız. İşte 'Ben burayı bunu düşünerek satın aldım, bilmem ne yaptım.'
Bize mi sordun kardeşim? Burası yeşil alan. Dolayısıyla biz burada böyle bir şeye müsaade etmeyiz. "
-"Allah aşkına sen nasıl çevrecisin?"
AK Parti iktidarı olarak 2 milyar 800 milyon fidan ve ağaçtan bahsettiklerini dile getiren Başbakan Erdoğan, "Çıkıyor bir tane muhalefet partisinden, hesaplar yapmış kendine göre, kaç metrekareye ne kadar ağaç dikilir diye. Ağaç değil, fidan. O fidanlar yetişecek inşallah onları senin de çorak olan
arazilerine dikeceğiz, merak etme. Bunları bilmesi lazım. Bunlara fidan nedir diye sorsan, ağaç diye tanımlar. Ağacı sorsan fidan diye tanımlar. Onun için lütfen bu oyunlara da gelmeyelim" dedi.
Katılımcılardan birinin "Aşırı idrara maruz kalan (Gezi Parkı'ndaki) ağaçlar kuruyacaktır" sözleri üzerine de Erdoğan, "İşte bak çevreci" diye karşılık verdi. Milletin bunlara iltifat etmediğini çok iyi bildiğini belirten
Erdoğan, şunları kaydetti: "Kendi üniversitesinin öğrencilerini bu gösterilere gönderen bir
üniversite 15 yaş üzeri on binlerce ağacı kesmek suretiyle oraya üniversite yapan bir gruptur. Öğrencilerini buraya gönderiyor ve şu anda oradaki üniversite mahkemeler neticesinde, 'burası devletindir' neticesinin çıktığı bir üniversitedir. Ama oradaki orman, onlar tarafından katledilmiştir. Şimdi bizim karşımıza çevreci diye çıktı. Allah aşkına sen nasıl çevrecisin? Aslında burada
onların kestikleri bu ağaçların hesabını ayrıca vermeleri lazım. Bunlar bir garip, bunlara karşı duyarlı, dikkatli olmamız lazım, kim çevreyi sever, kim yeşili sever bunu da çok iyi bilmemiz lazım."
-"O akşam açıklaması manidardır"
Üçüncü havalimanına yönelik açıklamasında Atatürk Havalimanı'nın belli bir kısmının küçük bir havalimanı olarak kalacağına, gayet büyük bir kısmının ise orman alanı haline getireceğine ilişkin sözlerini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Şu anda eski adıyla Yeşilköy Havalimanı, yeni adıyla Atatürk Havalimanı olan yerde, uluslararası camiada iş adamları ile ilgili ufak uçakların indiği ufak havalanları olur, orada öyle bir havalanı bırakacağız, tek pistli havaalanı. Ama o büyük olan kısmını inşallah orayı da 'bir park, bir orman
alanına çevireceğiz' dedik. Bunu da söyledik, buna rağmen 'İstemezük, istemezük.' Tamam o zaman plebisit yaparız. Bunun neticesinde ne çıkıyorsa o. Bununla ilgili olarak yarın Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızda belediye başkanım da burada olacak, kendilerine gerekli talimatı bununla ilgili vereceğiz. Bu arada yürüyen bir idari mahkeme var. Bunun da neticesini bir görelim istiyoruz, sonuna
kadar bunu da devam ettireceğiz. Neticesini takip edeceğiz. Benim üzüntümde şudur: İdari mahkeme bunu, bu Gezi Parkı olaylarının patlak verdiği anda, o akşam açıklaması manidardır. Bir diğer özelliği de şu: Yürütmenin savunmasını verinceye kadar yürütmenin durdurulmasına diye bir kararın verilmesi de manidardır. Bir defa ortada ne var? Şu anda ihalesi yapılmış bir proje mi var? Yok. Ne yapılacağı
belli olan bir süreç mi var? Yok. Bir kişi size bir yazı yazıyor, siz bu yazı üzerinden böyle bir kararı veriyorsunuz. Nasıl böyle bir kararı verirsiniz? Bu ülkenin bu hale gelmesine nasıl bir zemin hazırlarsınız? Böyle bir adım atılır, diyelim ki ihale yapılır, yürütmeyi durdurmayı verirsiniz. Ne ihale var, ne proje var, ne şu var, ne bu var, hiçbir şey yokken siz kalkıyorsunuz bunun kararını veriyorsunuz. Bu düşündürücüdür."
-"Biz bu sistemi bozduk"
"Türkiye AK Parti dönemine kadar imtiyazlıların haklı olduğu bir ülkeydi. Kaymak tabaka, elit tabaka, seçkinler, bazı sermaye çevreleri özellikle de faiz lobisi bir avuç olmasına rağmen 76 milyona hükmediyor, 76 milyona dayatmalarda bulunuyordu" ifadelerini kullanan Başbakan Erdoğan, geçen yılın en çok kazananlar arasındaki ilk 13 firmasından 11'inin finans kuruluşu olduğuna dikkati çekti.
Bu tablonun görülmesini isteyen Erdoğan, "Tabii biz bu sistemi bozduk. Çünkü 642 milyar devletin cebine girdiği için bunlar rahatsızlar. Çünkü onu da istiyorlardı biliyor musunuz, bunlar doyumsuzdur. Bunlar bir gecede yüzde 7 bin 500 faizle para kazananlar, yüzde 7 bin 500. Tabii şimdi böyle bir şey olmuyor" diye konuştu.
Yerel seçimlere yaklaşık 8 aylık bir zaman kaldığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, "Çok açık söylüyorum, şehirlerde terör estirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Sokakta, mahallede, şehirde huzur bozanlara biz eyvallah etmeyeceğiz. Kimin hesabı varsa yerel seçimler var, gelsin hesabını sandıkta görsün. Şimdi, Türkiye'de sokakta hesap görme dönemi tamamen kapanmıştır. Milletin iradesini sokakta gasp etme dönemi kapanmıştır. Milleti sindirme, milleti korkutma, ürkütme dönemi tamamen kapanmıştır."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ben tekrar Gezi Meydanı'ndaki veya Gezi Parkı'ndaki kardeşlerime, genç yavrularımıza sesleniyorum, burada sizler samimi olarak talebinizi ortaya
koydunuz. Artık lütfen çevreyle ilgili, yeşille ilgili bu samimiyetin dışında orada illegal örgütlerin uzantıları var, samimiyetsiz olanlar var. Bunların oyununa gelmeyin ve bu işgale siz aracı olmayın. Siz oradan çekilin ve bizi bu illegal örgütlerle karşı karşıya bırakın, onların hakkından biz geliriz" dedi.
Erdoğan, kapatılan belde belediyelerinin AK Partili başkanlarının katıldığı toplantıdaki konuşmasında, dün akşam bazı sanatçıları kabul ettiğini hatırlattı. ''Yanlarında bazı sanatçılar daha gelecekti" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Çok ilginç şeyler söylediler, üzüldüm. Dediler ki 'Ulusal, uluslararası bu sanatçılarımıza çok ciddi baskılar yapılıyor. Eğer oraya, Başbakana gidecek olursanız bütün anlaşmalarınızı iptal ederiz. Reklam vermeyiz, yayın politikalarınızı gözden geçerin.' Hani siz demokrattınız? Hani siz özgürlükçüydünüz? Niye bu baskıları yapıyorsunuz? Nasıl oluyor bu iş? Benim belediye başkanıma pazar günü için diyor ki 'Siz zorla işçileri dışarı döktünüz.' Pazar günü zaten tatil. Hür iradesiyle oraya gelen bir işçiye kim karışabilir?
Bizi buraya getiren millettir, millet 'dur' derse otururuz, dururuz, 'kal' derse kalırız, başka da hiç kimsenin dayatmasına kulak asmayız." -"Gezi Parkı işgal güçlerinin değildir"
Milletin şu anda büyükşehirlerin sokaklarında neler olduğunu çok iyi gördüğünü, ibretle ve sabırla izlediğini vurgulayan Erdoğan, "Biz 'hukuk' diyeceğiz, biz 'demokrasi' diyeceğiz, 'sabır' diyecek ve hesabımızı sandıkta göreceğiz" diye konuştu.
Konuyu partisinin yarınki Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuyu detaylı şekilde paylaşacağını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Ben tekrar Gezi Meydanı'ndaki veya Gezi Parkı'ndaki kardeşlerime,
genç yavrularımıza sesleniyorum, burada sizler samimi olarak talebinizi ortaya koydunuz. Artık lütfen çevreyle ilgili, yeşille ilgili bu samimiyetin dışında orada illegal örgütlerin uzantıları var, samimiyetsiz olanlar var. Bunların oyununa gelmeyin ve bu işgale siz aracı olmayın. Siz oradan çekilin ve bizi bu
illegal örgütlerle karşı karşıya bırakın, onların hakkından biz geliriz. Çünkü bu Gezi Parkı milletindir, tüm İstanbullularındır, gelen giden turistlerindir, buna kimse orada işgalde bulunamaz. Dolayısıyla artık biz bu sabrımızı şu ana kadar devam ettirdik ama artık sabrın sonuna geldik, ben bu uyarımı son bir defa daha yapıyorum ve diyorum ki 'Anneler, babalar lütfen yavrularınıza sahip çıkın, bu yavrular artık oradan çekilsinler.' Biz bir taraftan zaten yargı sürecini bekliyoruz öbür taraftan plebisit noktasında bir adım atarız. Bu plebisitle İstanbul halkı neye karar veriyorsa biz de bu karara uyarız. Ama lütfen yavrularınıza sahip çıkın, çekin, alın aksi takdirde daha fazla bekleyemeyiz çünkü Gezi Parkı işgal güçlerinin değildir, Gezi Parkı İstanbullunundur, tüm milletindir. Bunu özellikle hatırlatmak istiyorum."
Erdoğan, toplantıya katılan belediye başkanlarını da hizmetlerinden ve gösterdikleri fedakarlıklardan dolayı da tebrik etti.
-AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Türel-
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Menderes Türel de bir imtihandan geçtikleri dönemi yaşadıklarını belirterek, Taksim Gezi Parkı'nda birkaç ağaç ve masum gösterilerin arkasında sinsi planın yattığını söyledi.
Saf ve masumane vatandaşların bir kısmının bu oyuna alet edildiğini ifade eden Türel, "Artık oyunun şekli deişmiştir. Bu oyun geçmişteki oyunlardan çok ustacadır. Ama içeride kimse bunun anlamını, nedenini, nasılını sormuyor. Geçmişte bu işler farklı güçlerle yapılırdı. Bu artık sivil itaatsizliklerle
yapılıyor. Bu işin arkasını bilmeyenler anlayamaz. Sanki halk hareketi gibi anlaşılır. Sivil bir hareket gibi görünür. Gerçekte bu da yeni bir darbe şeklidir. Asıl hedef demokrasidir, büyük Türkiye'dir" diye konuştu.
"Hep bir fırsat beklediler" diyen Türel, sadace geçen ay ekonomide yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, "Aylardır terör nedeniyle de şehit cenazesi kaldırmıyoruz. Bütün bunlar birilerini rahatsız etti. Bu masum görüntüler arkasında sinsi, şeytanca plan var" dedi.
"Anamuhalfet partisinin yurt dışında 'katil' diye açıklamaları bu oyunun bir parçasıdır" ifadelerini kullanan Türel, şunları söyledi:
"Artık 1970'lerdeki terör ortamı yok. Artık 28 Şubat şartları da yok.Sokaklardaki kalabalığa kimse kanmasın. Bugün böyle gösteriler yapılıyorsa ülkenin geldiği demokratikleşmenin aynasıdır. 10 yıl önce Taksim'de gösteri yapmaya dahi cesaret edilemezdi. 10 yıl önce ekmek, aş isteyenler bugün farklı
talepleri oluyorsa bu AK Parti iktadarının başarısıdır."
Türel, önümüzdeki dönemde yapılacak seçimlerin küresel odaklara teslim olmama, dik ve bağımsız durma seçimi olacağını vurgulayarak, "Gezi Parkı bitecek başka şey çıkaracaklar. Sürekli bu ülkede kargaşa çıkarttılar. Terörü kışkırtabilirler. Yeni terör saldırısı Allah korusun söz konsu olabilir. İçimize
nifak sokmaya çalışacaklar. Nifak saldırısı artarak devam edecektir. Bu defa daha fazla tek vücut olmak zorundayız" şeklinde konuştu.
AA
